Haberin öne çıkan noktaları
- Türkiye’de asistan hekim sayısı 15 yılda yüzde 206 artarak 64 bin 543’e yükseldi. TTB, artan hasta yükünün eğitim süreçlerini geri plana ittiğine dikkat çekerek uzmanlık eğitiminin hizmet üretimine feda edilmemesini istedi.
Türkiye’de asistan hekim sayısı 2010’da 21 bin 66 iken 2025’te 64 bin 543’e çıktı. Son 15 yıldaki yüzde 206’lık artış, uzmanlık eğitiminin niteliği ve asistanların çalışma koşullarına ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyesi Dr. Tahsin Çınar, asistan hekimlerin artan sağlık hizmeti talebini karşılamak için yoğun biçimde çalıştırıldığını, bunun da eğitim süreçlerini geri plana itebildiğini belirtti.
Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2025 verilerine göre Türkiye’deki toplam hekim sayısı 2024’te 221 bin 133 iken 2025’te yüzde 5,1 artışla 232 bin 315’e ulaştı. Hekimlerin yüzde 28’ini uzmanlık eğitimini sürdüren asistanlar oluşturuyor. Asistan hekim sayısı 2020’de 33 bin 372’ye, 2023’te ise 48 binin üzerine çıktı.
Hekim başvurularındaki yükü asistanlar taşıyor
Asistan kadrolarındaki artış, genç hekimlerin yurt dışında gelecek aramasının siyasette gündem olduğu dönemde hız kazandı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 2022’de yaptığı bir konuşmada, “Biz de yeni yetişen hekimlerle, asistanlarla yolumuza devam ederiz” ve “Varsın gidiyorlarsa gitsinler” ifadelerini kullanmıştı. Asistan hekim sayısı sonraki dönemde belirgin biçimde yükselse de bu artış, sağlık hizmetlerinin niteliğinin kendiliğinden iyileşmesi anlamına gelmiyor.
2025’te hekimlere yapılan başvuruların toplamı 1 milyar 138 milyon 60 bin 185 olarak kaydedildi. Başvuruların yüzde 41,3’ü birinci basamakta, yüzde 58,7’si ise ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında karşılandı. Bu rakamlar, kişi başına bir yılda ortalama 13,2 hekim başvurusu yapıldığına işaret ediyor. OECD’de kişi başına başvuru ortalaması 6,5. Türkiye’de 2018’de yaklaşık 782 milyon olan hekim başvurusu sayısı yükselirken, bin kişiye düşen hekim sayısı 2,4’te kaldı; OECD ortalaması ise 3,9 oldu.
Çınar, hekim başvurularının karşılanmasında asistanların üstlendiği rolün büyüdüğünü söyledi. “Genel hekim artışının yarısından fazlası asistan hekimlerle sağlandı. Bunu ‘ne güzel uzman sayısı artıyor’ olarak değerlendirmek doğru olmaz. Artan iş yükü, asistan hekimler üzerinden karşılanmaya çalışılıyor. Hekim başvurularının da yarısından fazlasına asistan hekimler bakıyor” diyen Çınar, asistan sayısındaki artışın sağlık hizmetindeki yükü bu kadrolara aktardığını vurguladı.
Çınar’a göre uzmanlık eğitimi, hastanede çalışmak ve artan hasta sayısını karşılamakla sınırlı bir süreç değil. Asistanların uygulamalarını eğitici gözetiminde yapması, eğiticilerinden geri bildirim alması, kuramsal derslere katılması ve araştırma için zaman bulması gerekiyor. Bu koşullar sağlanmadığında hekimlerin nitelikli bir uzmanlık eğitimi alma imkânı zayıflıyor.
Eğitici sayısı ve kadro dağılımı tartışma konusu
Türkiye’de uzman hekim sayısı 111 bin 472’ye ulaşırken, bu hekimlerin büyük çoğunluğu eğitim veren kadrolarda bulunmuyor. Çınar, öğretim üyesi sayısında artış yaşansa da asistan hekim sayısındaki yükselişin bunun beş-altı katı olduğunu kaydetti.
Asistanların ülke genelindeki dağılımı da eşit değil. Çınar, yaklaşık dörtte üçünün Ankara, İstanbul ve İzmir’de görev yaptığını belirtti. Eğitim kliniği niteliği taşımayan ve yeterli eğiticisi bulunmayan kurumlara da çok sayıda asistan verilebildiğini söyleyen Çınar, bazı durumlarda mevzuata aykırı biçimde eğiticisi olmayan yerlere kadro açıldığını veya eğitimci kadrolarının liyakat gözetilmeden oluşturulduğunu ifade etti. Bu tür uygulamaların uzmanlık eğitiminin niteliğini düşürdüğünü dile getirdi.
Uzman başına düşen asistan sayısı da yıllar içinde arttı: 2018’de her 100 uzmana 32 asistan düşerken, bugün aynı sayı 60’a çıktı. Çınar’ın değerlendirmesine göre bazı kurumlarda bir eğiticiye 10 ila 20 asistan düşebiliyor. Bu dengesizlik, özellikle cerrahi branşlarda eğitimin uygulamalı niteliğini etkileyebiliyor. Cerrahi becerilerin edinilmesi için asistanın yalnızca ameliyathanede bulunması yeterli değil; işlemleri aşamalı biçimde öğrenmesi, uygulaması ve deneyimli bir uzman tarafından izlenerek değerlendirilmesi gerekiyor. Eğitici başına düşen asistan sayısı arttıkça bu sürecin gerektiği gibi yürütülmesi güçleşiyor.
Asistanların eğitim ve çalışma koşullarına ilişkin veriler
Kontenjanların artırıldığı bazı kurumlarda eğitim için gerekli temel imkânlar da yetersiz kalabiliyor; bilgisayar bulunmaması, hatta oturacak sandalye eksikliği yaşanabiliyor. Radyoloji gibi alanlarda teknik donanım ve çalışma alanlarının kısıtlı olması, eğitim faaliyetlerinin yürütülmesini zorlaştırıyor.
İstanbul Tabip Odası’nın 2023’te gerçekleştirdiği araştırmada asistan hekimlerin yüzde 72’sinin en az bir kez istifa etmeyi düşündüğü aktarıldı. Aynı çalışmada katılımcıların yüzde 60’ı uzmanlık eğitimini yetersiz bulduğunu ve eğitim tamamlandığında mesleki açıdan yeterli beceriye ulaşamama kaygısı taşıdığını belirtti.
Çınar, yoğun iş yükü ve eğitimdeki eksikliklerin hekimleri defansif, diğer ifadeyle çekinik tıbba yöneltme ihtimaline de dikkat çekti. Hekimlerin kararlarını mesleki değerlendirmelerinin yanı sıra olası hukuki veya idari sonuçlardan korunma kaygısıyla vermesi, hem sağlık hizmetinin niteliği hem de hekim-hasta ilişkisi bakımından sorunlara neden olabiliyor.
Asistan hekimlerin yüzde 51,8’i kadınlardan oluşuyor; tüm hekimler içindeki kadın oranı ise yüzde 43,9. Çınar, çalışma koşulları değerlendirilirken gebelik, ebeveynlik, çocuk bakımı ve iş güvenliğinin ayrıca hesaba katılması gerektiğini söyledi. Uzun çalışma saatleri ve nöbet düzeni, özellikle çocuk bakım sorumluluğu olan hekimler için güçlük yaratabiliyor.
TTB’den uzmanlık eğitimi için düzenleme çağrısı
TTB Merkez Konseyi, ağustos ayında Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile yaptığı görüşmede uzmanlık eğitimi konusundaki taleplerini de gündeme getirdi. Görüşmenin ilk başlığının, uzmanlık eğitiminin hizmet üretimine feda edilmemesi olduğu belirtildi. TTB Başkanı Pınar Saip ile Merkez Konseyi üyeleri, Bakan Memişoğlu’nu ziyaret ederek görüşlerini ve önerilerini iletti.
TTB, uzmanlık öğrencilerinin hizmet sunumuna katılımının eğitimin bir aracı olması gerekirken uygulamada bu ilişkinin tersine döndüğünü bildirdi. Seminer, makale saati ve olgu tartışması gibi eğitim etkinliklerinin öğle arasına ya da mesai sonrasına bırakıldığı; mevzuata rağmen asistanların eğitici gözetimi olmadan tek başlarına hasta baktığı ifade edildi. Ayrıca eğitim karnelerinin fiilen yapılan uygulamalarla ilişkilendirilmeden doldurulduğu, iş yükü nedeniyle zorunlu tez dışında bilimsel yayın üretmeden uzmanlığını tamamlayan hekimlerin sayısının arttığı ve bilimsel toplantılara katılım izinlerinin hizmet gerekçesiyle reddedildiği aktarıldı.
Birliğin talepleri arasında, hizmet planlamasının dışında tutulan haftalık korumalı eğitim ve araştırma zamanı oluşturulması da bulunuyor. TTB, eğitici gözetiminin uygulamada güvence altına alınmasını ve her eğiticiye düşen uzmanlık öğrencisi sayısına üst sınır konulmasını istiyor. Eğitim karnelerinin gerçek uygulama verilerine dayanması, portföyü veya standartları yetersiz olduğu belirlenen programlara kontenjan verilmemesi kuralının uygulanması ve bilimsel toplantı izinlerinin güvence altına alınması da öneriler arasında yer alıyor. TTB ayrıca uzmanlık öğrencilerinin değerlendirmelerinin anonim biçimde toplanmasını talep ediyor.


Yorumlar 0