Haberin öne çıkan noktaları
- ABD merkezli MSCI, Türkiye hisse senedi endekslerinde bazı işlemleri ikinci bir karara kadar durdurdu. Türkiye, Haziran 2027’ye kadar gerekli adımları atamazsa “gelişmekte olan piyasa” statüsünü kaybederek öncü veya bağımsız piyasa kategorisine alınabilir.
ABD merkezli Morgan Stanley Capital International (MSCI), Türkiye hisse senedi piyasasına ilişkin önemli bir karar aldı. Dünya genelinde yüz binlerce endeks yayımlayan küresel finans kuruluşu, Türkiye endekslerinde kullanılan bazı verilerin ve sınıflandırma süreçlerinin güncellenmesine yönelik işlemleri ikinci bir değerlendirmeye kadar askıya aldı.
MSCI, kararının arkasında kurumsal yatırımcıların dile getirdiği ciddi kaygıların bulunduğunu açıkladı. Şirket, fon portföyleriyle bağlantılı bazı küçük ölçekli şirketlerde koordineli satış yapılmış olabileceğine ilişkin şüphelerin, hisselerin halka açıklık oranlarının güvenilirliği ve piyasanın bütünlüğü açısından risk oluşturduğunu belirtti.
15 Ekim’de yayımlanan yazılı açıklamada, söz konusu durumun “halka açıklık oranlarının güvenilirliğine ve piyasa bütünlüğüne zarar verdiği” ifade edildi. MSCI ayrıca Türkiye’nin Haziran 2027’ye kadar somut ve güvenilir ilerleme sağlayamaması halinde ülkenin mevcut “gelişmekte olan piyasa” statüsünün yeniden değerlendirilebileceği uyarısında bulundu.
Bu değerlendirme sonucunda Türkiye’nin “öncü piyasa” ya da “bağımsız piyasa” kategorisine indirilmesi ihtimali gündeme gelebilecek. Karar, uluslararası fonların Türkiye piyasasına erişimi ve yatırım tercihleri bakımından önem taşıyor.
MSCI hangi işlemleri durdurdu?
MSCI’nin uygulamaya koyduğu tedbirler, Türkiye endekslerinin hesaplanmasında kullanılan bazı temel göstergeleri kapsıyor. Bu kapsamda şirket, Yabancı Yatırımcı Oranı’ndaki (FIF) artışları ve endeks hesaplamalarında esas alınan hisse sayısındaki (NOS) yükselişleri gerçekleştirmeyecek.
MSCI Türkiye Yatırım Yapılabilir Endeksi’ne (IMI) yeni hisse eklenmesi de durduruldu. Bunun yanında şirketlerin büyüklük bakımından üst segmentlere taşınmasına izin verilmeyecek. Böylece Türkiye piyasasında yeni bir endeks genişlemesi veya şirketlerin daha üst büyüklük kategorilerine geçmesi şimdilik engellenmiş oldu.
İsveç merkezli finans kuruluşu East Capital’ın Kıdemli Danışmanı Emre Akçakmak, MSCI’nin aldığı kararın ciddi inceleme ve dondurma süreçlerinde başvurduğu standart uygulamalar arasında yer aldığını söyledi.
BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Akçakmak, kararın pratikte MSCI’nin belirli bir süre boyunca Türkiye konusunda yeni bir işlem yapmayacağı anlamına geldiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Pratikte ‘Bu dönem boyunca Türkiye ile ilgili yeni bir adımı atmayacağız ama bu sürenin sonunda değerlememizi yaptığımız zaman hepsini beraber karar vereceğiz’ şeklinde anlaşılıyor.”
Türkiye’den hangi adımlar bekleniyor?
MSCI, Türkiye’den yalnızca düzenleme yapılmasını değil, uygulamaların piyasada ölçülebilir ve güvenilir sonuçlar doğurduğunun gösterilmesini istiyor. Açıklamada Türkiye’den “elle tutulur ve güvenilir ilerleme” beklendiği vurgulandı.
Beklenen adımlar arasında, hisselerin gerçek faydalanıcılarına ilişkin bilgilerin zamanında ve ayrıntılı biçimde açıklanması bulunuyor. Bunun yanı sıra koordineli alım ve satım işlemlerinin etkili biçimde izlenmesi, bu tür işlemlere karşı caydırıcı ve işleyen yaptırımlar uygulanması gerekiyor.
MSCI, halka açıklık oranlarında yapısal bozulma görülen hisselerin belirlenmesi ve bu hisselerle ilgili işlem yapılabilmesi için şeffaf, açık kurallara dayanan bir sistem oluşturulmasını da gerekli görüyor.
Açıklamada, Türk makamlarının bazı düzenlemeleri hayata geçirdiği kabul edilirken, bu adımların yatırımcıların ihtiyaç duyduğu yapısal iyileşmeleri sağlayıp sağlamadığının zaman içinde anlaşılabileceği belirtildi. MSCI, “Kurumsal yatırımcıların koordineli al-sat işlemlerine karşı güvenilir ve sürdürülebilir yaptırımlar görmesi gerekiyor” değerlendirmesini yaptı.
Kuruluş ayrıca hisselerin halka açıklık oranlarının bağımsız şekilde doğrulanabilmesini sağlayacak bilgilendirme standartlarının geliştirilmesi gerektiğini bildirdi. Türkiye’deki gelişmelerin doğrudan kurumlar üzerinden değil, piyasa katılımcılarının gözlemleri ve deneyimleri aracılığıyla izleneceği mesajı da verildi.
Uzmanlardan kararın anlamına ilişkin değerlendirme
Ekonomi yazarı Mustafa Sönmez, MSCI’nin kararını “oldukça ciddi bir uyarı” olarak nitelendirdi. Sönmez, açıklamanın doğrudan fon krizinin yansımalarıyla bağlantılı olduğunu söyledi.
Sönmez, Türkiye’nin yaptırımlardan uzak bir piyasa haline geldiği yönündeki algının uluslararası yatırım çevrelerinde oluştuğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: “[Türkiye’nin] yaptırımlardan uzak bir piyasa haline geldiğinin farkındalar. ‘Bunun önemlerini almadığınız takdirde biz bütün dünyaya ve yatırımcılara Türkiye’ye yatırım risklerinden daha vurgulu bir şekilde bahsederiz’ diyorlar.”
Emre Akçakmak ise MSCI’nin attığı adımların şu aşamada tamamen olumsuz karşılanmaması gerektiğini ifade etti. Akçakmak, şirketin nihai kararını henüz vermediğini, uygulamaların nasıl sonuçlanacağını görmek için zaman kazanmayı amaçlayan bir yaklaşım sergilediğini belirterek, “Şu aşamada onlar da en son kararı vermiş değil, biraz adımların uygulanabilirliğini görmek için vakit kazanmak amaçlı bir karar almışlar gibi görünüyor” dedi.
Şimşek ve Yılmaz’dan açıklamalar
MSCI’nin Türkiye kararını duyurmasının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 16 Ekim’de X hesabından açıklama yaptı. Şimşek, uluslararası endeks sağlayıcılarının değerlendirmelerinin de dikkate alındığını belirterek Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemeleri sayesinde bilgi akışının güçlendiğini ve nihai pay sahipliğinin daha şeffaf hale geldiğini söyledi.
Fon krizinin ortaya çıkmasının ardından alınan önlemlere değinen Şimşek, “Düzenlemelerin sonuçlarını yakından izleyerek, tüm paydaşlarımızla istişare içinde gereken ilave adımlar gecikmeden atılacaktır” ifadelerini kullandı.
Şimşek ayrıca fonların koordineli işlemleri de dahil olmak üzere sermaye piyasası suçlarıyla mücadeleyi güçlendirecek yasal düzenlemeleri 2027 yılının başına kadar tamamlamayı planladıklarını açıkladı. Bakan, hedeflerinin yatırımcı haklarının korunduğu, şeffaf, güvenilir ve etkin bir sermaye piyasası oluşturmak olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da aynı saatlerde sosyal medya hesabından benzer bir paylaşım yaptı. Yılmaz, fonlara ilişkin gerekli adımların atıldığını vurgularken, sürecin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülecek kanun teklifiyle daha da hızlanacağı mesajını verdi.
Yılmaz, sermaye piyasalarındaki yapısal iyileştirmeleri içeren kanun teklifine ilişkin hazırlıkların kapsamlı biçimde sürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı: “Önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarımıza ilişkin yapısal iyileştirmeleri öngören Kanun Teklifi hazırlıkları da kapsamlı bir şekilde sürdürülmektedir.”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı, açıklamasının devamında, “Kalkınma politikalarımızın kıymetli bir unsuru olarak gördüğümüz sermaye piyasalarını uluslararası standartlar çerçevesinde idari kararlarla ve Kanuni düzenlemelerle güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.
Türkiye’nin piyasa statüsü değişebilir mi?
MSCI’nin açıklamasına göre Türkiye, Haziran 2027’ye kadar gerekli ilerlemeyi sağlayamazsa ülkenin piyasa sınıflandırmasının değiştirilmesine ilişkin istişare süreci başlatılabilecek. Türkiye halen “gelişmekte olan piyasa” kategorisinde bulunuyor.
Bu kategoride Türkiye’nin yanı sıra Çin, Polonya, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Mısır, Yunanistan, Suudi Arabistan ve Hindistan da yer alıyor. MSCI, Türkiye’nin gerekli düzenlemeleri yeterli düzeyde hayata geçirmemesi halinde “öncü piyasa” veya “bağımsız piyasa” statüsüne indirilebileceğini belirtiyor.
MSCI’nin öncü piyasa sınıfında Hırvatistan, Slovenya, Sırbistan, Romanya, Estonya, Litvanya, Letonya, İzlanda, Bahreyn, Benin, Burkina Faso, Gine-Bissau, Fas, Tunus, Ürdün, Umman, Bangladeş ve Pakistan bulunuyor.
En alt kademe olarak tanımlanan bağımsız piyasa kategorisinde ise Arjantin, Jamaika, Panama, Trinidad ve Tobago, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Lübnan, Malta, Nijerya, Filistin, Ukrayna ve Zimbabve yer alıyor.
MSCI, ocak ayında öncü piyasa kategorisindeki Endonezya için de Türkiye’ye benzer bir uyarı yayımlamıştı. Endonezya’nın gerekli tedbirleri uygulamaması üzerine, ülkenin piyasa kategorisinin değiştirilmesine yönelik istişare sürecinin 16 Ekim’de başlatıldığı duyuruldu.
MSCI, Türkiye endeksleriyle ilgili yaklaşımını 2027’de yapılacak yıllık piyasa sınıflandırması incelemesinde yeniden ele alacak. Kuruluşun yıllık sınıflandırma değerlendirmesi genellikle haziran ayında yayımlanıyor.
Olası sınıf değişikliği yatırımları nasıl etkiler?
Uzmanlar, bir ülkenin MSCI piyasa sınıfının aşağı çekilmesini spor dünyasındaki “küme düşme” durumuna benzetiyor. Emre Akçakmak, Türkiye’nin içinde bulunduğu gelişmekte olan piyasalar grubunu büyük bir okyanusa benzeterek, bu kategoride küçük bir ağırlığa sahip ülkelerin bile dünya çapında aktif veya pasif yönetilen fonların radarında kalabildiğini söyledi.
Akçakmak, öncü piyasalar grubunda ise durumun daha farklı olduğunu belirterek, “Öncü piyasalara baktığımızda bu sefer küçük bir göldesiniz. Burada istediğiniz kadar büyük olun, çekebileceğiniz yatırım aynı seviyelerde olmayacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Bağımsız piyasa kategorisine geçilmesi halinde ülkenin diğer endekslerde yer alamayabileceğini ifade eden Akçakmak, bunun yatırımcıların radarından daha da uzaklaşmak anlamına geleceğini söyledi.
Akçakmak, Türkiye’nin sınıf düşürülme ihtimali konusunda ise iyimser olduğunu belirtti. Uzman, “Ben bunun olmayacağını, atılan kararlı adımların aynı kararlılıkla muhtemelen takip edilip Haziran 2027’de bunun önüne geçilmeye çalışılacağını düşünüyor ve umuyorum” dedi.
Mustafa Sönmez ise MSCI’nin uyarısının Türkiye’ye yönelik yabancı yatırımları olumsuz etkileyebileceğini dile getirdi. Sönmez, yatırımcıların piyasadaki gelişmelerin zaten farkında olduğunu, ancak uluslararası ölçekte etkili bir kurumdan gelen uyarının karar süreçlerinde daha fazla dikkate alınacağını belirtti.
Sönmez, “Böyle uyarılar gelince herkes şimdi [yatırım yapmadan evvel] iki defa düşünecek” ifadelerini kullandı.
MSCI ne iş yapıyor?
MSCI, dünyanın en büyük ve en etkili borsa endeksi sağlayıcıları arasında yer alıyor. Kuruluşun hazırladığı endeksler, belirli bir hisse senedi grubunun ortalama performansını izlemek ve ölçmek için kullanılıyor.
MSCI World, MSCI Emerging Markets ve MSCI Turkey, kuruluşun yayımladığı farklı endeksler arasında bulunuyor. Dünyanın en büyük yatırım fonları, hangi ülkelerin ve şirketlerin hisselerine yatırım yapacaklarını belirlerken MSCI endekslerini de dikkate alıyor.
Bu nedenle MSCI’nin bir ülke ya da şirket hakkındaki kararları, uluslararası sermayenin yönünü etkileyebiliyor. Kuruluşun Türkiye’ye ilişkin son kararı da piyasa katılımcıları ve yatırımcılar tarafından bu nedenle yakından izleniyor.


Yorumlar 0