Haberin öne çıkan noktaları
- Akciğer kanseri tanısı alanların yüzde 10 ila 20’si hayatı boyunca sigara içmedi. Uzmanlar, bu grupta hastalığın farklı türlerinin görülebildiğini, belirtilerin geç fark edilebildiğini ve genetik değişikliklerle çevresel etkenlerin rol oynayabildiğini belirtiyor.
Akciğer kanseri denince akla ilk olarak sigara gelse de hastalık hiç tütün kullanmamış kişilerde de ortaya çıkabiliyor. Araştırmalara göre akciğer kanseri tanısı alanların yaklaşık yüzde 10 ila 20’si yaşamı boyunca sigara içmedi. Bu hastalarda kanserin türü ve seyri farklılaşabilirken belirtilerin başka nedenlere bağlanması tanının gecikmesine yol açabiliyor.
Uzmanlar Türkiye’deki tütün kullanımına dikkat çekiyor
Dünya Sağlık Örgütü, tütün kullanımının her yıl 8 milyondan fazla kişinin ölümüne neden olduğunu bildiriyor. Türkiye de tütün kullanımına ilişkin istatistiklerde yüksek oranlarla öne çıkıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, sigara içenlerin günde ortalama 17,1 adet tükettiği Türkiye’nin 2025’te dünyada ilk sırada yer aldığını duyurmuştu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de günlük tütün kullanma oranının yükseldiğini gösteriyor. Her gün tütün mamulü kullanan 15 yaş ve üzerindeki kişilerin oranı 2022’de yüzde 28,3 olarak kaydedilirken, 2025’te yüzde 30,1’e çıktı.
Türkiye’de akciğer kanseri görülme sıklığı da dikkat çekici boyutta. 2023 yılında 41 bin kişiye bu hastalığın tanısı kondu; hastaların 34 bini erkek, 7 bini kadındı. Erkeklerde her 100 bin kişide 42 vaka görülmesi, Türkiye’yi akciğer kanserinin en sık saptandığı ülkeler arasına yerleştiriyor.
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Saadettin Kılıçkap, son dönemde sigara kullanmayan kişilerde de akciğer kanserinin daha sık görüldüğüne işaret ediyor. Araştırmalarda da her yıl tanı alan hastaların yaklaşık yüzde 10 ila 20’sinin hiç sigara içmediği belirtiliyor.
Sigara içmeyenlerde hangi tür daha sık görülüyor?
Onkoloji uzmanı Mikkael A. Sekeres’in aktardığı bilgilere göre akciğer kanseri, tümörü oluşturan hücrelerin özelliklerine bakılarak farklı türlere ayrılıyor. Sigara kullanımı en çok küçük hücreli ve yassı hücreli, diğer adıyla skuamöz akciğer kanserleriyle ilişkilendiriliyor. Sigara içmeyen hastalarda ise daha sık adenokarsinom görülüyor. Bu kanser türü, akciğerde mukus benzeri salgılar üreten hücrelerden gelişiyor.
Tanı yaşı da sigara içenlerle içmeyenler arasında farklılık gösteriyor. Sigara kullanan hastalara ortalama 70 yaşında, hiç kullanmamış hastalara ise ortalama 67 yaşında tanı konuyor. Öksürük ve nefes darlığı gibi yakınmalar, sigara içmeyen bir kişide akciğer kanserini düşündürmeyebiliyor. Bu nedenle doktora başvuru gecikebiliyor; tanı sırasında hastalığın vücudun başka bölgelerine yayılmış olma olasılığı da artabiliyor.
Sekeres, sigara içmeyenlerdeki akciğer kanserinin bir başka özelliği olarak tümör hücrelerinde belirli genetik değişikliklerin sık görülmesini gösteriyor. Hücrelerin büyümesini ve bölünmesini düzenleyen genlerde meydana gelen bu değişiklikler, hücrelerin denetimsiz biçimde çoğalmasına neden olabiliyor. En yaygın değişikliklerden biri EGFR geninde görülüyor; sigara içmeyen akciğer kanseri hastalarının yaklaşık dörtte üçünde bu değişikliğe rastlanıyor.
Genetik değişikliklerle bağlantılı tümörlere yönelik, klasik kemoterapiden farklı etki gösteren “akıllı ilaçlar” geliştirildi. Bu nedenle tanı sonrasında tümörün genetik yapısının incelenmesi, uygulanacak tedavi ve hastalığın seyrinde belirleyici olabiliyor.
Radon ve hava kirliliği risk etkenleri arasında
Sigara dışında çevresel etkenler de akciğer kanseriyle ilişkilendirilebiliyor. Bunlardan biri; renksiz, kokusuz, tatsız ve radyoaktif bir gaz olan radon. Yeraltındaki uranyumda bulunan radyoaktif izotopların bozunmasıyla oluşan radon, kayalardan, topraktan ve sudan yayılabiliyor. Gazın yoğun olduğu bölgelerde radon, evlerin içinde birikerek havada tehlikeli düzeylere ulaşabiliyor.
Fransa’da yürütülen bir araştırmada, sigara içmeyenlerde sık rastlanan akciğer kanseri genetik değişiklikleriyle radon düzeyi yüksek bölgeler arasında ilişki bulundu. Türkiye’deki radon yoğunluğu da bölgelere göre belirgin farklılık gösteriyor. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun (TAEK) 2014’te 81 ilde 7 bini aşkın konutta yaptığı ölçümlerde, evlerdeki ortalama radon yoğunluğu metreküp başına 81 becquerel olarak belirlendi. Havadaki radyoaktiviteyi ölçen bu birim üzerinden hesaplanan ortalama, dünya ortalamasının iki katına karşılık geliyor.
TAEK kılavuzu, konutlarda radon yoğunluğunun metreküp başına 300 becquereli aşmamasını öngörüyor. Bu sınır, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği 100 becquerel değerinin oldukça üzerinde. Türkiye’de radon yoğunluğuna ilişkin bölgesel ortalamalar, tek tek binalardaki ölçümlerden farklılık gösterebiliyor. Bu veriler TAEK’in 2014 tarihli Konutlarda Radon Ölçümleri Teknik Raporu’nda yer aldı.
Hava kirliliği de sigara içmeyenlerdeki akciğer kanseri riskinde pay sahibi olabiliyor. 2022 yılında dünya genelinde görülen akciğer adenokarsinomu vakalarının yaklaşık 200 bini hava kirliliğiyle ilişkilendirildi. KOAH ve bronşit gibi iltihaplı akciğer hastalıkları, asbeste maruz kalmak ve göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış olması da riski artırabilecek diğer etkenler arasında bulunuyor. Pasif içicilik ise akciğer kanseri olasılığını yaklaşık yüzde 30 yükseltebiliyor.
Riski azaltmak için hangi önlemler alınabilir?
Akciğer kanseri vakalarının yüzde 80’i sigara kullanan kişilerde görülüyor. Bu nedenle hastalığa yakalanma riskini düşürmenin en etkili yolu sigaraya hiç başlamamak ya da kullanılıyorsa bırakmak. Bununla birlikte sigara içmeyen kişiler de bazı çevresel riskleri azaltmaya yönelik adımlar atabilir.
Evlerde radon ölçümü yaptırılabilir. Ölçümlerde gaz yoğunluğunun sürekli yüksek çıkması durumunda radonu basınç yoluyla dışarı atan bir sistem kurulması mümkün. Ev satın almayı düşünenler binada asbest bulunup bulunmadığını kontrol ettirebilir; asbest tespit edilirse söküm ve imha işlemlerinin uzmanlara bırakılması gerekiyor. Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde dışarı çıkarken N95 maske kullanmak da riski azaltmaya yardımcı olabilir.
Belirtileri önemsemek ise bu önlemler kadar kritik. Dört hafta veya daha uzun süre devam eden öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı ya da göğüs ağrısı yaşayanların, sigara kullanmıyor olsalar bile doktora başvurması gerekiyor.



Yorumlar 0