Haberin öne çıkan noktaları
- Savaş, kuraklık ve lojistik sorunları gıda ile enerji maliyetlerini birlikte yükseltirken küresel enflasyon baskısının 2027'ye kadar sürmesi bekleniyor. Avrupa'da kış aylarında enflasyonun yüzde 5'i aşabileceği senaryolar tartışılırken piyasalar Fed, ECB ve BoJ'un bu haftaki kararlarını izliyor.
Jeopolitik gerilimler, Orta Doğu'daki savaş, kuraklık ve taşımacılık hatlarındaki aksaklıklar küresel ekonomide gıda ve enerji arzını aynı anda zorluyor. Petrol ile tarım ürünlerinde yaşanan kesintiler, fiyatları yukarı iterek enflasyon baskısını yaygınlaştırıyor. Brent petrolün varil fiyatı 114 doları aşarken gıda fiyatları da yaklaşık dört yılın en yüksek seviyesine çıktı. Bu gelişmeler, enflasyonun 2027'ye kadar yüksek seyredeceği ve Avrupa'da kış aylarında yüzde 5'i geçebileceği ihtimalini gündeme taşıdı.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Bankası ve uluslararası finans kuruluşlarının verileri; azalan stoklar ile yükselen enerji ve navlun maliyetlerinin fiyat artışlarını beslediğine işaret ediyor. Hane bütçelerinde gıda ve enerjinin önemli pay tuttuğu, dış şoklara açık ekonomiler bu tablodan daha fazla etkileniyor. Enflasyonu düşürürken resesyondan kaçınmayı hedefleyen yumuşak iniş beklentileri zayıflarken, kalıcı maliyet baskıları ekonomilerin görünümünü zorlaştırıyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonu hem doğrudan hem de üretim ve taşımacılık giderleri üzerinden dolaylı olarak artıran başlıca etkenlerden biri. Brent petrol 114 dolar sınırını geride bırakırken ABD Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı da 101 doların üzerine çıktı. Küresel piyasalarda doğal gazın maliyeti ise Orta Doğu'daki savaş öncesi seviyenin iki katını geçti; enerji enflasyonu çift haneli oranlara ulaştı. Gelişmiş ülkelerde genel fiyat göstergeleri yeniden yükselişe geçerken arz şokları üretim maliyetlerini de etkiliyor.
Gıda fiyatları yaklaşık dört yılın zirvesinde
Lojistikteki aksamalar ve olumsuz hava koşulları arz kaygılarını artırırken, FAO'nun uluslararası gıda fiyatlarını takip eden endeksi eylülde bir önceki aya kıyasla yüzde 1,5 yükselerek 136 puana ulaştı. Böylece endeks, Kasım 2022'den bu yana en yüksek değerini gördü. Geçen yılın aynı dönemine göre artış yüzde 5,8 oldu. Buna karşın endeks, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından Mart 2022'de kırılan rekorun yüzde 14,3 altında kaldı.
Fiyatlardaki yükselişte nakliye rotalarındaki yoğunluk, hava koşullarının üretime etkisi ve tarımsal girdilerin pahalanması öne çıkıyor. Karadeniz'deki tahıl altyapısına yönelik saldırılar sevkiyatları aksatırken Kızıldeniz'deki güvenlik sorunları gemilerin Afrika çevresinden daha uzun güzergâhlara yönelmesine neden oluyor. Bu gelişmeler, Karadeniz ile Güneydoğu Asya arasındaki navlun bedellerini yüzde 50 artırdı.
Orta Doğu'daki gerilim akaryakıt fiyatlarını yükseltirken Hürmüz Boğazı üzerindeki abluka gübre ihracatını sekteye uğratıyor. Gübre maliyetlerinin yüksek kalması tarımsal üretim giderlerini artırıyor. Bu koşullarda buğday fiyatları 2026'da yüzde 30'dan fazla yükseldi, şeker fiyatları tarihi zirveleri gördü ve ekmek fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskı arttı.
Avrupa'da enerji ve iklim kaynaklı baskı
Avrupa Merkez Bankasının (ECB) 20 Ekim'de yayımladığı “Gıda enflasyonu etkisini kaybetti mi?” başlıklı analiz, küresel gıda fiyatlarındaki yükselişin gelişmiş ekonomiler için yeniden risk oluşturduğunu ortaya koydu. Euro Bölgesi'nde yıllık enflasyon eylülde yüzde 3,8'e çıkarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Gelişmiş ülkelerde yıllık ortalama çekirdek enflasyonun yüzde 2,7'den yüzde 2,9'a yükselmesi de fiyat baskısının daha geniş bir alana yayıldığına işaret etti.
ECB uzmanları, fiyatları yeniden hızlandırabilecek iki risk alanına dikkat çekiyor: enerji ve gübre maliyetlerindeki artış ile iklim koşulları. Enerji ve gübre giderlerinin tüketici fiyatlarına yansıması zaman alıyor. Ancak nakliye, paketleme ve işleme maliyetlerine yayılan bu artışların önümüzdeki aylarda buğday, mısır, ekmek ve makarna gibi enerji kullanımı yüksek ürünleri pahalılaştırması bekleniyor.
Avrupa genelinde 2026 yazında görülen aşırı sıcaklar ve kuraklık da tarımsal arz beklentilerini olumsuz etkiledi. ECB tahminlerine göre iklim kaynaklı bu şok, gelecek yıl Euro Bölgesi'ndeki gıda enflasyonuna tek başına 0,3 ila 0,8 puan ek yük getirebilir. Eylülde işlenmemiş gıda enflasyonunun yüzde 4'e yükselmesi, hava koşullarına duyarlı sebzelerdeki fiyat artışının şimdiden başladığını gösteriyor.
Kışın enflasyon yüzde 5'i aşabilir
Uluslararası finans kuruluşu ING'nin analistleri, Avrupa'da doğal gaz fiyatlarının yükselişinin kış dönemindeki enflasyonu daha da artırabileceği görüşünde. Gaz fiyatlarındaki artışın, geçmişteki Ukrayna şokunun benzer döneminde görülen yükselişi aşması nedeniyle Euro Bölgesi'nde kış ayları için yüzde 4 enflasyon düzeyinin şimdiden kesinleştiği değerlendiriliyor.
ING'nin senaryo analizinde petrolün varil fiyatının 130 dolara ulaşması ve doğal gazın mevcut yüksek seviyelerini koruması halinde Avrupa'da genel enflasyonun kışın yüzde 5'i aşabileceği öngörülüyor. Birleşik Krallık'ta hane halkının enerji faturalarının 2027 Ocak ayında yüzde 25 artması bekleniyor; benzer bir maliyet baskısının Euro Bölgesi'nde de yaşanabileceği tahmin ediliyor.
Orta Doğu'daki gerilimlerin petrol ve doğal gaz fiyatlarını yukarı taşıması, gelişmiş ekonomilerde çekirdek enflasyon riskini canlı tutuyor. Maliyet artışları stagflasyon kaygılarını da artırırken analistler, enerji şokunun üretim zincirine gecikmeli yansımasının enflasyonu yeniden hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor. Böyle bir tabloda merkez bankalarının faizleri beklenenden uzun süre yüksek tutması gerekebilir.
Fransa'da yükselen tahvil faizlerinin borçlanma giderlerini artırma ihtimali ve yerel para birimlerinin dolar karşısında değer kaybetmesi de küresel fiyat baskısını besliyor. Bu nedenle üç büyük merkez bankasının bu haftaki mesajlarının küresel tahvil getirileri ve piyasalardaki risk iştahı üzerinde etkili olması bekleniyor. Enerji fiyatlarının enflasyona etkisinin yanı sıra yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliği hakkındaki kaygılar da yakından izleniyor.
Merkez bankalarının karar haftası
Geçmişte enflasyona geç yanıt vermekle eleştirilen merkez bankaları, bu kez risk almamak ve fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla sıkılaşma adımlarını hızlandırdı. ECB bu yıl politika faizini toplam 50 baz puan artırdı ve mevduat faizini yüzde 2,50'ye çıkardı. ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyon baskılarına karşı faizini 25 baz puan yükselterek yüzde 3,75-yüzde 4 aralığına taşıdı; bu, 2023'ten bu yana yaptığı ilk faiz artışı oldu.
Japonya Merkez Bankası (BoJ) yılın ilk faiz artışını haziranda gerçekleştirdi. Banka eylül toplantısında da faiz artırarak politika faizini yüzde 1,25'e yükseltti. Yeni Zelanda, Pakistan, Avustralya ve Güney Kore de küresel sıkılaşma sürecine faiz artışlarıyla katıldı. İsveç ve İsviçre merkez bankalarının yakın dönemde faiz artırabileceği tahmin ediliyor.
Fed, ECB ve BoJ bu hafta yeni para politikası kararlarını açıklayacak. Fed'in kararı 28 Ekim Çarşamba, ECB'nin kararı 29 Ekim Perşembe, BoJ'un kararı ise 30 Ekim Cuma günü duyurulacak. Piyasalarda üç bankanın da bu toplantılarda faizleri sabit bırakması, ancak aralık ayındaki yılın son toplantılarında yeniden faiz artışına gitmesi bekleniyor.



Yorumlar 0