Haberin öne çıkan noktaları
- İngiltere’de her yıl 0-14 yaş arasındaki yaklaşık 1.900 çocuğa kanser teşhisi konuluyor. Uzmanlar, geçmeyen, kötüleşen veya büyüyen belirtilerin dikkate alınmasını isterken, erken teşhisin tedavi sürecini kolaylaştırabileceğine dikkat çekiyor.
Nadir görülmesine karşın kanser, İngiltere’de 15 yaşın altındaki çocuklarda hastalık kaynaklı ölümlerin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. Buna rağmen ebeveynlerin üçte birinden daha azı çocukluk çağı kanserinin belirtileri konusunda yeterince bilgi sahibi olduğunu düşünüyor. Cancer Research UK verilerine göre, ülkede her yıl 0-14 yaş aralığında yaklaşık 1.900 çocuğa kanser teşhisi konuluyor.
Çocukluk çağı kanserinin belirtilerinin kolayca başka nedenlere bağlanabildiğini, 13 yaşındaki Amelia Carroll’ın yaşadıkları da ortaya koyuyor. Geçen yıl akut miyeloid lösemi (AML) tanısı alan Amelia, şu anda remisyonda bulunuyor. Annesi Gemma Carroll, kızının ilk şikâyetlerinin başlangıçta gözden kaçabilecek kadar hafif olduğunu anlatıyor.
Amelia, hafif bir egzersizin ardından nefes nefese kalıyor ve kısa sürede yoruluyordu. Ailesi bu durumu önce Amelia’nın yeterince formda olmamasına ve okuldan sonra yaşadığı olağan yorgunluğa bağladı. Ancak kızının vücudunda morluklar ortaya çıkmaya başlayınca Gemma, durumun sıradan bir yorgunluk olmadığını düşündü. Amelia’ya bu belirtilerin başlamasından yaklaşık 10 gün sonra lösemi teşhisi konuldu.
Çocuk onkoloğu Profesör Bob Phillips, ebeveynlerin özellikle devam eden, zamanla kötüleşen ya da büyüyen belirtileri ciddiye alması gerektiğini belirtiyor. Geçmeyen ve büyümeye devam eden şişlikler ile yumrular, doktora başvurulmasını gerektiren bulgular arasında yer alıyor.
Çocuklarda kanserin yetişkinlere kıyasla daha hızlı ilerleyebildiği, bunun başlıca nedenlerinden birinin de çocukların büyüme süreci olduğu ifade ediliyor. Birleşik Krallık’ta doktorlar, çocuğun geçmeyen üç belirtisinin bulunması, aynı şikâyet nedeniyle üç kez doktora götürülmesi veya üç haftadır nedeni açıklanamayan belirtiler yaşaması durumunda daha ayrıntılı inceleme için sevk yapılmasını öngörüyor.
1970’li yıllardan bu yana çocukluk çağı kanserlerinde hayatta kalma oranları önemli ölçüde yükseldi. Günümüzde her 10 çocuktan yaklaşık sekizi, teşhisin ardından beş ila 10 yıl ya da daha uzun süre yaşamını sürdürüyor. Profesör Phillips, İngiltere’de çocukluk çağı kanserlerinde sağkalım oranının yüzde 80’in üzerinde olduğunu, ancak daha erken teşhisin tedavinin ağırlığını azaltabileceğini söylüyor.
Gemma Carroll’ın aktardığına göre Amelia’nın hastalık süreci, beklenmedik şekilde ortaya çıkan tek bir kırmızı morlukla başladı. Üç gün sonra kızının her iki bacağının kaval kemikleri üzerinde ağrılı ve şiş morluklar oluştu. Amelia’nın bacaklarında kabarık, kırmızı morluklar belirmesi, annesinin endişesini özellikle artırdı.
Amelia, rutin bir göz muayenesi için götürüldüğünde doktorlar bazı kılcal damarlarının patladığını fark etti ancak bunun nedenini belirleyemedi. Gemma, “Rutin bir kontrol için göz doktoruna gitmiştik ve orada kızımın bazı kılcal damarlarının patladığını fark ettiler ama nedenini anlayamadılar” dedi.
Doktorlar, 10 gün içinde Amelia’nın hangi lösemi türüne yakalandığını tespit etti. Ardından tedaviye başlanabilmesi için hastaneye yatırıldı. Gemma, teşhisin kesinleştiği gün kızıyla arasında geçen konuşmayı şöyle anlattı: “Teşhisin doğrulandığı gün onu karşıma oturttum ve bana ‘Kanser mi oldum?’ diye sordu, ben de ‘Evet, oldun’ dedim. Bana ölüp ölmeyeceğini sordu.”
Gemma, kızına “Hayır” yanıtını verdiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar ve bir tedavi planları var.” Amelia şu anda remisyonda. Üç ayda bir kemik iliği ve kan testleri yaptırıyor; ayrıca okula geri döndü.
Profesör Phillips, İngiltere genelinde kanser teşhisi konulan çocukların yaklaşık yarısının tanıyı iki hafta içinde aldığını ifade ediyor. Ancak diğer çocukların ilk belirtilerin ortaya çıkmasından sonra 16, 18, 20 hatta 25 hafta beklemesinin kabul edilemez olduğunu belirten Phillips, teşhis sürecinin tüm çocuklar için hızlandırılmasını istiyor.
İngiliz Tıp Dergisi’nde (BMJ) yer alan bilgilere göre, Cancer Research UK verileri İngiltere’de her yıl 400 binden fazla yeni kanser vakasının teşhis edildiğini gösteriyor. Bu vakaların yalnızca yüzde 54’ü hedeflenen süre içinde tanımlanabiliyor. İngiltere Ulusal Sağlık Sistemi’nin (NHS) hedeflediği süre ise 28 gün. Bunun yanı sıra, her yıl 15-24 yaş arasındaki yaklaşık 2.300 genç ve genç yetişkin de kanser teşhisi alıyor.
Çocukluk çağı kanserinde belirtilerin gözden kaçmasının ağır sonuçlar doğurabildiğini gösteren bir başka örnek ise Jake Swinscoe’nun hikâyesi. Jake, tedaviyi sürdürmeyi reddettikten sonra 13 yaşında yumuşak doku kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Annesi Lynsey Swinscoe’nun verdiği bilgiye göre Jake’e Temmuz 2023’te üçüncü evre, füzyon pozitif alveoler rabdomiyosarkom teşhisi konuldu.
Jake’in tanıdan önce yaşadığı burun tıkanıklığı ve göz sulanması başlangıçta saman nezlesine bağlandı. Okuldan sonra uyuyakalması ise dönem sonundaki yorgunlukla ilişkilendirildi. Lynsey, oğlunun burun köprüsünde şişlik oluşmaya başlayınca doktora götürülmesi gerektiğini düşündüklerini söyledi. Ancak o aşamada yorgunlukla saman nezlesi belirtilerinin aynı hastalıkla bağlantılı olabileceğini fark etmediklerini belirtti.
Doktorlar Jake’in burnunda ve burun boşluğunda bir kitle tespit etti ve yumuşak doku sarkomu tanısı koydu. Jake, tedavisi kapsamında dokuz seans kemoterapi ile proton tedavisi gördü. Kemoterapinin ardından nöbet geçiren ve kendini çok kötü hisseden Jake, tedaviye devam etmeme kararı aldı.
Jake, 14’üncü doğum gününe yalnızca iki hafta kala, 26 Nisan 2024’te evinde yaşamını yitirdi. Lynsey, oğlunun ölümden korkmadığını belirterek onunla ölüm ve ölümün nasıl bir his olabileceği hakkında sık sık konuştuklarını anlattı.
Lynsey, Jake’in en büyük endişesinin insanların onu hatırlayıp hatırlamayacağı olduğunu söyledi: “Bence Jake’le ilgili en önemli şey, ölümden korkmamasıydı. Ölüm ve ölümün nasıl bir his olabileceği hakkında çok konuştuk ve onun korktuğu tek şey şuydu: ‘İnsanlar beni hatırlayacak mı? Yoksa herkes beni unutacak mı?’”
Jake’in hikâyesini anlatma nedeninin oğlunun nasıl biri olduğunu daha fazla insanın bilmesini sağlamak ve çocukluk çağı kanserine ilişkin farkındalık oluşturmak olduğunu belirten Lynsey, “Bunu yapmamın sebebi, insanların Jake’in kim olduğunu, ne kadar inanılmaz biri olduğunu bilmelerini sağlamak ve farkındalık yaratmak” dedi.


Yorumlar 0