Haberin öne çıkan noktaları
- Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, Inter karşılaşması öncesinde Ukrayna’daki savaşın takım üzerindeki etkisini anlattı. Turan, savaşın normalleştirilemeyeceğini vurgularken, 8 yaşındaki taraftar Roman’dan aldığı hayat dersini de paylaştı.
Shakhtar Donetsk Teknik Direktörü Arda Turan, UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Inter ile oynayacakları maç öncesinde takımının sportif hedeflerini, Ukrayna’daki savaşın yol açtığı zorlukları ve Galatasaray döneminden unutamadığı anıları değerlendirdi. Turan, savaşın gündelik hayatın sıradan bir parçası gibi görülmemesi gerektiğini belirterek Ukrayna’da her gün insanların yaşamını yitirdiğini ve dünyanın bu gerçeği bilmesi gerektiğini söyledi.
Göreve başladığında yetenekli oyunculardan oluşan ancak güçlü bir takım kimliği geliştirmesi gereken bir kadroyla karşılaştığını anlatan Turan, ilk sezonlarında ligi kazandıklarını ve Konferans Ligi’nde yarı finale yükseldiklerini hatırlattı. Şampiyonlar Ligi’nde de varlık göstermek istediklerini belirten deneyimli teknik adam, bu seviyede küçük ayrıntıların sonucu belirlediğini, yanlış bir vücut pozisyonunun dahi ağır sonuçlar doğurabildiğini ifade etti.
Takımının oyun anlayışını da anlatan Arda Turan, sahada ne yapmaları gerektiğini bilen bir ekip oluşturmaya çalıştıklarını söyledi. Topa sahip olmayı, karşılaşmayı kontrol etmeyi ve top kaybının hemen ardından reaksiyon vermeyi hedeflediklerini aktaran Turan, sportif açıdan son derece zor bir iş yaptıklarını ancak savaş koşullarının bir mazeret olarak görülmesini istemediğini vurguladı.
“Dünya bilsin; Ukrayna’da insanlar ölüyor”
Ukrayna’daki savaşın takımın günlük planlamasını doğrudan etkilediğini belirten Turan, oyuncuların otobüs ve trenlerle saatler süren yolculuklar yaptığını söyledi. Avrupa maçları için yapılan seyahatlerin ortalama 14 ila 16 saat sürdüğünü aktaran teknik direktör, bu nedenle futbolcuların toparlanmasına ve antrenman yapmasına yeterli zaman kalmadığını, bazı durumlarda oyuncuların evlerine dahi dönemediğini dile getirdi.
Maçların yanı sıra uzun yolculukların oluşturduğu yorgunluğun da hesaba katılması gerektiğini ifade eden Turan, mevcut takvimin bilimsel açıdan sürdürülebilmesinin neredeyse imkânsız olduğunu söyledi. Genç ve deneyimi sınırlı bir kadroya sahip olduklarını belirten Turan, bu oyuncuların sakatlıklara karşı daha kırılgan olduğunu kaydetti. Kulüp yönetiminin çatışmanın takım üzerindeki etkisini azaltmak için olağanüstü planlamalar yaptığını da sözlerine ekledi.
Savaşın bir bahane olmadığını yineleyen Arda Turan, buna rağmen yaşananların olağan kabul edilemeyeceğini belirtti. Ukrayna’da her gün insanların öldüğünü söyleyen Turan, “Dünya bunu bilmeli” mesajı verdi. Halkın tüm zorluklara karşın büyük bir güç ve dayanıklılık sergilediğini dile getiren teknik adam, insanların sığınakta geçirdikleri bir gecenin ardından sabah işe gittiğini ve çocuklarını okula götürdüğünü anlattı.
Ukrayna halkının hayatın durmasına izin vermediğini söyleyen Turan, böyle bir toplum karşısında futbolcuların şikâyet etmesinin haksızlık olacağını ifade etti. Futbolun insanlara birkaç saatliğine mutluluk verebileceğini belirten Turan, Shakhtar’ın yalnızca bir futbol takımı olmadığını, aynı zamanda bir ülkenin umudunu temsil ettiğini söyledi.
Arda Turan, Ukrayna’da yaşadığı ve kendisini derinden etkileyen bir olayı da anlattı. Geçen yıl LNZ’ye kendi sahalarında 4-1 yenildikleri karşılaşmadan bir gün önce Lviv’in ağır bir saldırıya uğradığını belirten Turan, insanların geceyi sığınaklarda geçirmek zorunda kaldığını söyledi. Maçın ardından büyük öfke yaşadığını anlatan Turan, o sırada 8 yaşındaki Shakhtar taraftarı Roman ile karşılaştığını aktardı.
Evinin bombalanması sonucu annesini kaybeden ve 35 ameliyat geçiren Roman’ın kendisine, “Hocam, üzülme. Hayatta güzel günler de kötü günler de vardır. Yoluna devam etmelisin” dediğini aktaran Turan, çocuğun yaşadıklarına rağmen geleceğe bakışının kendisini çok etkilediğini söyledi. Roman’dan hayatının en önemli derslerinden birini aldığını belirten Turan, futbolcuların mesleklerine saygı duyması ve insanları mutlu etmek için ellerinden geleni yapması gerektiğini dile getirdi.
Futbolun bir oyun, gerçek hayatın ise çok daha büyük olduğunu unutmamak gerektiğini vurgulayan Arda Turan, Roman’ın kendisine bu gerçeği hatırlattığını söyledi. Turan, çocukla iletişimlerinin devam ettiğini ve fırsat buldukça bir araya geldiklerini de belirtti.
Galatasaray’da birlikte çalıştığı Frank Rijkaard ile ilgili bir anısını da paylaşan Turan, genç oyunculara sistemin temel ilkelerine bağlı kaldıkları sürece hata yapma özgürlüğü tanıdığını söyledi. Kendisinin de 18-19 yaşlarındayken oyunu farklı değerlendirdiğini ve her sorunu yeteneğiyle çözebileceğine inandığını ifade etti.
Galatasaray’daki antrenmanlardan birinde herkesi çalımladığını anlatan Turan, Rijkaard’ın çalışmayı durdurarak kendisine, “Arda, ceza sahasının 30 metre dışında 10 kişiyi çalımlamanın ne anlamı var? Kendine inanıyorsan bunu son metrelerde yap. Gerçek önem orada ortaya çıkar” dediğini aktardı.
Teknik direktörlük anlayışını oluştururken birçok önemli isimden faydalandığını belirten Arda Turan, savunma konusunda Diego Simeone’den etkilendiğini söyledi. Pozisyon alma, takımın kompakt durması, pres yapma ve pas kanallarını kapatma konularında Simeone’den öğrendiğini aktaran Turan, hücumda ise yerleşik savunmalara karşı çözüm üretme konusunda Luis Enrique’den ilham aldığını ifade etti.
Oyuncularla iletişim ve stres yönetimi alanında Fatih Terim’i örnek aldığını belirten Turan, sezon öncesi hazırlıklarda hocası Ortega’dan, duran top organizasyonlarında ise Burgos’tan yararlandığını söyledi. Bir teknik direktörün kimliğini yalnızca tek bir kişiden etkilenerek oluşturamayacağını vurgulayan Turan, farklı hocalardan edinilen bilgilerin kişinin kendi sistemi içinde yeniden şekillendiğini dile getirdi.


Yorumlar 0