Haberin öne çıkan noktaları
- Elif Eralp’in Berlin eyalet seçimlerindeki başarısı, Filistin’e ilişkin açıklamaları ve konutların kamulaştırılması planıyla Almanya siyasetinde yeni bir tartışma başlattı. SPD ve Yeşiller, Sol Parti ile olası koalisyon öncesinde antisemitizm ve konut politikası konusunda netlik beklerken hükümet kurma sürecinin uzayabileceği belirtiliyor.
Elif Eralp’in Berlin eyalet meclisi seçimlerinde elde ettiği sonuç, Almanya’da bir süredir devam eden siyasi tartışmaların yönünü değiştirdi. 2025’teki genel seçimler sırasında aşırı sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) oluşturduğu tehdit nedeniyle ara verilen Die Linke karşıtı kampanya, Berlin’deki seçimlerin ardından yeniden gündeme taşındı. Eralp’in başarısı, yalnızca Sol Parti’nin eyalet siyasetindeki konumunu değil, partinin olası hükümet ortaklarıyla kuracağı ilişkiyi de tartışmalı hale getirdi.
Sol Parti ile Eralp, yüksek kiralar ve evsizlik sorunuyla karşı karşıya kalan Berlinlilere, özel şirketlerin elindeki konutların kamulaştırılması yoluyla daha uygun fiyatlı evler sağlama sözü verdi. Eralp ayrıca, Almanya’da İsrail’e yönelik güçlü siyasi desteğe rağmen Filistin’de yaşananları “soykırım” olarak tanımlamaktan geri durmadı. Sol Parti’nin Alman siyasetinde “radikal” olarak nitelendirilmesine yol açan bu yaklaşım, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yoğun eleştirilere ve koalisyon tartışmalarına neden oldu.
Eralp’ten Filistin ve temsil vurgusu
Seçim sonrasında açıklama yapan Eralp, özellikle Filistinlilerin ve Müslümanların Almanya’daki siyasi temsiline ilişkin mevcut yaklaşımı değiştirmek istediğini söyledi. Eralp, “Filistinliler, Müslümanlar kendisini yeteri temsil edilmiş hissetmiyorlar ve bence bu doğru bir politika değil. Ben tüm insanları görüyorum. Müslüman olsun, Filistinli olsun. Yahudi olsun. Siyasetin görevi toplumdaki farklı kesimleri görmek ve temsil etmek.” ifadelerini kullandı.
Almanya’da Filistin’e yönelik destek açıklamaları, İsrail yanlısı siyasi çevreler ve medya tarafından çoğu zaman “Yahudi düşmanlığı” suçlamasıyla karşılanıyor. Eralp ise İsrail’in Filistin’de soykırım gerçekleştirdiğini söyleyen ilk ana akım siyasetçi olarak öne çıktı. Berlin’de özel şirketlerin ağırlıkta olduğu konut piyasasındaki krize çözüm olarak önerdiği kamulaştırma planından vazgeçmeyeceğini de yineledi.
Filistin açıklamaları nedeniyle eleştirilerin odağında
Tagesspiegel gazetesi, Eralp’in Berlin’i yönetme hedefi varsa siyasi tutumunu değiştirmesi gerektiğini savundu. Gazete, Eralp’in siyasi vizyonunun kentin bütçe açıkları ve zorunlu uzlaşma koşullarıyla karşılaştığında nasıl şekilleneceğini sorguladı. Eralp’e yöneltilen en sert eleştiriler ise Filistin’e verdiği destek üzerinden yapıldı.
Tagesspiegel, Berlin’de 30 bin ila 40 bin Yahudinin yaşadığını belirterek, “Muhtemelen birçoğu pazartesi sabahı endişeyle uyandı. Holokost’un organize edildiği başkentin Belediye Başkanı, kendi saflarında antisemitizme müsamaha gösterme izlenimi bile vermemeli” değerlendirmesinde bulundu.
Gazete ayrıca Sol Parti üyelerinin “intifada çağrısında bulunduğunu” ve “İsrail’in var olma hakkını sorguladığını” ileri sürdü. Eralp’in seçilmesine ilişkin yorumda, Berlin’deki seçmenlerin en az dörtte birinin “antisemitik söylemlere müsamaha gösterdiği” iddia edildi.
Eralp’in Neukölln bölge derneği tarafından düzenlenen etkinliğe İbrahim İbrahim’in katılması da Alman basınında geniş yankı uyandırdı. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) üyesi olarak tanınan İbrahim’in, Sol Parti içinde Neukölln dışındaki çevreler tarafından istenmeyen bir isim olarak görüldüğü öne sürüldü.
SPD ve Yeşillerden koalisyon için şartlı yaklaşım
SPD Genel Başkanı Bärbel Bas, Berlin seçimlerinin ardından yaptığı değerlendirmede, “Kısmen hatta büyük ölçüde Yahudi karşıtı bir partiyle çalışmanın çok zor bir durum olduğunu düşünüyorum” dedi. SPD’nin Berlin başbakan adayı Steffen Krach ise Bas’ın Eralp’ten bazı “sözler” beklediğini açıkladı.
Yeşiller Partisi’nden Werner Graf da Sol Parti ile olası koalisyona ilişkin değerlendirmesinde, “Neukölln ilçe şubesiyle her birkaç haftada bir aynı tartışmaları yaşadığımız ritüelleşmiş bir durumun gelişmesine izin veremeyiz” ifadelerini kullandı.
nd Aktuell’in değerlendirmesine göre siyasilerin ilk açıklamaları, sol partilerin Berlin’de Die Linke ile kurulabilecek bir hükümette yer almama ihtimalini gündeme getirdi. SPD ve Yeşiller, koalisyon görüşmelerine başlamadan önce Sol Parti’den antisemitizm konusunda açık ve net bir tutum bekliyor. Yeşiller içindeki kaynaklar ise olası bir hükümetin Neukölln temsilcilerinin oylarına bağımlı olmaması gerektiği görüşünü dile getiriyor.
Kamulaştırma planı koalisyonun diğer büyük sorunu
Die Welt’in analizinde, Eralp’e yöneltilen Yahudi karşıtlığı suçlamalarının Alman siyasetinde görece kolay çözülebilecek bir mesele olarak değerlendirildiği belirtildi. Buna karşılık diğer başlıklardaki pazarlıkların çok daha çetin geçmesi bekleniyor. SPD ile Sol Parti arasında, büyük konut şirketlerinin kamulaştırılıp kamulaştırılmayacağı konusunda henüz uzlaşma sağlanamadı.
Kamulaştırma önerisi, Die Linke Genel Başkanı Ines Schwerdtner’in seçim kampanyası sırasında da vurguladığı üzere, partinin “kırmızı çizgisi” olarak görülüyor. SPD lideri Steffen Krach, seçim gecesi ARD televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bu planın sonunda işe yaramayacağından çok eminim” dedi. Krach ayrıca Berlinlilerin çoğunluğunun kamulaştırma planını reddettiğini savundu.
İki tarafın bu anlaşmazlığı nasıl aşacağı belirsizliğini koruyor. Yeşiller kamulaştırmaya destek verse de, bu konuyu mutlak bir ilke haline getirmeyeceklerini daha önce açıklamıştı.
Sol Parti içinde antisemitizm tartışması
Alman basınında, Eralp’in Filistin’e verdiği desteğin Sol Parti içinde yeni bölünmelere yol açtığı yorumları yer aldı. Morgenpost gazetesine göre, Sol Parti’nin yeni seçilen Neukölln temsilcisi Rouzbeh Taheri, İbrahim’in etkinlikte bulunmasını sorun olarak görmedi. Taheri, FKÖ’yü “solcu bir örgüt” şeklinde tanımladı.
Bu açıklamaların, Sol Parti içerisinde Yahudi karşıtlığına ilişkin tartışmaları daha da derinleştirdiği ileri sürüldü. İbrahim’in parti içindeki konumu ve Filistin meselesine yaklaşım, özellikle Neukölln teşkilatıyla diğer siyasi aktörler arasındaki gerilimin başlıca başlıklarından biri haline geldi.
Berlin’de hükümet kurma süreci uzayabilir
Seçimden önce SPD, Yeşiller ve Sol Parti, koalisyon kararında kendi parti tabanlarını sürece dahil etme niyetlerini açıklamıştı. Sol Parti’nin kamulaştırma konusunda fazla taviz vermesi halinde, Berlin eyalet örgütündeki destekçilerin neredeyse yarısını oluşturan aktivist çevrelerden gelen çok sayıdaki yeni üyeyi ikna etmekte zorlanabileceği değerlendiriliyor. Eralp’e seçim kazandıran parti örgütleri, kamulaştırmayı Berlin’deki konut krizinin çözümü için vazgeçilemez bir politika olarak görüyor.
Alman basınındaki analizler, Berlin’deki koalisyon görüşmelerinin kısa sürede tamamlanmasının zor olduğunu ortaya koyuyor. Sol Parti içindeki değerlendirmelerde, hükümeti kurmak için son tarihin 2026’nın sonu olduğu görüşü öne çıktı. Sol Parti Meclis Grup Başkanı Tobias Schulze ise “500 sayfalık bir koalisyon anlaşması müzakere etmemize gerek yok” dedi.
Koalisyon için öngörülen bu zaman aralığı, muhtemel ortaklar tarafından da dile getirildi. Görüşmelerin uzaması halinde yılbaşının Berlinliler açısından yeni bir siyasi kriz döneminin başlangıcı olabileceği ifade ediliyor.
Eralp: Berlin’i daha yaşanabilir hale getireceğiz
Berlin’de 20 Eylül’de yapılan eyalet meclisi seçimlerinin sonuçlarını değerlendiren Elif Eralp, ilk hissinin “çok büyük bir sevinç” olduğunu söyledi. Partisine yöneltilen Yahudi karşıtlığı suçlamalarını ve bu konuda hükümetten gelen baskıları reddeden Eralp, siyasetinin toplumun bütün kesimlerini kapsayacağını belirtti.
Özellikle göçmen kökenli seçmenlerden güçlü destek aldığını ifade eden Eralp, “Bütün insanlar ama özellikle de göçmen kökenli insanlar beni çok destekledi. Bu beni çok mutlu etti. Şimdi Berlin’i daha yaşanabilir bir yer yapacağız” diye konuştu.
Kendisine oy veren göçmen kökenli seçmenlere özel olarak teşekkür eden Eralp, bu kesimlerin mevcut siyasi yapı içinde yeterince görünür olmadığını söyledi. Bu durumu değiştirmek istediğini belirten Eralp, seçim kampanyasında ayrımcılık ve ırkçılıkla mücadelenin de önemli gündem maddeleri arasında bulunduğunu dile getirdi.
Berlin’in kurulmasına ve gelişmesine katkı sunan göçmen kökenli insanların siyasette görülmesi gerektiğini vurgulayan Eralp, kamu kurumlarında uygulanan başörtüsü yasaklarının kaldırılması gerektiğini de savundu.
Eralp, siyasi bakışının oluşmasında çocukluk ve gençlik yıllarında Almanya’da 1990’larda yaşanan ırkçı saldırıların ve olayların etkili olduğunu anlattı. O dönemde ailesine, “Siz de Türkiye’den geldiğiniz için biz de böyle şeyleri görecek miyiz?” diye sorduğunu belirten Eralp, bu deneyimlerin kendisini adalet arayışına ve ırkçılıkla mücadeleye yönelttiğini ifade etti.
Seçim kampanyası boyunca ailesinin desteğinin de büyük önem taşıdığını söyleyen Eralp, annesi ve babasının kendisine hem maddi hem de manevi destek verdiğini aktardı. Annesinin kampanya sırasında çocukların bakımında yardımcı olduğunu belirten Eralp, Türkiye’de yaşayan ailesinin de kendisini desteklediğini ve başarı için dua ettiğini söyledi. Eralp, tüm yakınlarına teşekkür etti.



Yorumlar 0