Haberin öne çıkan noktaları
- Üniversite yerleştirmelerinin ardından ev arayan öğrenciler, hızla yükselen kiraların yanı sıra ev sahiplerinin yaşam tarzını sınırlayan şartlarıyla da karşılaşıyor. İstanbul’da bir eve yerleşmenin toplam maliyeti 150 bin liraya kadar çıkarken, bazı ilanlarda karşı cins misafir ve ağır kokulu yemek yasağı yer alıyor.
Üniversite yerleştirme sonuçlarının ardından barınma arayışını sürdüren öğrenciler, yüksek kira bedelleri ve kişisel yaşamlarına müdahale eden ev sahibi koşulları nedeniyle zorlu bir süreç yaşıyor. 1 Eylül 2026 saat 15.01 itibarıyla İstanbul’da bir eve yerleşebilmek için gereken başlangıç tutarı 150 bin liraya yaklaşırken, kentsel dönüşüm kapsamında riskli durumdaki binaların bile yüksek bedellerle kiraya sunulduğu görülüyor.
Türkiye’de kiralık konut piyasasındaki hareketlilik; tayin dönemi, evlilik sezonu ve üniversite yerleştirmeleriyle birlikte daha da belirginleşti. Endeksa verilerine göre, Türkiye genelinde mayıs ayında 25 bin 599 lira olarak ölçülen ortalama kira, ağustosta yüzde 11 yükselerek 28 bin 402 liraya çıktı. Gayrimenkul uzmanları, kiralık konutlara yönelik talep ile mevcut arz arasındaki dengenin kısa sürede değişmesinin fiyatları doğrudan yukarı çektiğini ifade ediyor.
Öğrencilerin yoğun bulunduğu kentlerde 1+1 dairelerin kira bedelleri de dikkat çekici seviyelere ulaştı. Eskişehir, Samsun ve Sakarya’da aylık kiralar 15-16 bin lira aralığında seyrederken, Ankara’da ortalama 28 bin 390 liraya, İstanbul’da ise 35 bin 912 liraya kadar yükseliyor.
Üniversite kampüslerinin yoğun olduğu Kadıköy, Beşiktaş ve Şişli’de, özellikle eski binalardaki kiralık daireler 45 bin liradan başlayan fiyatlarla ilana çıkıyor. Kampüs çevrelerindeki eşyalı konutlarda aylık kira bedeli 100 bin liraya kadar ulaşabiliyor. Bu seviyedeki fiyatları tek başına karşılayamayan öğrenciler, üç veya dört kişi bir araya gelerek ev tutmaya çalışıyor.
İlk ay kirası, depozito, emlakçı komisyonu ve abonelik giderleri birlikte hesaplandığında, bir eve çıkmanın başlangıç maliyeti 60 bin ila 150 bin lira arasında değişiyor. Böylece öğrencilerin yalnızca aylık kira bedelini değil, eve girişte bir kerede ödenmesi gereken yüksek masrafları da karşılaması gerekiyor.
Uzmanlar talep baskısına, ev sahipleri ise geçmiş deneyimlere işaret ediyor
Sektör temsilcileri, öğrencilerin yoğun biçimde konut aradığı dönemde artan talebin bazı mülk sahipleri tarafından gelir fırsatına dönüştürüldüğünü belirtiyor. Temsilciler, kentsel dönüşüm sürecinde bulunan ve risk taşıyan yapıların dahi öğrencilere kiraya verilmesine dikkat çekiyor. Bu durum, yüksek kira ödeyen öğrencilerin barınma güvenliği bakımından da güçlüklerle karşılaşabileceği bir tablo ortaya çıkarıyor.
Ev sahipleri ise ilanlarda yer alan sınırlamaları geçmişte yaşadıkları olumsuzluklara, eşyalarda meydana gelen zararlara ve gürültü şikâyetlerine dayandırıyor. Ancak bazı talepler, memur kefil veya referans istenmesiyle sınırlı kalmıyor; öğrencilerin ev içindeki günlük yaşamına doğrudan müdahale eden kurallara dönüşüyor.
Kiralık konut ilanlarında tütün ürünü kullanılmaması ve evcil hayvan bulundurulmaması gibi şartların yanı sıra, belirli bir saatten sonra sessizlik zorunluluğu da yer alıyor. Bazı ev sahipleri evde ağır kokulu yemek pişirilmesini, çamaşır makinesinin belirlenen saatler dışında çalıştırılmasını yasaklarken, kimi ilanlarda “karşı cins misafir kabul edilmez” şartı bulunuyor.
Artan kira bedelleri ve eve giriş için gereken yüksek ödeme, öğrencileri daha fazla kişiyle aynı konutu paylaşmaya yönlendiriyor. Bunun yanında riskli binaların kiraya verilmesi ve yaşam biçimini sınırlayan özel koşullar, üniversite öğrencilerinin barınma sorununu yalnızca ekonomik bir mesele olmaktan çıkararak konutun güvenliği ve kullanım koşulları açısından da ağırlaştırıyor.



Yorumlar 0