Haberin öne çıkan noktaları
- İstanbul Gayrettepe’de 2 Nisan 2024’te 29 kişinin yaşamını yitirdiği gece kulübü yangınına ilişkin dosyada, 13 kamu görevlisinin görev alanlarında gerekli denetimi yapmadığı yönünde bilirkişi değerlendirmesi yer aldı. Mahkeme, dört sanığın tutukluluk halinin sürmesine karar vererek duruşmayı 2 Aralık’a bıraktı.
İstanbul Beşiktaş’taki Gayrettepe semtinde bulunan Masquerade adlı gece kulübünde 2 Nisan 2024’te çıkan yangında 29 kişi hayatını kaybetti. Yangına ilişkin dosyada, aralarında Beşiktaş Belediyesi ve itfaiyede görev yapan isimlerin de bulunduğu 13 kamu görevlisi hakkında hazırlanan bilirkişi raporunda, görevlilerin gerekli özen ve denetimi göstermemelerinin sonuca yol açmış olabileceği değerlendirildi. Rapordaki tespitlerin hukuki takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtildi.
Yangın, kulüpte tadilat çalışmaları yürütüldüğü sırada meydana geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), yapılan tadilatın kaçak olduğunu açıklarken İBB İtfaiye Daire Başkanlığı yangının, mal kabul giriş kapısında kullanılan elektrikli kaynak makinesinden sıçrayan kıvılcımlar nedeniyle çıktığını bildirdi. Olayla bağlantılı olarak 22 kişi yargılanıyor; sanıkların dördü tutuklu bulunuyor.
Yargılanan isimler ve suçlamalar
Dosyada işletmeyle bağlantılı dokuz kişi sanık olarak yer alıyor. Gece kulübünün sahipleri Şahzade Şekergümüş, Fatma Dörtgül ve Mehmet Menduh Ceylan ile mesul müdür İsmet Şen yargılanan isimler arasında. Tadilat sırasında metal işlerini yapan Çağatay Altunel ve Kahraman Erdem, asansörlü ve hidrolik destekli sandalyeyi kuran şirketin sahipleri Dursun ve Sibel Çelik ile tadilat ve tamirat işlerinden sorumlu İbrahim Bildirici de aynı dosyada sanık.
Kamu görevlileri arasında Beşiktaş Belediyesi başkan yardımcıları Ali Rıza Yılmaz, Ahmet Koray Bayraktaroğlu, Yasemin Saral ve Ahmet Mithat Şermet bulunuyor. İtfaiye çavuşu Fazlı Yavuz, eski İtfaiye Zabıta Amiri Numan Bulburu, eski İtfaiye Müdür Yardımcısı Tuncay Akdağ ve eski İtfaiye Teknik Müdür Yardımcısı Şükrü Öztürk de yargılanıyor. Belediyede görevli kamu personeli Feridun Tayfun Erelmas, Lalehan Taşdelen Başkaya, Nilüfer Oğuz, Rahşan Tekin Ölmez ve Uğur Türkyılmaz da dosyadaki diğer kamu görevlileri.
İddianamede, işletmeyle ilişkili dokuz şüpheli hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olmak” suçlamasıyla kişi başı 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Kamu görevlileri içinse “görevi kötüye kullanma” ve “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçlarından iki yıl altı aydan 17 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
Denetim sürecine ilişkin rapor
İstanbul 33’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada hakim, dosyaya bilirkişi raporunun sunulduğunu belirtti. Birleşen dosyada dönemin 13 kamu görevlisi hakkında hazırlanan rapor 21 sayfadan oluşuyor. Raporu bir inşaat mühendisi, ceza ve ceza muhakemesi hukukçusu ile bir idare hukukçusu hazırladı.
Bilirkişi değerlendirmesinde, kamu görevlilerinin işyerine gitmeden, beyanlar üzerinden işlem yaptığı ve işleyişin bu şekilde yürüdüğünü söylediği aktarıldı. Raporda, görevlilerin kendi sorumluluk alanlarında gereken özen ve denetimi göstermemelerinin meydana gelen sonuca yol açtığı kanaatine varılabileceği belirtildi. Tespitlerin sanıkların ceza sorumluluğuna etkisi ve hukuki değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu da kaydedildi.
Duruşmada tutuklu dört sanık tahliye edilmek istedi. Yangında eşi Özkan Kayabaş’ı kaybeden Emine Kayabaş, mahkeme heyetinden olay yerinde yeniden keşif yapılmasını talep etti. Kayabaş, “Bilinçli taksirden bu davayı bitiremezsiniz. Biz bu olayı hazmedemiyoruz. Özkan’ın annesi yürüyemez hale geldi. Ben hayata tutunamıyorum. Beş dakika içinde 29 insanı katlettiler. Kurumların, işletme sahiplerinin sorumluluğu yok mu? Kim o zaman suçlu? Ben mi suçluyum? Ben kafayı üşütmek üzereyim. Her seferinde burada bu sanıklar ceza almayacağından o kadar eminler ki. Sanık yakınları da burada ar etmiyorlar.” dedi.
Ailelerden ağır ceza talebi
Yangında 18 yaşındaki oğlu Onur Aladağ’ı yitiren Gülşen Aladağ, duruşmada ağlayarak söz aldı. Kartalkaya’daki olayda olduğu gibi müebbet hapis cezası verecek hakim ve savcıların bulunduğuna inanmak istediğini söyleyen Aladağ, devlete güvenmek istediğini dile getirdi. Oğlunu 18 yaşındayken kulübe gönderdiğini belirterek sanıklara en ağır cezanın verilmesini istedi. “Eğer abiysen babaysan o kadar iyi bir ceza ver ki onlara, Türkiye yeniden ayağa kalkmış diyeyim.” diyen Aladağ, sanıklardan birinin duruşmaya bağlandığını, 80-90 yaşındaki bir kişinin ise dizlerinin tutmadığını söyledi. Hiçbir hakim ya da savcıya seslerini yükseltmediklerini belirten Aladağ, “En güçlüsü bendim burada. Beni bile yıktılar. 50 sene sonra belki kimse yaşamayacak ama 50 sene o toprağın altında benim kinim herkesin yakasında olacak.” ifadelerini kullandı.
Yangında oğlu Gökhan Tevlek’i kaybeden 79 yaşındaki Yüksel Tevlek, tek çocuğunu yitirdiğini belirterek adalet istedi. Mahmut Emin Kaya’nın babası Sami Kaya ise 28 yaşındaki oğlunun ölümünün ardından mahkemeye güvendiklerini söyledi. Kaya’nın annesi Gülser Kaya, oğlunu ölümünden dört ay önce evlendirdiğini, ona damatlık gömleğini giydirdiğini ve dört ay sonra kefeniyle vedalaştığını anlattı.
Dosyada müşteki sanık olarak bulunan Ercan Erkan’dan şikayetçi olduğunu belirten Gülser Kaya, Erkan’ı altı kişinin ölümünden sorumlu tuttu. Kaya, Erkan’ın “Ben işçiyim” dediğini ancak kendisinin onu “gayrimeşru patron” olarak gördüğünü söyledi; yedi kişiyle birlikte içeri girdiğini, yalnızca onun kurtulduğunu ifade etti. Sanıkların olası kastla yargılanmasını isteyen Kaya, çok yorulduklarını ve acı çektiklerini dile getirdi. Sanıkların üç yıldır tutuklu olduklarını söylediklerini belirten Kaya, ailelerin de sevdiklerini üç yıldır göremediğini söyledi ve içeride alem yapıldığı iddiasını dile getirdi.
Eşi Özkan Kayabaş’ı kaybeden Emine Kayabaş da soruşturmanın en başından itibaren “olası kastla öldürme” suçlamasıyla yürütülmesi gerektiğini savundu. Her duruşmada yaşadıkları acılarla yeniden yüzleştiklerini belirten Kayabaş, üçüncü mahkeme heyetini göreceklerini ve başvurabilecekleri başka bir yer olmadığını söyledi. Duruşma salonunda sanıkların, avukatlarının ve yakınlarının daha değerli görüldüğünü ifade eden Kayabaş, bu kişilerin olası kasttan ceza alacaklarına dair bir kaygı taşımadıklarını öne sürdü. “İnanın ne ar ediyorlar ne korkuyorlar. Hiçbir korkuları yok maalesef ki.” diyen Kayabaş, 15-16 aile olarak duruşmalara katılmayı sürdüreceklerini ve kamuoyunun ilgi ve desteğini beklediklerini kaydetti.
Müştekiler ile avukatlarının beyanlarının ardından mahkeme, taraflara bilirkişi raporuna karşı savunmalarını hazırlamaları için süre verdi. Duruşma 2 Aralık’a ertelenirken dört sanığın tutukluluk halinin devamına karar verildi.


