Haberin öne çıkan noktaları
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi’nde yayımlanan makalede, dijital cihazların aşırı kullanımının çocuklarda fiziksel, zihinsel ve sosyal sorunlara yol açabileceği belirtildi. Uzmanlar, çözüm için yalnızca ekran süresini azaltmanın yeterli olmadığını vurguladı.
Meltem Güneş imzasını taşıyan çalışmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca yayımlanan Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi’nin son sayısında yer verilen “Dijital Obezite ve Çocukluk” başlıklı makale ele alındı. Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Ayşen Yalman tarafından hazırlanan makalede, teknolojinin günlük yaşamda giderek daha fazla yer edinmesiyle ortaya çıkan yeni bir bağımlılık biçimine dikkat çekildi.
Dijital obezite kavramı ortaya çıktı
Makalede “dijital obezite”, kişilerin dijital cihazlara gereğinden fazla maruz kalması sonucunda gelişen fiziksel, zihinsel ve sosyal sağlık sorunlarını kapsayan teknolojik bağımlılık türü olarak tanımlandı. “Aşırı zihin şişmanlığı” şeklinde de ifade edilen bu durumun yalnızca uzun süre ekran karşısında kalmaktan ibaret olmadığı belirtildi. Dijital medya kullanımının bireyin genel yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi de dijital obezitenin kapsamı içinde değerlendirildi.
Çocukluk döneminde etkiler belirginleşti
Gelişim çağındaki çocukların ve ergenlerin dijital cihazlarla kurduğu yoğun bağın zamanla çeşitli sorunları beraberinde getirdiği aktarıldı. Bu sorunlar arasında dikkat dağınıklığı, uyku düzeninin bozulması, fiziksel hareketliliğin azalması, sosyal çevreden uzaklaşma ve akademik başarının gerilemesi sıralandı.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 6-15 yaş grubundaki çocukların yüzde 91,3’ü internet kullanıyor. Aynı yaş aralığındaki çocukların yüzde 90’ının ise dijital oyunlara düzenli olarak zaman ayırdığı belirtildi. Bu oranların, çocukların dijital ortamlarla kurduğu ilişkinin günlük yaşam içindeki ağırlığını gösterdiği ifade edildi.
Sürekli çevrimiçi olma isteği güçlendi
Çocuklar ve ergenlerin ekranlarını ve bildirimlerini sürekli kontrol ettiği, yeni paylaşımları kaçırmamak için devamlı takipte kaldığı kaydedildi. İnternet bağlantısının olmadığı durumlarda teknolojiden uzak kalma korkusu yaşanmasının da dijital bağımlılığın belirtileri arasında yer aldığı aktarıldı.
Teknolojik bağımlılığın yaklaşık 40 farklı dijital hastalığın temelinde bulunduğuna işaret edildi. Sosyal medya kullanıcılarının, başkalarının yaşamlarındaki gelişmeleri kaçırma endişesiyle sürekli çevrimiçi kalmak istemesinin kaygı ve stres gibi psikolojik sorunlara neden olabileceği vurgulandı.
Mücadelede çok yönlü yaklaşım önerildi
Dijital obeziteyle mücadelede yalnızca çocukların ekran başında geçirdiği sürenin kısaltılmasının yeterli olmayacağı belirtildi. Bunun yerine çocuğun bilişsel, duygusal ve davranışsal gelişimini birlikte gözeten, kapsamlı stratejilerin uygulanması gerektiği ifade edildi. Ailelere ise çocuklarıyla ortak ve ekranlardan uzak zaman geçirmeleri tavsiye edildi.
Farklı ülkelerde yeni politikalar uygulandı
Makalede, dijital obeziteyle mücadele amacıyla farklı ülkelerde hayata geçirilen uygulamalara da yer verildi. Portekiz’de okullarda uygulanan telefon yasağının öğrencilerin dikkat süreleri ve sosyal etkileşimleri üzerinde olumlu sonuçlar doğurduğu aktarıldı.
Estonya’da dijital yetkinlik esas alınarak hazırlanan müfredatın, öğrencilerin akademik başarılarıyla birlikte dijital bilinç düzeylerini de artırdığı belirtildi. Uruguay’da uygulanan dijital sağlık danışmanlığı ile okul, aile ve teknoloji iş birliğini bir araya getiren modellerin ise çocukların hem fiziksel hem de bilişsel gelişimini desteklediği ifade edildi.
Bu örneklerden hareketle, benzer politika ve stratejilerin Türkiye’nin koşullarına uyarlanarak geliştirilebileceğine dikkat çekildi.


Yorumlar 0