KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Süperyatların sayısı ve boyutları büyürken, bu teknelerin karbon salımı ve deniz ekosistemlerine verdiği zarar da gündemde. Siyaset bilimci Grégory Salle, kriz ve yoksulluğun konuşulduğu bir dönemde süperyatları “adeta bir provokasyon” olarak nitelendiriyor.

Eylül ayının sonunda Avrupa’nın en büyük süperyat fuarı Monaco Yacht Show’da alıcı rolüyle gezen Sam Wollaston, Port Hercules’e demirlemiş 118 yatla karşılaştı. Fuardaki teknelerin toplam değeri 4,5 milyar avroydu; bu tutar yaklaşık 250 milyar liraya karşılık geliyor. Wollaston’ın verdiği bilgiye göre 2026’daki fuarda sergilenen yatların toplam uzunluğu 5 bin 508 metreye ulaştı.

Süperyatların sayısı ve boyutları nasıl değişiyor?

Boat International’ın dünya genelindeki sipariş verileri, yapımı devam eden 24 metreden uzun yatların sayısının 1093 olduğunu gösteriyor. 2016’da bu kapsamda 755 yat bulunuyordu. Bu yıl yapım aşamasındaki yatların toplam adedi geçen yıla kıyasla yüzde 3,95 azalsa da teknelerin boyları giderek artıyor. Bu büyüklükteki tekneler çoğunlukla “süperyat” diye anılıyor; ancak bazı yatların boyutu için “mega” ya da “giga” gibi ön ekler de kullanılıyor.

Yatların ölçeğinin yanı sıra çevre üzerindeki etkileri de tartışma konusu. 500 gros tonajın altındaki tekneler, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) daha büyük gemilere uyguladığı katı güvenlik ve çevre düzenlemelerine tabi değil. Böylece bu sınırın altındaki yatlar, büyük tekneler için geçerli olan sıkı kuralların dışında kalıyor.

Bir süperyat ne kadar karbon salıyor?

Oxfam’ın 2024 tarihli araştırmasında, 18 milyardere ait 23 süperyatın her biri için yıllık ortalama karbon ayak izi 5 bin 672 ton olarak hesaplandı. Ortalama bir insanın bu miktarda karbon salımına ulaşması 860 yıl sürüyor. Oxfam daha sonra incelemesini tek bir aileye yöneltti: ABD merkezli büyük perakende zinciri Walmart’ın mirasçısı olan ve üç süperyata sahip Walton ailesi.

Walton ailesine ait yatlar bir yıl içinde toplam 56 bin deniz mili, başka bir deyişle yaklaşık 104 bin kilometre yol aldı. Yatların yıllık toplam karbon ayak izi 18 bin tona ulaştı. Söz konusu miktar, yaklaşık 1700 Walmart çalışanının karbon salımına denk geliyor. Wollaston, yat sahipliği etrafındaki zenginlik ölçeğini anlatırken, “Bu aşamada artık birinin yatı olup olmadığı değil, kaç yatı olduğu konuşuluyor” ifadesini kullanıyor.

Yatlar çevreye hangi yollarla zarar veriyor?

Büyük yatlar saatte 500 litreden fazla dizel yakıt tüketebiliyor. Yakıt kullanımı atmosfere karbondioksitin yanı sıra azot oksit ve kükürt dioksit salınmasına yol açıyor. Eğlence amaçlı denizcilik faaliyetleri, süperyatlar da dahil olmak üzere, yılda yaklaşık 16 milyon ton karbondioksit üretiyor.

Emisyonlar yalnızca yatlar yol alırken ortaya çıkmıyor. Tekneler demirli durumdayken de klima, aydınlatma, mutfak ve jakuzi gibi konaklama olanaklarının çalışması için jeneratör kullanıyor. Gemideki bu ihtiyaçlar “otel yükü” olarak tanımlanıyor ve jeneratörlerin çalışması ek karbon salımına neden oluyor.

Deniz ekosistemleri de yatların etkisi altında. Büyük teknelerin ağır çapaları ve zincirleri, Akdeniz tabanında yetişen Posidonia deniz çayırlarına ciddi zarar verebiliyor. Posidonia alanları deniz canlıları için yaşamsal bir habitat oluştururken aynı zamanda oksijen kaynağı olma özelliği taşıyor.

Süperyat siparişleri pandemi döneminde neden arttı?

Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi’nde (CNRS) görev yapan siyaset bilimci Grégory Salle’ye göre süperyat siparişleri, özellikle Covid-19 pandemisinin etkisiyle 2022 ve 2023’te hızla yükseldi. Salle, serveti 30 milyon doları aşan süper zenginler için yatların sosyal mesafeyi güvenli ve konforlu biçimde korumanın en iyi yollarından biri haline geldiğini belirtiyor.

Salle, süperyatların lüks, sakinlik ve ekolojik yıkımla ilişkisini 2024’te yayımlanan “Superyachts: Luxury, Tranquility and Ecocide” adlı kitabında ayrıntılı biçimde ele aldı. Türkçeye “Süperyatlar: Lüks, Huzur ve Ekokırım” şeklinde çevrilebilecek kitapta, süperyat meselesini yalnızca çevresel sonuçlarıyla değil, toplumsal eşitsizlik boyutuyla da değerlendiriyor.

Salle’ye göre süperyatlar neyin simgesi?

Salle, süperyatların açıklanması güç bir aşırı zenginliğin göstergesine dönüştüğünü savunuyor. Ona göre bu tekneler, çoğu insanla yat sahipleri arasındaki büyük uçurumu görünür kılıyor. Salle, “Her yerde kriz, kemer sıkma ve yoksulluk, çocuk yoksulluğu dahil, konuşulurken bu yatlar adeta bir provokasyon” diyor.

Siyaset bilimci, süperyat sahiplerini tanımlarken “plütokrasi”, “oligarşi” ve “küresel süper burjuvazi” kavramlarına başvuruyor. Salle’ye göre bu kişiler, sınırların ve kuralların ötesinde hareket eden ulusötesi bir kapitalist sınıfın parçası.

Yatların kıç bölümünde, isimlerinin hemen altında görülen tescil yerleri de bu tartışmanın bir parçası. Bu teknelerin büyük bölümü Cayman Adaları, Marshall Adaları, Man Adası ve Malta gibi yerlerde kaydediliyor. Söz konusu ülkeler, yatları kendi bayrakları altında tescil ederek sahiplerine vergi avantajları da dahil olmak üzere çeşitli ayrıcalıklar sağlıyor.

Hangi tanınmış isimlerin süperyatları var?

Süperyat sahibi olmak aşırı zenginler arasında gizli kalmıyor. Yapay zekânın dünya yoksulluğunu ortadan kaldıracağı ve iklim krizini çözeceği yönünde vaatlerde bulunan teknoloji dünyasının önde gelen isimleri Mark Zuckerberg ve Jeff Bezos da yat sahibi. Zuckerberg’in 118 metre uzunluğundaki yatının adı Launchpad. Bezos’un Koru adlı yatı ise 127 metre uzunluğunda ve değerinin 444 milyon avro, yaklaşık 24 milyar lira olduğu tahmin ediliyor.

Rus oligark Roman Abramoviç de yatlarıyla bilinen isimler arasında. Forbes, sızdırılan belgelere dayanarak Abramoviç’le bağlantılı 16 tekne tespit etti. Wollaston’ın kullandığı gemi takip uygulamasındaki bilgilere göre filosunun en büyük yatları, Cook Adaları’na kayıtlı 140 metrelik Solaris ile 162 metrelik Eclipse. Her iki tekne de İstanbul yakınlarında, Marmara Denizi’nde demirli. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Batılı ülkeler Rus oligarkların varlıklarına el koyarken Türkiye yaptırımlara katılmayı reddetmişti.

Yat fuarındaki sürdürülebilirlik adımları yeterli mi?

Wollaston’ın gözlemine göre Monaco Yacht Show’da yatların çevresel maliyetinin belli ölçüde kabul edildiği görülüyor. Bu kapsamda, yatçılıkta sürdürülebilirliğe ölçülebilir katkı sunan çözümleri ödüllendiren Blue Wake törenini ziyaret ediyor. Yat iç mekân tasarımında görece sürdürülebilir malzemeler kullanan bir şirket ödül alırken, yelkenleri bulunan başka bir yat da Blue Wake ödülüne layık görülüyor. Bir marina ise Posidonia deniz çayırı diktiği için ödüllendiriliyor.

Ancak Wollaston, bu ödüllerin ve sürdürülebilirlik söyleminin ne kadar sahici olduğu konusunda kuşku taşıyor. Beş yıl içinde 3 bin metrekare deniz çayırının yeniden canlandırıldığı belirtiliyor; fakat bu alan bir futbol sahasının yarısından daha küçük. Üstelik yelkenli yatların sayısı azalırken, motorlu teknelere ve daha güçlü motorlara yönelim artıyor.

Wollaston değerlendirmesini, yatların fosil yakıt tüketimini eleştiren şu sözlerle tamamlıyor: “Bu yatlar yarın yokmuş gibi fosil yakıt içiyor. Böyle devam etmelerine izin verilirse gerçekten de yarın olmayacak. Eşitsizliğin daha korkunç bir simgesi yok. Üstelik ütüye benziyorlar.” Ardından ise, “Yine de” diye ekliyor: “Gitmeden şu şarap tadımına bir uğrarım belki.”

Yorumlar 0

Yorumlar yükleniyor...