Haberin öne çıkan noktaları
- Bülent Arınç, adli kontrol nedeniyle evinden çıkamayan gazeteci İsmail Saymaz’ın durumunu trajik ve ironik bulduğunu söyledi. Gazetecilerin özgürce görev yapabilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, yaşananların kendisini üzdüğünü ve utandırdığını ifade etti.
Eski Başbakan Yardımcısı ve AKP’nin kurucularından Bülent Arınç, gazetecilere yönelik yargı uygulamaları ve basın özgürlüğü konusunda değerlendirmelerde bulundu. Adli kontrol şartıyla evinden çıkamayan gazeteci İsmail Saymaz’ın durumuna tepki gösteren Arınç, basının özgür olması gerektiğini belirterek yaşananların kendisini üzdüğünü ve utandırdığını dile getirdi.
Arınç: Saymaz’ın durumu trajik ve ironik
Beş yıl başbakan yardımcılığı yaptığını ve bu dönemde medya kuruluşlarıyla ilişkilerden sorumlu olduğunu hatırlatan Arınç, görev alanında TRT, Anadolu Ajansı, RTÜK ve ilgili kurumların da bulunduğunu söyledi. O dönem basın özgürlüğünü geniş bir çerçevede ele aldıklarını aktaran Arınç, gazetecilerin ifade özgürlüklerini kullanarak haber yapabilmeleri gerektiğini vurguladı.
Saymaz’ın bir televizyon kanalına evinden bağlanıp görüşlerini paylaşmasını değerlendiren Arınç, gazetecinin adli kontrol nedeniyle dışarı çıkamamasını eleştirdi. Yıllardır gazetecilik yapan Saymaz’ın yanı sıra bazı gazetecilerin de cezaevinde bulunduğuna işaret eden Arınç, yaşananları hem trajik hem de ironik olarak nitelendirdi. Arınç, “Sayın Saymaz ayaklarına takılan kelepçe yüzünden evinden dışarı çıkamıyor ancak bereket ki ağzı bantlanmamış, televizyona bağlanıp konuşabiliyor ve gazetesine yazılarını gönderebiliyor.” dedi.
Arınç, bu tabloyu Nasrettin Hoca’nın dört yanı açık olmasına karşın kapısında büyük bir kilit bulunan türbesine benzetti.
Gazetecilerin özgürlüğü ve yurttaşların haber alma hakkı
Gazetecilerin iktidara yakın ya da muhalif bir çizgide olmasının özgürlükleri bakımından farklılık yaratmaması gerektiğini belirten Arınç, toplumun farklı görüşlerden gazetecilerin doğru ve dürüst haberciliğine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Yurttaşların haber alma özgürlüğünün bu tür uygulamalarla kısıtlanmasını kabul edilemez bulduğunu kaydeden Arınç, basın özgürlüğünün ifade özgürlüğüyle doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekti.
Arınç, gazetecilik faaliyetlerinin suç oluşturan eylemlerden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Eleştiri ile hakaret arasında ayrım yapılmasını isteyen Arınç, habercilikte doğruluk, dürüstlük ve etik ilkelerin temel alınması gerektiğini ifade etti.
Ergenekon sürecinde verdiği destekleri anlattı
Geçmişte Ergenekon sürecinde gazeteciler ile bilim insanları yargılanmaya başladığında gazeteci Nedim Şener ve gazeteci Mustafa Balbay’a destek verdiğini aktaran Arınç, dört yıl cezaevinde kalan Mehmet Haberal için de sürecin farklı aşamalarında destek açıklamaları yaptığını belirtti. Arınç, söz konusu isimlerin daha sonra beraat ettiğini hatırlattı.
Erdoğan’ın sözlerini gazeteciler için de hatırlattı
Arınç, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin grup toplantısında söylediği “Ne mutlu ki soran, sorgulayan, eleştiren bir tabanımız var” sözlerine de değindi. Bu yaklaşımın gazetecilere yönelik tutumda da benimsenmesi gerektiğini belirten Arınç, gazetecilerin eleştirilerinin, araştırmalarının ve haberlerinin anlayışla karşılanması çağrısı yaptı.



Yorumlar 0