KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, halkın temsilcisi sıfatıyla TBMM’nin yeni anayasa hazırlama yetkisi bulunduğunu savundu. Uçum’a göre Anayasa Mahkemesi, Meclis’in bu kapsamda yürüteceği çalışmaları denetleyemeyecek.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, yeni anayasa tartışmaları kapsamında kaleme aldığı kapsamlı yazıda, TBMM’nin halk adına yeni anayasa yapma yetkisi bulunduğunu ileri sürdü. Uçum, Meclis’in bu yetkisinin halkın verdiği görevden kaynaklandığını belirtirken, Anayasa Mahkemesi’nin yeni anayasa hazırlık sürecini denetleyemeyeceğini savundu.

1921 Anayasası dönemindeki örneği dayanak gösterdi

Uçum, TBMM’nin yeni anayasa yapabileceği yönündeki görüşünü açıklarken Türkiye’nin anayasa geçmişinden 1921 dönemini örnek verdi. 1921 Anayasası yürürlükteyken Meclis’in 1924 Anayasası’nı hazırlamasını tezine dayanak olarak gösterdi. Danimarka, Fransa, İsveç, İspanya, Brezilya ve Güney Afrika’daki anayasa yapım süreçlerine de yazısında değindi.

Anayasa hukukunda yer alan “asli kurucu iktidar” ve “tali kurucu iktidar” ayrımını da ele alan Uçum, bu yaklaşımın geçmişteki uygulamalardan çıkarılmış bir değerlendirme olarak görülebileceğini ifade etti. Ancak ona göre söz konusu ayrım, gelecekteki anayasa yapım süreçlerini değişmez biçimde sınırlayan bir kural olarak kabul edilemez. Uçum, özellikle darbe ve olağanüstü dönemlerdeki güç odaklarının hazırladığı anayasaların meşru ve dokunulmaz sayılmasına karşı çıktı; böyle bir anlayışın halkın anayasa yapma iradesini daralttığını savundu.

Halkın onayını demokratik meşruiyetin güvencesi saydı

Uçum, TBMM’nin yeni anayasa yapma yetkisi olmadığını öne süren görüşlerin demokrasi ve halk iradesiyle uyuşmadığını belirtti. Bu itirazların, ülkeyi darbe anayasasına mahkûm etmek ya da şiddet ve kaosu tek seçenek gibi sunmak anlamına geleceğini ileri sürdü. Meclis’in mevcut anayasanın çizdiği sınırlar içinde çalışan bir organ olarak değerlendirilmesinin de yeni anayasa yapma iradesini açıklamak için yeterli olmadığını kaydetti.

Uçum’a göre TBMM, halkın oylarıyla temsil yetkisi verdiği en üst merci olarak yeni anayasa yapma iradesini ortaya koyduğunda, halkın asli kurucu iradesini temsil eden bir kurucu irade niteliği kazanıyor. Bu nedenle Meclis’in mevcut anayasa hükümlerine dayanarak kanun çıkarma ve anayasa değişikliği yapma yetkilerinin yanında, halkı temsil etmesi dolayısıyla yeni anayasa hazırlama yetkisi de bulunuyor.

Uçum, yeni anayasa sürecinde TBMM’nin asli kurucu iktidar olarak değil, halk adına hareket eden temsili kurucu irade olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Meclis’te hazırlanacak metnin halkın onayına sunulmasını önemli bulan Uçum, demokratik meşruiyetin temel güvencesinin halk iradesi olduğunu savundu. Yeni anayasa hazırlanırken tarihsel ve ulusal değerlerin, demokratik kazanımların ve temel hakların göz ardı edilmemesi gerektiğini; değiştirilemezlik ilkesinin de dikkate alınmasının önem taşıdığını ifade etti.

Şili’de 2022’de halkoylamasına sunulan yeni anayasa taslağının yüzde 62 oyla reddedilmesini de değerlendirmesine ekleyen Uçum, bu örneğin yeni anayasa çalışmalarında toplumun tarihsel ve sosyal birikimini gözetmenin önemini ortaya koyduğunu vurguladı.

AYM’nin denetim alanını mevcut anayasa kapsamıyla sınırladı

Uçum’un yazısında öne çıkan başlıklardan biri, Anayasa Mahkemesi’nin yeni anayasa sürecindeki rolü oldu. Uçum, TBMM’nin süreç boyunca iki ayrı sıfatla hareket edeceğini savundu. Meclis’in mevcut anayasanın kurduğu bir organ olarak yürüttüğü faaliyetlerin AYM denetimine tabi olacağını; halk tarafından görevlendirilmiş temsili kurucu irade sıfatıyla gerçekleştireceği yeni anayasa çalışmalarının ise bu denetimin dışında kalacağını ileri sürdü.

Yeni anayasa çalışmalarının başlatılması için TBMM’nin karar alabileceğini veya izlenecek yöntemi belirleyen bir kanun çıkarabileceğini belirten Uçum, mevcut anayasanın 175’inci maddesindeki usulün tercih edilmesinin de süreci anayasa değişikliği niteliğine dönüştürmeyeceğini savundu. Yazısının sonuç bölümünde, TBMM’nin yeni anayasa yapma yetkisinin kabul edilmesi durumunda AYM’nin süreci şekil yönünden dahi inceleyemeyeceğini öne sürdü.

Uçum, AYM’nin anayasa değişikliklerini yalnızca şekil bakımından denetleyebildiğini hatırlatarak yeni anayasanın esastan denetlenebileceğini savunan görüşleri eleştirdi. Yüksek yargı mensuplarının yeni anayasa tartışmalarında görüşlerine başvurulabileceğini belirten Uçum, bu katkının istişari nitelikte kalması gerektiğini ifade etti.