Haberin öne çıkan noktaları
- Diyarbakır’da son bir ayda eşleri ya da eski eşleri tarafından öldürülen dört kadının ardından yüzlerce erkek, kadın cinayetlerini protesto etmek için yürüdü. Eylemde “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz” pankartı taşınırken, mahalle sakinleri yürüyüşe alkış ve zılgıtlarla destek verdi.
Diyarbakır’da son bir ay içinde eşleri veya eski eşleri tarafından silahla öldürülen dört kadının ardından, yüzlerce erkek kadın cinayetlerine ve erkek şiddetine karşı sokağa çıktı. DEM Parti Bağlar ilçe binası önünde bir araya gelen farklı yaş gruplarından erkekler, “Kadını öldüren erkeklikten utanıyoruz” yazılı pankartın arkasında Karanfil Parkı’na kadar yürüdü. Diyarbakır’da ilk kez kadınların katılmadığı bir eylem olarak düzenlenen yürüyüşte, mahalle sakinleri kadınlar alkış ve zılgıtlarla korteje destek verdi.
Kentte 11 Ağustos’ta Gülistan Karadağ’ın cesedinin bir tarlada bulunmasıyla başlayan süreçte, 26 Ağustos’ta Sultan Akdemir (Kara), 18 Eylül’de Mizgin Kılıç ve 25 Eylül’de Ayfer Çakmak eşleri ya da eski eşleri tarafından vurularak yaşamını yitirdi. Dört kadından üçünün boşanmış veya boşanma aşamasında olduğu belirtildi.
Ayfer Çakmak’ın Bağlar ilçesinde öldürülmesinin ardından DEM Parti Kadın Meclisi, Özgür Kadın Hareketi ve çeşitli sivil toplum kuruluşları ilçede bir araya gelerek kadın cinayetlerini protesto etti. Eylem sırasında erkeklere, kadın cinayetlerine karşı birlikte tavır alma çağrısı yapıldı. Bu çağrı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak tarafından dile getirildi.
Kentin erkek milletvekilleri ile belediye başkanları da Bucak’ın çağrısına destek verdiklerini açıkladı. Erkekler, Diyarbakır’daki tüm erkekleri kadın cinayetlerine karşı ses çıkarmaya ve düzenlenecek protesto yürüyüşüne katılmaya davet etti. Çağrının ardından yüzlerce erkek, Bağlar’daki DEM Parti ilçe binasında buluşarak kadınlara yönelik şiddete karşı birlikte yürüdü. Eyleme medyanın ilgisi de yoğun oldu.
İlk kez kadınların bulunmadığı bir protestoya katılan erkeklerin önemli bölümü kameralar karşısında çekingen davransa da pankartın arkasında yürümekten geri durmadı. Korteji gören mahalle sakini kadınlar, alkışlar ve zılgıtlarla eylemi destekledi. Yürüyüşün amacını ilk anda bilmeyen mahalle sakinleri, yüzlerce erkeğin kadınlar için bir araya geldiğini öğrendiklerinde “Çok iyi oldu, keşke herkes katılsa” sözleriyle memnuniyetlerini dile getirdi.
Bir dükkânın önünde duran genç bir kadın, merakla izlediği kortejin önündeki pankartı görünce yürüyüşçüleri alkışladı. Genç kadın, “Bizi destekledikleri için alkışlıyorum onları, güzel oldu, tebrik ediyorum” dedi. Ablasıyla birlikte yürüyüşü takip eden başka bir mahalle sakini ise kadına yönelik şiddete tepkisini yüksek sesle ifade ederek, “Kadına şiddet günahtır, Allah kadınları öldüren erkeklerin belasını versin” sözleriyle eyleme katılan erkekleri alkışladı.
Elinden tuttuğu küçük oğluyla kalabalığı izleyen genç bir kadın da erkeklerin kadınlar için yürüyüş yapmasından duyduğu mutluluğu anlattı. Eşinden çekindiği için kameraya konuşmak istemeyen kadın, “İlk defa erkeklerin biz kadınlar için yürüyüş yaptığını görüyorum, çok mutlu oldum” dedi. Daha sonra eliyle zafer işareti yaparak “Jin, jiyan, azadi” sloganı attı.
Jiyan adlı bir başka kadın ise eylemin yalnızca DEM Parti mensubu erkeklerle sınırlı kalmaması gerektiğini söyledi. Jiyan, “Kadına şiddeti uygulayanların hepsi erkekler, neden sadece DEM Partili erkekler yürüyor? Bence AKP, CHP, MHP tüm partilerin erkekleri de bu eylemi yapmalı…” ifadelerini kullandı.
Yürüyüşe Ergani’den katılan Emin Ermin, kadınların korunması konusunda mevcut yasaların yetersiz kaldığını savunarak İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını gündeme getirdi. Ermin, “Yasalar belli, kadınlara nafaka verilmiyor, İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı, kadının bütün hakları elinden alındı. 21. yüzyılda bu lanetlememiz gereken bir durumdur. Kadınların birlikte hareket etmeleri ve erkeklerin onlara destek vermeleri için buradayım” diye konuştu.
Kortej boyunca zaman zaman “Jin, jiyan, azadi” sloganları atıldı. Bunun dışında yürüyüş Karanfil Parkı’na kadar büyük ölçüde sessizlik içinde sürdü. Parkta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Emin Ay Kürtçe, DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Kamaç ise Türkçe konuşma yaptı.
Mehmet Emin Ay, kadınların özgürlüğü için yaşamın her alanında sorumluluk üstlenmeye devam edeceklerini söyledi. Erkek egemen anlayışı eleştiren Ay, kadınların özgür olmadığı bir toplumda özgürlüğün, huzurun ve barışın sağlanamayacağını belirtti.
Demokratik Birlik İnisiyatifi Eş Sözcüsü Mehmet Kamaç ise bu yılın ilk sekiz ayında 189 kadının öldürüldüğünü açıkladı. Kadına yönelik şiddetin, iktidarın ve devletin cezasızlık politikasıyla bağlantılı olduğunu savunan Kamaç, “Gülistan Doku cinayeti, Rojin Kabaiş, Rojwelat Kızmaz cinayeti kadına yönelik katliamda birilerine cesaret veriyor. Bu cesaretle bu katliamlar işleniyor. Katledilen sadece kadın değil; katledilen bu toplumun değerleridir, geleceğidir” dedi.
Diyarbakır’daki son bir aylık dönemde dört kadın, eşleri veya eski eşleri tarafından öldürüldü. 11 Ağustos’ta 32 yaşındaki Gülistan Karadağ’ın cesedi bir tarlada bulundu. Olayla ilgili gözaltına alınan iki erkek, uyuşturucu etkisi altında olduklarını ve cinayeti hatırlamadıklarını öne sürdü. İki şüpheli, cinayet suçlamasıyla tutuklandı.
32 yaşındaki Sultan Akdemir ise boşanma aşamasındaki eşi tarafından, kucağında iki yaşındaki kızı varken vuruldu. Saldırgan, yaralı kadının kucağındaki çocuğu aldıktan sonra yere düşen Sultan’a iki kez daha ateş etti ve küçük kızla birlikte olay yerinden kaçtı. Hastaneye kaldırılan Sultan kurtarılamadı. Saldırgan olaydan bir gün sonra yakalanırken, çocuğu devlet korumasına alındı.
Yenişehir ilçesinde, Millet Kütüphanesi önünde eski eşi Mizgin Kılıç ile tartışan Ömer Kırıcı, kadını silahla vurdu. Yaralanan Mizgin, KADES uygulaması üzerinden yardım istedi ancak saldırgan tarafından zorla araca bindirildi. Polis takibi sırasında araç takla attı. Yakalanacağını anlayan Ömer Kırıcı, aynı silahla intihar etti. Mizgin Kılıç da olayda yaşamını yitirdi.
Eylül ayında Bağlar ilçesinde meydana gelen son cinayette ise 32 yaşındaki, beş çocuk annesi Ayfer Çakmak, evli olduğu Osman Çakmak tarafından av tüfeğiyle vuruldu. Evden kaçmaya çalışan genç kadın, sokakta açılan ateşin hedefi oldu ve evinin önünde hayatını kaybetti.
Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin verilerine göre ocak ayından bu yana 3 bin 907 kadın fiziksel şiddet gördüğü gerekçesiyle hukuki destek başvurusunda bulundu. Cinsel şiddet nedeniyle başvuran kadınların sayısı 1.335, dijital şiddet gördüğünü bildirenlerin sayısı ise 1.070 olarak kayıtlara geçti.
Aynı verilere göre 4 bin 258 kadın ekonomik şiddete maruz kaldı. Psikolojik şiddet gördüğünü belirten kadınların sayısı 4 bin 919’a ulaşırken, 1.383 kadın mobbing nedeniyle hukuki destek talebinde bulundu. 2016 yılı içinde Diyarbakır’da boşanma davası açan kadınların sayısı 4 bin 974 olarak verilirken, 1.776 kadının çocuklarının velayet hakkı için dava açtığı belirtildi.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Diyarbakır Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi (DİKASUM), Sığınmaevi ve Alo Şiddet Hattı verileri kullanılarak hazırlanan 2025 raporunda, kadına yönelik şiddetin kişisel olaylarla sınırlı olmadığı ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayanan yapısal bir sorun niteliği taşıdığı ifade edildi.
Rapora göre 2025 yılında 393 başvuru yapıldı ve başvuran kadınların yüzde 88’i aile içi şiddet mağduru olduğunu bildirdi. Başvurularda 142 kadın ekonomik, 94 kadın psikolojik, 32 kadın ise fiziksel şiddet gördüğünü belirtti. Can güvenliğinin tehlikede olduğunu söyleyen 30 kadın sığınma talebinde bulundu.
2025 yılı boyunca sığınmaevinde 258 kadın ile 173 çocuk barındı. Kadınların 207’si şiddet geçmişi nedeniyle, 51’i ise barınma ihtiyacı sebebiyle sığınmaevine başvurdu. Başvuru yapan kadınların ağırlıklı olarak 26-33 ve 18-25 yaş aralıklarında olduğu bildirildi.
Sığınmaevinde kalan kadınların 167’sinin psikolojik, 132’sinin fiziksel, 41’inin ekonomik, 17’sinin cinsel ve 2’sinin dijital şiddete maruz bırakıldığı açıklandı.
2018 yılında Diyarbakır’da kurulan Rosa Kadın Derneği de kentteki diğer kadın kurumlarıyla koordinasyon içinde, kadına yönelik her türlü şiddete karşı çalışmalar yürütüyor. Dernek yöneticilerinden Esra Çiçek, ocak ayından bu yana farklı sosyal kesimlerden 35 şiddet mağduru kadının psikolojik ve hukuki destek almak için kendilerine başvurduğunu söyledi.
Çiçek, şiddet başvurularındaki değişime dikkat çekerek, “Eskiden sadece aile içi şiddete maruz kalan kadınlar gelirdi ama son yıllarda, yeni nesil çeteler, mafyatik yapıların içinde yer alan erkek partnerlerin şiddetine maruz kalan çok sayıda eğitimli kadının geldiğini görüyoruz” dedi.
İşsizlik, ekonomik kriz, madde kullanımı ve alkol bağımlılığı gibi etkenlerin aile içi şiddeti artırdığını belirten Çiçek, çok sayıda kadının hukuki yollarla sonuç alabileceğine dair umudunu yitirdiğini savundu. Çiçek, “Derneğimize gelen birçok kadın, sırf yaşadıkları sorunları paylaşmak ve nasıl bir şiddete maruz kaldığını anlatmak, kayıt altına almak adına geliyor. Aralarında çok sayıda eğitimli, meslek sahibi olanlar da var. Hukuki yollardan çözüm bulamayacakları yönünde yaygın bir kanaat oluşmuş maalesef. Başlarına kötü bir şey gelirse, geride anlatılacak bir hikâyeleri olsun istiyorlar” diye konuştu.


Yorumlar 0