Haberin öne çıkan noktaları
- Almanya’da eski Federal İstihbarat Servisi Başkanı August Hanning’in tutuklanmasıyla başlayan soruşturmada, ABD merkezli ve İsrail’le ilişkileriyle tanınan UANI ile bağlantısı gündeme geldi. UANI’nın yönetim kadrosu, finansörleri ve İran politikası üzerindeki etkisine ilişkin iddialar yeniden tartışılıyor.
Eski Federal İstihbarat Servisi (BND) Başkanı August Hanning’in tutuklanmasının ardından, geçmişteki uluslararası bağlantılarına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Hanning’in, ABD’de faaliyet gösteren ve İsrail’le yakın ilişkileri bulunduğu belirtilen Birleşmiş İran’a Karşı Birlik (UANI) adlı kuruluşun danışma kurulunda görev yaptığı belirlendi.
UANI’nın internet sitesinde Hanning’in özgeçmişine yer verilirken, kendisi için “UANI Kıdemli Avrupa Danışmanı” ifadesi kullanılıyor. Bu bağlantı, Almanya’daki casusluk soruşturmasının yalnızca Hanning’in kişisel geçmişiyle sınırlı kalmayıp Washington ve İsrail hattına uzanan bir boyut taşıdığı yönündeki değerlendirmeleri gündeme getirdi.
UANI’nın İsrail bağlantıları
Kurulduğu tarihten bu yana İsrail’le derin bağlara sahip olduğu öne sürülen UANI, gazeteci Trita Parsi’nin de aralarında bulunduğu bazı analistler tarafından “İsrail’in Washington’daki istihbarat kanadı” şeklinde tanımlanıyor. Kuruluşun hem danışma ve yönetim kurullarında hem de kurucu kadrosunda ABD, İngiltere ve İsrail istihbarat çevrelerinden tanınan isimler bulunuyor.
UANI’nın kurucuları arasında eski CIA Direktörü James Woolsey, eski MI6 Başkanı Richard Dearlove ve Mossad’ın eski üst düzey yetkililerinden Zohar Palti yer alıyor. Bu isimlerin kuruluş bünyesinde bulunması, UANI’nın Washington’daki güvenlik ve dış politika çevreleriyle ilişkilerinin kapsamına dair tartışmaları güçlendiriyor.
Araştırmacı gazeteciler Eli Clifton ve Jim Lobe tarafından yayımlanan belgelere göre, UANI’nın başlıca finansörleri arasında Amerikalı-İsrailli milyarder Thomas Kaplan ile İsrail yanlısı sert politikaları destekleyen Sheldon Adelson’a bağlı ağlar bulunuyor. Söz konusu finansal bağlantıların, kuruluşun İran karşıtı faaliyetlerinin arkasındaki siyasi ve ekonomik desteği gösterdiği ileri sürülüyor.
Obama dönemindeki dava dosyaları
2014 yılında The New York Times tarafından gündeme getirilen “Restis v. UANI” davasına ait belgeler, UANI’nın ABD yönetimi tarafından nasıl korunduğuna ilişkin iddiaları ortaya koydu. Belgelerde, kâğıt üzerinde bağımsız bir yapı görüntüsü veren kuruluşun, eski Mossad Başkanı Meir Dagan gibi isimler aracılığıyla yabancı istihbarat verilerinden yararlandığı öne sürüldü.
Aynı dava sürecinde, ABD Adalet Bakanlığının söz konusu veri ağını korumak amacıyla “devlet sırrı” gerekçesine başvurarak davaya müdahil olduğu iddiası da yer aldı. Bu yaklaşım, UANI’nın faaliyetlerinin ve kullandığı istihbarat bilgilerinin hukuki süreç içinde ne ölçüde korunduğu konusunda soru işaretlerine neden oldu.
Belgelerde ayrıca, yıllık bütçesi 1,7 milyon dolar olarak gösterilen UANI’nın, eski CIA, Mossad ve MI6 mensuplarının yanı sıra ABD’li siyasetçilerle kurduğu ilişkiler sayesinde küresel şirketler üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi. Kuruluşun bu yöntemlerle şirketleri İran’daki faaliyetlerini sonlandırmaya zorladığı ve bazı durumlarda şantaj uyguladığı ileri sürüldü.
Trump’ın İran politikası
Araştırmacı gazeteci Eli Clifton ile Quincy Enstitüsü tarafından hazırlanan analizlerde UANI’nın, Donald Trump yönetiminin Barack Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmadan çekilmesinde etkili olan başlıca ideolojik ve finansal unsurlardan biri olduğu savunuldu.
Bu değerlendirmelere göre kuruluş, Trump yönetiminin İran’a yönelik “azami baskı” politikasını benimsemesinde önemli rol oynadı. UANI’nın yürüttüğü faaliyetlerin, İran’ı ekonomik ve siyasi baskının yanı sıra askeri çatışma ihtimalinin bulunduğu bir sürece sürükleyen politikaların oluşumunu etkilediği öne sürülüyor.


Yorumlar 0