Haberin öne çıkan noktaları
- Fransa, Arnavutluk, İtalya, Portekiz, İspanya, Belçika ve Yunanistan’da farklı gerekçelerle düzenlenen gösteriler, Avrupa genelinde tansiyonu yükseltti. Eylemlerde güvenlik güçleriyle protestocular arasında çatışmalar yaşanırken çok sayıda kişi gözaltına alındı ve yaralanmalar meydana geldi.
Güney ve Batı Avrupa ülkeleri, yerel sorunların tetiklediği geniş kapsamlı protesto gösterileriyle karşı karşıya kaldı. Bu hafta Fransa, Arnavutluk, İtalya, Portekiz, İspanya, Belçika ve Yunanistan’da yaşam maliyetleri, eğitim koşulları, barınma, siyasi talepler ve iş güvenliği gibi başlıklarda kitlesel eylemler düzenlendi.
Kıta genelinde artan ekonomik ve sosyal hoşnutsuzluk sokaklardaki gerilimi artırırken, ABD’nin Fransa, Arnavutluk ve Belçika’daki büyükelçilikleri bu ayın farklı dönemlerinde vatandaşlarına yönelik güvenlik uyarıları yayımladı.
Fransa’da protestolar ülke geneline yayıldı
Fransa’da eylül ayının sonundan bu yana yaşam maliyetleri ve okullardaki koşullar nedeniyle sürdürülen gösteriler, ülke genelinde etkisini artırdı. Yetkililer, olayların yoğunlaştığı süreçte sokağa çıkma yasağı ilan etti.
Protestoların başlangıcı, Paris’in güneydoğusundaki Créteil banliyösünde bulunan Saint-Exupéry Lisesi’ne uzanıyor. Okul öğretmenlerinin eylül ayının ortasında personel eksikliğini gerekçe göstererek greve gitmesinin ardından öğrenciler de dayanışma amacıyla okulun girişlerini kapattı. Yerel bir eğitim protestosu olarak başlayan eylemler, kısa sürede ülke çapında ekonomik memnuniyetsizliğin dile getirildiği gösterilere dönüştü.
İçişleri Bakanı Laurent Nuñez, cumartesi günü ülke genelinde en az 550 bin kişinin gösterilere katıldığını açıkladı. Nuñez, olaylar sırasında 2 bin kişinin gözaltına alındığını ve 500’den fazla polis ile itfaiye görevlisinin yaralandığını bildirdi.
Gösteriler sırasında çok sayıda kentte mağazalar yağmalandı; araçlar ve çöp konteynerleri ateşe verildi. Paris’in yaklaşık 250 mil güneyindeki Limoges kentinde 1883 yılında inşa edilen belediye binası çıkan yangında büyük ölçüde kullanılamaz hale geldi.
Nuñez, 2018 yılında sosyal adaletsizliğe tepki olarak ortaya çıkan “sarı yelekliler” hareketinin yeniden canlandırılması çağrısıyla sokağa çıkan kalabalıklara dikkat çekti. Bakan, başlangıçta barışçıl nitelik taşıyan eylemlerin şiddete dönüşmesinden “radikal aşırı sol grupları” sorumlu tuttu.
Belçika’da Brüksel sokaklarında çatışma
Belçika’da eğitim giderleri ve hayat pahalılığına karşı haftalardır devam eden protestoların ardından, sol eğilimli gruplar cumartesi günü başkent Brüksel’de yeni bir gösteri düzenledi. Aralarında yüzlerini kapatan kişilerin de bulunduğu yaklaşık 500 ila 600 gösterici ile silahlı polis ekipleri arasında çatışma çıktı.
Faşizm karşıtı sloganlar atan eylemciler bir otomobili devirdi, çöp torbalarını yakarak barikat oluşturdu ve inşaat ekipmanlarına zarar verdi. Bazı bisikletler ile elektrikli scooterların da ateşe verildiği olaylarda çevredeki mağazalar yağmalandı.
Polis, kalabalığı dağıtmak için göz yaşartıcı gaz ve tazyikli su kullandı. Müdahalenin ardından bazı göstericiler gözaltına alındı.
İçişleri Bakanı Bernard Quintin, X hesabından yaptığı açıklamada Brüksel’deki olayların sıradan bir protesto sınırını aştığını savundu. Quintin, “Brüksel’de yaşananlar artık sadece bir protesto değil. Bu, toplumumuzu istikrarsızlaştırmak için organize edilmiş ve tekrarlanan katıksız bir şiddettir. İsyancılar karşısında düzeni yeniden tesis etmek için gerekli tüm araçlar kullanılacaktır” ifadelerini kullandı.
Son gösteriden önce, ekim ayının ilk hafta sonunda Brüksel’de 30 bin ila 50 bin kişi bir araya gelmişti. Liege kentindeki eylemlerde ise yüzlerce öğrenci gözaltına alınmış, onlarca polis memuru yaralanmıştı. Fransa ve İtalya gibi kamu borcu baskısı yaşayan Belçika hükümeti, gelecek yılın bütçesini kesinleştirme konusunda güçlük çekiyor.
Arnavutluk’ta hükümet karşıtı gösteriler beşinci gününde
Arnavutluk’ta lise ve üniversite öğrencilerinin, Sosyalist Başbakan Edi Rama’nın istifasını isteyen hükümet karşıtı harekete katılmasıyla protestolar büyüdü. Gösteriler pazar günü itibarıyla beşinci gününe girdi.
Tiran’daki eylemler, ülkenin güney sahilinde Jared Kushner tarafından kurulan bir yatırım şirketiyle bağlantılı olduğu belirtilen lüks turizm projesine karşı aylar önce başlatılan “Flamingo” hareketinin mitingleriyle bağlantılı şekilde gelişti. Trump’ın damadı olan Kushner’le ilişkilendirilen proje, uzun süredir protestocuların tepkisini çekiyor.
Cumartesi günü göstericiler polise taş, molotofkokteyli, meşale ve havai fişek attı. Güvenlik güçleri ise kalabalığa göz yaşartıcı gaz, tazyikli su ve copla müdahale etti.
Emniyet yetkilileri, olaylar sırasında 167 kişinin gözaltına alındığını ve 132 polis memurunun yaralandığını açıkladı. 2013’ten bu yana başbakanlık görevini sürdüren ve dördüncü döneminde bulunan Edi Rama ise istifa etmeyeceğini belirtti. Rama, olayların muhafazakar rakipleri tarafından kışkırtıldığını öne sürdü.
Milano’da savaş ve hayat pahalılığı protestosu şiddetlendi
İtalya’nın Milano kentinde cumartesi günü savaşlara ve artan yaşam maliyetlerine karşı düzenlenen yürüyüş, protestocularla polis arasında çıkan çatışmalar nedeniyle gerilime sahne oldu.
Başlangıçta barışçıl ilerleyen gösteri, maskeli bazı eylemcilerin çevik kuvvet ekiplerine taş, kaldırım taşı ve çeşitli cisimler fırlatmasıyla şiddetlendi. Göstericiler bar masalarını kullanarak kurdukları barikatları ateşe verdi ve çevredeki bazı mağazaları yağmaladı.
Polis kalabalığa tazyikli su ve göz yaşartıcı gazla karşılık verdi. Olaylarda en az iki polis memuru yaralandı, aralarında çok sayıda reşit olmayan kişinin de bulunduğu yaklaşık 50 eylemci gözaltına alındı.
Milano’nun merkez sol görüşlü Belediye Başkanı Giuseppe Sala, protestoların gerekçelerinin anlaşılabilir olduğunu söyledi. Sala, buna karşın güvenlik güçlerine yönelik şiddetin ve kente verilen ağır zararın hiçbir şekilde haklı gösterilemeyeceğini belirtti.
Portekiz’de barınma krizi binlerce kişiyi sokağa çıkardı
Portekiz’in başkenti Lizbon’da cumartesi günü hayat pahalılığı ve uzun süredir devam eden barınma krizine karşı geniş katılımlı bir yürüyüş düzenlendi. Ülkenin en büyük sendikası CGTP, gösteriye on binlerce kişinin katıldığını açıkladı.
Kuzeydeki Porto kentinde ise barınma hakkı savunucularının kurduğu çadır kampı polis tarafından boşaltıldı. Orta Doğu’da artan gerilim, Rusya-Ukrayna savaşı ve küresel piyasaların etkisiyle yükselen enflasyon, Portekiz’de gıda ve yakıt fiyatlarının da artmasına yol açtı.
Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin haziran ayında yayımladığı raporda, ülkedeki konut fiyatlarının 2013’ten bu yana yüzde 130 yükseldiği belirtildi. Raporda Portekiz, Avrupa Birliği içinde konutun en zor karşılanabildiği ülkelerden biri olarak sınıflandırıldı. Ulusal istatistik enstitüsü ise yeni kira bedellerinin geçen yıla göre yüzde 10,2 arttığını bildirdi.
Lizbon’daki yürüyüşe katılan öğretmen Pedro Penilo, karşılayamayacakları kira artışlarına tepki gösterdi. Penilo, ülke liderlerinin toplumun yaşadığı sorunlar karşısında “gerçeklikten kopuk” olduğunu söyledi.
Parlamenter İşler Bakanı Carlos Abreu Amorim, cuma günü mecliste konut sorununu “çok ciddi bir sorun” olarak nitelendirdi. Hükümet ise vatandaşlara, Avrupa’nın diğer ülkelerinde görülen taşkınlıkların Portekiz’de tekrarlanmaması çağrısında bulundu.
Başbakan Luís Montenegro da istikrarsızlık ve protesto ortamının Portekiz’e dışarıdan taşınmasını kabul etmediğini ifade etti. Montenegro, böyle bir ortamın Portekiz toplumunda herhangi bir dayanağı bulunmadığını savundu.
Madrid’de barınma hakkı eylemi üçüncü haftasında
İspanya’da konut fiyatlarının erişilebilir hale getirilmesini ve barınma hakkının korunmasını isteyen yüzlerce kişi, Madrid’in merkezindeki Puerta del Sol Meydanı’nda başlattıkları oturma eylemini üçüncü haftaya taşıdı.
Eylemler, tekerlekli sandalye kullanan 87 yaşındaki María del Carmen Abascal’ın Madrid’de 70 yıl yaşadığı evden tahliye edilmesinin ardından hayatını kaybetmesiyle başladı. Polis çevredeki sokağı kapatarak göstericileri uzaklaştırdıktan sonra Abascal, sedyeyle evinden çıkarıldı ve sağlık durumunun hassas olması nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Abascal bu ay yaşamını yitirdi, ancak ölüm nedeni açıklanmadı.
Madrid bölge yönetimi, meydanda kamp kuran yüzlerce kişinin alandan çıkarılması için hukuki süreç başlattı. İspanyol haber ajansı EFE’nin bildirdiği gelişmeye göre Sol Metro İstasyonu da kamptan kaynaklanan hijyen sorunları nedeniyle cuma günü temizlik çalışmaları için kapatıldı.
Yunanistan’da rafineri işçileri güvenlik talebiyle gösteri yaptı
Yunanistan’da enerji ve petrol arıtma şirketi Motor Oil’in çalışanları, iş güvenliğinin artırılması talebiyle çarşamba günü tesislerin önünde protesto düzenledi.
Gösteri kararı, rafineride sürdürülen bakım çalışmaları sırasında meydana gelen patlamada iki işçinin hayatını kaybetmesinin ardından alındı. Çalışanlar, ölümlerin ayrıntılı biçimde soruşturulmasını ve güvenlik kurallarının daha sıkı uygulanmasını istedi.
Motor Oil yönetimi yayımladığı açıklamada can kayıplarını “derin bir üzüntüyle” duyurdu. Şirket, iki çalışanın bir “kazada”, doktorların tüm müdahalelerine rağmen “ağır şekilde yaralandıktan sonra” hayatını kaybettiğini belirtti.
Açıklamada, “Şirket Yönetimi ve tüm çalışanlar olarak en içten taziyelerimizi sunar, kurbanın ailesinin yanında olma kararlılığımızı ifade ederiz” denildi. Yönetim ayrıca olayla ilgili inceleme yürüten resmi makamlarla iş birliği yapıldığını bildirdi.


Yorumlar 0