Haberin öne çıkan noktaları
- Samsun Üniversitesi öncülüğünde 1965-2020 dönemine ait verilerle yapılan araştırma, Türkiye’de yaz mevsiminin her 10 yılda ortalama 2,1 gün erkene geldiğini ortaya koydu. Çalışmaya göre ilkbahar uzarken sonbahar özellikle Karadeniz, Marmara ve Ege’de kısalıyor.
Samsun Üniversitesi Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Aksu’nun yürütücülüğündeki araştırma, iklim değişikliğinin Türkiye’de mevsimlerin başlangıç, bitiş ve sürelerinde belirgin değişimlere yol açtığını gösterdi. Çalışmada yaz mevsiminin 10 yıllık dönemlerde ortalama 2,1 gün daha erken başladığı, ilkbaharın uzadığı ve sonbaharın kısaldığı belirlendi.
“1965-2020 döneminde Türkiye genelinde mevsim kaymalarının belirlenmesi” başlıklı araştırmada, ülke genelindeki 65 meteoroloji gözlem istasyonundan alınan sıcaklık verileri değerlendirildi. Araştırmaların temel amacı, iklim değişikliğinin mevsim süreleriyle sıcaklık ortalamalarını nasıl etkilediğini ortaya koymak olarak belirlendi.
Mevsimlerin süresi bölgelere göre değişiyor
Verilere göre yaz mevsimi Türkiye genelinde her 10 yılda ortalama 2,1 gün erkene kaydı. Yaz başlangıcındaki en belirgin değişim Ege Bölgesi’nde görüldü; bu bölgede erken başlama süresi 10 yılda yaklaşık 2,4 ila 2,9 gün arasında ölçüldü. Ege’yi 1,4 ila 3,2 günle Marmara, 1,4 ila 2,8 günle Akdeniz, 1,2 ila 3,2 günle Karadeniz ve 0,3 ila 2,8 günle İç Anadolu izledi.
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ise yazın erkene gelme miktarı diğer bölgelere kıyasla daha düşük kaldı. Bu iki bölgede yaz başlangıcının 10 yıllık dönemde yaklaşık 1 ila 1,5 gün arasında öne çekildiği kaydedildi.
İlkbahar mevsimi, Güneydoğu Anadolu dışında Türkiye’nin bütün bölgelerinde uzadı. En güçlü uzama Marmara ile Batı Karadeniz’de görüldü ve bu bölgelerde ilkbaharın süresi her 10 yılda yaklaşık 1,5 ila 3,5 gün arttı. Güneydoğu Anadolu’da ise ilkbahar süresinde herhangi bir değişiklik saptanmadı.
Sonbaharın Karadeniz, Marmara ve Ege’de her 10 yılda ortalama 2 ila 3 gün kısaldığı belirlendi. Güneydoğu Anadolu’da ise sonbahar mevsiminin uzunluğunda değişim tespit edilmedi. Kış mevsiminin başlangıcı özellikle Güneydoğu Anadolu’da 10 yıllık dönemlerde 1 ila 2 gün erkene gelirken diğer bölgelerde kış başlangıcı bakımından anlamlı bir farklılık görülmedi.
Doç. Dr. Hakan Aksu, artan sıcaklıkların yalnızca sıcak hava dalgalarını çoğaltmadığını, atmosferin daha fazla nem tutmasına da neden olduğunu belirtti. Aksu’ya göre bu durum, ani ve şiddetli yağışlar ile taşkınlar gibi birbirini tetikleyebilen aşırı hava olaylarının daha sık yaşanması riskini artırıyor.
Aksu, astronomik takvimde mevsimlerin 90’ar günlük sabit dönemler olarak kabul edildiğini, ancak gerçek mevsimleri tanımlarken sıcaklık ve hava koşullarını esas alan dinamik bir değerlendirmeye ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Yükselen sıcaklıkların kışları kısaltıp daha ılıman hale getirdiğini, yaz döneminin ise hem takvimsel olarak uzadığını hem de termal açıdan daha şiddetli yaşandığını aktardı. Bu değişimlerin ilkbahar ve sonbahar gibi geçiş mevsimlerinin başlangıç ve bitiş tarihlerini kaydırarak mevsimsel süreklilik dengesini bozabildiğini söyledi.
Sonbaharın, denizlerin yüksek ısı kapasitesi sayesinde iklim değişikliğinin etkilerini yavaşlatması ve küresel iklim dengesine katkı sunması bakımından özel önem taşıdığını vurgulayan Aksu, üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye’de bu mevsimin termal özelliklerindeki değişimin daha kritik hale geldiğini belirtti. Denizlerin sıcaklığını koruduğunu, bu sıcak yüzeylerin üzerinde farklı sistemlerle soğuk ve sıcak hava kütlelerinin etkili olmaya devam ettiğini dile getirdi.
Sonbahar sıcaklıklarındaki yükselişin deniz yüzeyi sıcaklıkları ile atmosferdeki nem birikimini artırabileceğini belirten Aksu, özellikle geçiş mevsimlerinde şiddetli konvektif yağış ve ani taşkın riskinin büyüyebileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle geçiş mevsimlerinin aşırı hava olayları açısından daha riskli bir döneme dönüşebileceğini kaydetti.
Aksu, bütün mevsimlerin termal ve takvimsel süreleriyle karakteristiklerinde belirgin farklılaşmalar yaşandığını aktardı. Yılın en sıcak 90 günlük dönemi olan yaz mevsiminde sıcaklık artışının öne çıktığını belirten Aksu, yaz sıcaklıklarının her 10 yılda ortalama 0,2 ila 0,7 santigrat derece yükseldiğini ifade etti.
Türkiye’de iklim değişikliğinin etkilerinin artık göz ardı edilemeyecek seviyeye ulaştığını belirten Aksu, yaşanan tablonun bir gelecek projeksiyonu olmaktan çıktığını söyledi. Aksu, termal rejimde kırılan tarihi sıcaklık rekorları ile hidrolojik döngüde yağışların daha ekstrem olaylara dönüşmesinin, iklim değişikliğinin somut ve giderek büyüyen göstergeleri olduğunu dile getirdi.
Mevsimlerdeki kaymaların tarım, enerji, su kaynakları, afet yönetimi ve turizm başta olmak üzere çok sayıda alanda sosyoekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirten Aksu, iklim uyum stratejilerinin farklı disiplinlerin birlikte çalıştığı bir anlayışla uygulanması gerektiğini vurguladı.
Türkiye genelinde bitkilerin büyüyüp geliştiği dönemdeki sıcaklıkların belirgin biçimde arttığını kaydeden Aksu, bu durumun ilkbaharda yapraklanma ve çiçeklenme gibi fenolojik süreçleri erkene çektiğini, bitkilerin erginleşme süresini kısalttığını ve erken uyanan bitkilerde geç don riskini yükselttiğini belirtti. Sıcaklık değişiminin bazı zararlı popülasyonlarının artmasına da zemin hazırlayabildiğini ifade etti.
Sonbaharda sıcaklıkların yüksek seyretmesi nedeniyle yaprak dökülmesinin ve vejetasyon döneminin sona ermesinin geciktiğini aktaran Aksu, sıcaklık birikimindeki artışın güney bölgelerde bitkiler üzerindeki sıcaklık stresini artırdığını söyledi. Buna karşılık İç Anadolu ile Doğu Anadolu’nun yüksek rakımlı kesimlerinde, daha önce yetiştirilemeyen bazı kültür bitkilerinin tarımına olanak sağlayabilecek yeni iklim zonlarının oluşabileceğini belirtti.
Aksu, mevsim kaymalarının mevcut hızını koruması halinde önümüzdeki 20 ila 30 yıl içinde tüm mevsimlerin zamanlamasında ve sıcaklık özelliklerinde önemli değişiklikler yaşanabileceğini ifade etti. Dünyanın kritik bir kırılma noktasında bulunduğu değerlendirmesini yaptı.



Yorumlar 0