Haberin öne çıkan noktaları
- Türkiye’de yılda yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri tanısı konulurken uzmanlar, belirti beklemeden taramaya katılmanın önemini vurguluyor. 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir ücretsiz mamografi öneriliyor.
Meme kanseri, hem dünyada hem de Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) verilerine göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 25 bin kadın meme kanseri tanısı alıyor; bu da günde ortalama 70 kadına karşılık geliyor. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği üyesi hekimler, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlenen basın toplantısında erken tanı, tarama ve tedaviye ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Tülay Eren: Şikâyet ortaya çıkana kadar beklemeyin
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, meme kanserinin sık rastlanan bir hastalık olmasına karşın erken tanı ve uygun tedaviyle çok sayıda hastada başarılı sonuç alınabildiğini, bazı hastaların tamamen iyileşebildiğini belirtti. Eren, taramanın temel amacının hastalığı belirtiler başladıktan sonra değil, henüz belirti vermediği dönemde saptamak olduğunu söyledi.
Türkiye’deki ulusal kanser tarama programı çerçevesinde 40-69 yaş aralığındaki kadınlara iki yılda bir mamografi önerildiğini aktaran Eren, taramaların Sağlık Bakanlığına bağlı kanser tarama merkezlerinde (KETEM) ücretsiz yapıldığını kaydetti. Kadınlara şikâyetlerinin başlamasını beklememe çağrısı yapan Eren, kişinin kendisini sağlıklı hissetmesinin taramaya gerek olmadığı anlamına gelmediğini vurguladı ve taramayı ertelememelerini istedi.
Eren, Türk Tıbbi Onkoloji Derneğinin mesajını, meme kanserinden korkmak yerine bilgi edinmek ve yanlış inanışlar yerine bilimin rehberliğinde hareket etmek şeklinde özetledi. Erken tanının hayat kurtardığını, doğru tedavinin ise yaşamı değiştirebildiğini ifade etti.
Türkiye’de meme kanseri alanındaki bilimsel gelişmeleri takip eden, uygulayan ve bu gelişmelere katkı veren hekimlerin bulunduğunu belirten Eren, hastaların tedavi kararlarında kendilerini izleyen uzman hekimlere güvenmesi gerektiğini söyledi. Sosyal medyada karşılaşılan doğrulanmamış iddialar, kulaktan dolma bilgiler ve bilimsel dayanağı olmayan yöntemler yerine uzman görüşünün esas alınmasını istedi.
Eren’e göre yanlış bilgiler, kadınların mamografiyi ertelemesine ya da gerekli biyopsiden çekinmesine yol açabiliyor. Bu tür iddialar, bazı hastaların etkili tedaviler yerine kanıtlanmamış yöntemlere yönelmesine de neden olabiliyor.
Uzmanlardan tarama, kişiye özel tedavi ve doğru bilgi uyarısı
Basın toplantısında tıbbi onkoloji uzmanları Prof. Dr. Handan Onur Topuzlu, Prof. Dr. Gül Başaran, Prof. Dr. Yeşim Eralp, Prof. Dr. Özlem Sönmez ve Prof. Dr. Başak Oyan Uluç da hasta ve yakınlarına bilimsel ve güvenilir bilgi için Türk Tıbbi Onkoloji Derneğini takip etmelerini önerdi. Uzmanlar, meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını; tedavinin tümörün biyolojik özellikleri ve hastalığın evresi dikkate alınarak kişiye özel belirlendiğini anlattı.
Hastaların büyük bölümünde belirgin bir aile öyküsü bulunmadığına dikkat çeken uzmanlar, ailesinde meme kanseri öyküsü olmayan kadınların da düzenli tarama yaptırması gerektiğini belirtti. Hormon tedavileri, hedefe yönelik akıllı ilaçlar ve diğer çağdaş yöntemlerin uygun hastalar için kemoterapi dışındaki seçenekleri artırdığı, ancak kemoterapinin tamamen ortadan kalkmadığı ve bazı hastaların bu tedaviye ihtiyaç duyabildiği ifade edildi. Tedaviyle sağkalım oranının yüzde 90-95 düzeylerine ulaşabildiği kaydedildi.
Tümörün genetik özelliklerinin incelenmesiyle tedavi planının oluşturulabildiği ve hastalığın tekrarlama olasılığının hesaplanabildiği belirtildi. Bu değerlendirmelerin tedaviyi kişiselleştirmeye, başarı ihtimalini artırmaya ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmaya yardımcı olduğu; hastalara daha kaliteli bir yaşam olanağı sunabildiği aktarıldı.
Uzmanlar, bitkisel ürünlerin kanser tedavisi sırasında dikkatle ele alınması gerektiğini vurguladı. Bir ürünün doğal olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirten hekimler, hastalık sırasında veya sonrasında tüketilen bitkilerin, hekimin önerdikleri dışında kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına, hatta ölümle sonuçlanabilecek tablolara yol açabileceği uyarısında bulundu. Bitkisel ürünlerin kanser ilaçlarıyla etkileşebileceği, dozları kontrol edilmeyen ürünlerin karaciğerde ağır hasara neden olabileceği ifade edildi. Bilimsel etkinliği kanıtlanmamış ürünlerin standart tedavinin yerine kullanılmaması ve hastaların hekimlerine danışması gerektiği bildirildi.
Erkeklerde de görülebiliyor, risk etkenleri değişebiliyor
Uzmanlar, meme kanseri tedavisinin tamamlanmasının sağlıklı yaşam ve düzenli takip döneminin başlangıcı olduğuna işaret etti. Düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, kilonun kontrol altında tutulması ve hekimin önerdiği takiplerin yaşam kalitesini yükselttiği ve hastalığın tekrarlama riskini azaltmada rol oynadığı belirtildi.
Meme kanserinin nedenlerinin yüzde 80’inin bilinmediği, vakaların yüzde 5-10’unun kalıtsal özellik taşıdığı aktarıldı. Fazla kilo, özellikle obezite, hareketsiz yaşam, dengeli beslenmeme, düzenli alkol tüketimi ve sigara kullanımı riski artırabilen etkenler arasında sıralandı.
Her 100 kadın meme kanseri hastasına karşılık bir erkeğin de bu hastalığa yakalandığı bilgisi paylaşıldı. Erkeklerde meme kanserinin çoğunlukla 60-70 yaş civarında görüldüğünü belirten uzmanlar, erkeklerin de zaman zaman memelerini kontrol etmelerini ve normalden farklı bir yapı fark etmeleri halinde hekime başvurmalarını önerdi.
Meme kanserinin erken evresinde tipik belirtilerin görülmeyebileceğini hatırlatan uzmanlar, kadınların 20 yaşından itibaren düzenli meme kontrolü yapmasını tavsiye etti. Erken tanı için kendi kendine meme muayenesi, hekim muayenesi ve mamografinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği; ultrasonografinin hekim muayenesini tamamlayıcı olarak kullanılabildiği belirtildi. Ele gelen bir kitlenin fark edilebilmesi için yaklaşık 1 santimetre büyüklüğe ulaşması gerektiği, tümörün bu boyuta yaklaşık iki yılda erişebildiği kaydedildi. Taramanın hedefinin tümörü milimetre düzeyindeyken saptamak olduğu vurgulandı.
Mamografide kullanılan düşük doz radyasyonun olası riskinin, önerilen yaşlarda erken tanının sağladığı yararla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden uzmanlar, mamografi sırasında alınan dozun günlük yaşamda maruz kalınandan fazla olmadığını belirtti. Mamografinin, kişinin henüz hissedemediği bir oluşumu gösterebildiğine dikkat çekildi.
Türkiye’de tanı yaşı daha düşük, yaşam tarzı önerileri öne çıkıyor
Meme kanserinin taranmasında kullanılan görüntüleme yönteminin mamografi olduğunu belirten uzmanlar, 40 yaşından sonra risk etkenleri değerlendirilerek yılda bir ya da iki yılda bir mamografi çektirilmesini önerdi. İlerideki görüntülemelerle karşılaştırma yapılabilmesi için 30-40 yaş arasında da bir kez mamografi çektirilmesinin tavsiye edildiği aktarıldı.
Batı ülkelerinde meme kanserinin genellikle 58-62 yaşlarında görüldüğünü ve ortalama tanı yaşının 60 olduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’de bu ortalamanın 47-49 yaş aralığında bulunduğunu bildirdi. Türkiye’de hastalığın en sık 50 yaşın altındaki kadınlarda görüldüğüne dikkat çekildi.
Vitaminlerin kanser tedavisi sırasında tek başına iyileştirici bir etkisi olmadığı vurgulandı. Tıbbi onkologların tedavi öncesinde veya takip döneminde eksikliği saptanan vitaminleri yerine koyduğu; ihtiyaç dışı vitamin kullanımının fayda sağlamayabileceği, aksine hastalığın ilerlemesine yol açabileceği ifade edildi.
Tedavisi tamamlanan hastalar için egzersizin düşük maliyetli ve etkili bir öneri olduğunu belirten uzmanlar, haftanın beş günü hafif ya da orta tempoda yarım saat yürüyüş yapılmasını, ayrıca haftada iki gün kasları güçlendiren ağırlık egzersizlerine yer verilmesini tavsiye etti. Bu egzersiz düzeninin hastalığın tekrarlama riskini belirgin ölçüde azaltabildiği kaydedildi.
Akdeniz diyeti, sağlıklı beslenme modellerinden biri olarak tanımlandı. Sebze ve meyvenin yanı sıra zeytinyağının ağırlıkta olduğu bu beslenme biçiminde protein kaynakları arasında baklagiller, balık ve diğer beyaz etler bulunuyor. Tahıllar ve kuruyemişler de Akdeniz diyetinin temel bileşenleri arasında gösterildi.



Yorumlar 0