KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Galatasaray, Lille ve Konyaspor galibiyetleriyle zorlu haftayı kayıpsız geçerken Trabzonspor, Thomas Reis yönetimindeki çıkışını sürdürdü. Fenerbahçe’de kriz derinleşirken Beşiktaş deplasmanlarda puan kayıplarının önüne geçemedi.

Avrupa’da Lille’i, ligde Konyaspor’u mağlup eden Galatasaray, kritik iki karşılaşmayı hatasız geçerek üzerindeki baskıyı azalttı ve zirvedeki yerini korudu. Lille galibiyeti sarı-kırmızılıların Şampiyonlar Ligi’nde yoluna devam etme ihtimalini canlı tutarken, Trabzonspor Thomas Reis yönetiminde yakaladığı ivmeyle şampiyonluk yarışındaki en güçlü ikinci aday olarak öne çıktı. Göztepe karşısında alınan yenilgi Fenerbahçe’de krizi büyüttü; Kasımpaşa karşısında önde olduğu maçta berabere kalan Beşiktaş ise önemli puanlar bıraktı.

Galatasaray’ın Konyaspor karşısında rahat bir galibiyet alarak liderliğini pekiştirmesi, gelecek haftaki Amed karşılaşmasını da gündemin merkezine taşıdı. Sarı-kırmızılılar, liderlik mücadelesi niteliğindeki bu maça hazırlanırken Ballet’in cezalı duruma düşmesi de değerlendirildi. Şoray Uzun, oyuncunun rakibine yönelik hareketinin kırmızı kartı gerektirdiğini ve VAR’ın doğru karar verdiğini söyledi. Bu hafta VAR’ın başarısız olduğu karşılaşmalar bulunduğunu belirten Uzun, bunun Ballet’in pozisyonundaki kararı değiştirmeyeceğini vurguladı. Konya galibiyetinin Galatasaray’ın arkasındaki rüzgârı güçlendirdiğini ifade eden Uzun, bu çıkışın ne kadar süreceğinin yakında anlaşılacağını, Stuttgart maçının ise son dönemdeki en zor sınav olabileceğini dile getirdi.

Coşkun Türk, Galatasaray’ın Konyaspor karşısındaki üstünlüğüne dikkat çekerek Okan Buruk’un ikinci yarının başında beş oyuncu değişikliğini birden yapabildiğini belirtti. Türk’e göre Amed’in sahasındaki başarılı performansı, İstanbul’da nasıl bir sonuç alacağına ilişkin merakı artırıyor. Ballet’in yokluğunu kayıp olarak nitelendiren Türk, Galatasaray’ın başka etkili oyuncularının da bulunduğunu ve karşılaşmanın bol gollü geçebileceğini söyledi. Faik Gürses ise Ballet’in rakibinin yüzüne yaptığı müdahalenin iki kırmızı kartı bile gerektirebileceğini savundu; hareketi gereksiz, anlamsız ve profesyonellik dışı olarak değerlendirdi. Gürses, Amedspor’un oyuncunun eksikliğini hissedeceğini, moralli ve kazanma isteği yüksek Galatasaray’ın güçlü bir rakip olduğunu belirterek haftanın en keyifli maçlarından birinin izleneceğini kaydetti.

Lille deplasmanındaki galibiyetin ardından Galatasaray, peş peşe Stuttgart ve Aston Villa’yı ağırlayacak. Bu iki maçtan altı puan çıkarmanın mümkün olup olmadığına ilişkin değerlendirmelerde Şoray Uzun, bunun kolay olmayacağını ancak imkânsız da sayılmayacağını söyledi. Uzun, sarı-kırmızılıların Lille maçının ikinci yarısındaki ve Fenerbahçe karşılaşmasının ilk yarısındaki oyununu sahaya yansıtması hâlinde altı puana ulaşabileceğini ifade etti. Avrupa’da oyunun akmasına izin veren, yalnızca gördüğü ihlalleri çalan hakemlerin Türk takımları için avantaj sağlayabildiğini de ekledi.

Coşkun Türk, Stuttgart ve Aston Villa’nın Lille kadar kolay rakipler olmayacağını, iki takımın da piyasa değerinin Galatasaray’dan yüksek olduğunu belirtti. Galatasaray’ın iki maçı da kazanabileceğini söyleyen Türk, diğer sonuçların da sürpriz olmayacağına dikkat çekti. Faik Gürses ise Lille zaferinin takıma büyük moral verdiğini ve mevcut durumda iki maçtan altı puan alınmasının Galatasaray’dan beklenebileceğini dile getirdi. Gürses’e göre Stuttgart galibiyeti, geçen yılki gücünden önemli ölçüde uzaklaşan Aston Villa karşısında da kazanma ihtimalini artıracak; aksi sonuçlar sarı-kırmızılıların üst tura çıkma umutlarını tehlikeye sokacak. Konyaspor maçı sonrasında futbolcuların Okan Buruk hakkında olumlu konuşmalar yapmasının da kulübün beklentilerini yükselttiğini söyledi.

Fenerbahçe’de Göztepe yenilgisiyle belirginleşen krizin ardından gözler yeni teknik direktör ihtimaline ve kadronun yeterliliğine çevrildi. Coşkun Türk, sarı-lacivertlilerin son yılların en zor dönemlerinden birini yaşadığını, acil ve etkili bir değişime ihtiyaç duyulmasına rağmen yönetimin böyle bir adım atmadığını savundu. Yeni teknik direktörün kendi oyun anlayışını takıma kabul ettirmesi hâlinde başarılı olabileceğini belirten Türk, mevcut kadronun en azından şampiyonluk yarışından kopmamak için yeterli olduğunu ve devre arasında yapılacak takviyelerle güçlenebileceğini söyledi. Ancak dokuz puanlık farkın ciddi bir sorun oluşturduğunu da vurguladı.

Faik Gürses, Aykut Kocaman’ın göreve gelmesi ihtimali gündemdeyken Oğuz Çetin’le yaşanan iletişim sorununun yönetimi de olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Bu krizden sonra Kocaman’ın görevi kabul edip etmeyeceğinin belirsiz olduğunu, kabul etmesi durumunda da yaşananların Oğuz Çetin’i görevi bırakma noktasına getirebileceğini söyledi. Gürses, güçlü bir kadronun yönünü bulamadan savrulmasının bütün tarafları yıprattığını belirterek teknik direktörden önce takıma bir mentör getirilmesi ve futbolcuların durumunun sorgulanması gerektiğini savundu. Bu şartlarda göreve kimin gelirse gelsin hayal kırıklığının sürme ihtimali bulunduğunu dile getirdi.

Şoray Uzun ise Fenerbahçe’de yaşananların taraftarın kırgınlığı ve öfkesi üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kocaman’ın gelişi, Conte’nin ayrılığı ya da Avcı ve Mendilibar gibi isimlerin gündeme gelmesinin, kulübün otuz milyonu aşkın taraftarının haklı tepkisini tek başına dindirmeyeceğini belirtti. Uzun’a göre kendisini kulübün üzerinde gören ve her şeyi bildiğini düşünenlerin geri çekilmesi, isim veya yakınlık ilişkilerine bakılmadan doğru teknik direktörün getirilmesi ve futbol yönetiminin ona bırakılması gerekiyor. Takımın da taraftarın da gerilmemesi gerektiğini söyleyen Uzun, Avrupa’da ilerlenebilecek geniş bir yol bulunduğunu ve kuranın da iyi olduğunu kaydetti.

Thomas Reis yönetimindeki Trabzonspor’un arka arkaya aldığı galibiyetler, teknik adamın takımda neyi değiştirdiği sorusunu gündeme getirdi. Coşkun Türk, Reis’in oyunculara güven verdiğini, sahadaki iştahlarını yükselttiğini ve takımdaşlık duygusunu geliştirdiğini söyledi. Türk’e göre Türkiye’yi tanıması ve Alman disiplini de teknik direktörün başarısında etkili oldu. Faik Gürses de Reis’in ilk 11’de yaptığı değişikliklerden yedek bekleyen oyunculara güven vermesine, takıma kimlik kazandırmasından taraftarı arkasına almasına kadar pek çok adımın Trabzonspor’da yeniden diriliş sağladığını belirtti ve bu dönüşümün mimarı olarak Reis’i gösterdi.

Şoray Uzun, Trabzonspor’un yükselişinde mevcut potansiyelin doğru değerlendirilmesinin belirleyici olduğunu savundu. Onana’yı ligin en iyi kalecilerinden biri, Salah’ı dünya çapında tanınan bir oyuncu olarak nitelendiren Uzun; Folcarelli’yi önemli bir keşif, Savic’i güven veren bir isim, Muçi’yi ise yetenekli bir futbolcu olarak sıraladı. Bu oyuncularla birlikte listenin uzatılabileceğini söyleyen Uzun, kulübün zaten iyi yönetildiğini ve takımın potansiyelini bilen, işini doğru yapan bir teknik adama ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Ona göre iyi kadro, huzurlu ortam, takımı sahiplenen şehir, dolu tribünler ve oyuncu grubuna uygun oyun sistemi Reis’in başarısını getiren temel unsurlar oldu.

Beşiktaş’ın beş deplasmanda 11 puan kaybetmesi ve teknik direktör Italiano’nun bir sonraki dış saha maçında sorunu çözeceklerini söylemesi de tartışıldı. Faik Gürses, teknik adamın sorunun kaynağını hâlâ doğru biçimde belirleyemediğini düşündüğünü söyledi. Kasımpaşa karşısında öndeyken sahada süre almamış oyuncuların kurtarıcı olarak oyuna alınmasının iki puan kaybına yol açtığını belirten Gürses, bu tercihleri Crystal Palace maçındaki beraberliğe benzetti. Oyuncuların hazır olduğu söylenmesine karşın Italiano’nun anlamsız bulduğu değişikliklerle kendi işini zorlaştırdığını savundu.

Coşkun Türk, Beşiktaş’ın deplasman performansındaki düşüşün motivasyon kaybından kaynaklanıyor olabileceğini söyledi. Italiano’nun daha önce de bu soruna çözüm bulacağını açıkladığını ancak henüz bunu başaramadığını belirten Türk, teknik adamın sonunda çözüm üreteceğine inandığını, buna karşın kaybedilen puanların şampiyonluk mücadelesinde ağır sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Şoray Uzun da Italiano’nun bir sonraki deplasmanda sorunu çözmesini umduğunu, fakat takımın neden geri çekildiğini anlamanın güç olduğunu dile getirdi. Beşiktaş’ın deplasman maçlarına iyi başladığını ve çoğunlukla öne geçtiğini söyleyen Uzun, takım geriye yaslanınca rakibin baskı kurduğunu hatırlattı. Ev sahibi olduğu maçlarda sorun yaşamadığını belirttiği Beşiktaş’ın 11 puan kaybını küçümsemenin mümkün olmadığını, aynı durumun sürmesi hâlinde sıkıntının büyüyeceğini kaydetti.

Fenerbahçe yönetiminin istifadan dönmesiyle birlikte Aziz Yıldırım’ın kulüpteki etkisi ve yönetimin geleceği de gündeme geldi. Coşkun Türk, Yıldırım’ın yaş aldıkça daha sakin bir tutum benimsediğini, takım ve teknik heyet üzerinde eskisi kadar etkili görünmediğini söyledi. Geçmişte Yıldırım’ın takıma yönelik müdahalelerinin Azizsilin olarak anıldığını hatırlatan Türk, kötü sonuçlar devam ederse yönetimin sonunun İsmail Kartal dönemindekine benzeyebileceğini belirtti.

Faik Gürses, Fenerbahçe’nin şampiyonluk yarışında havlu attığını ve geçmişte Beşiktaş’ın yaşadığı sorunların şimdi sarı-lacivertlilerin karşısına çıktığını savundu. Yönetimin de hassas bir durumda olduğunu söyleyen Gürses, en küçük puan kaybında Aziz Yıldırım’ın da aralarında bulunduğu yönetimdekilerin Kalamış’ta dahi görünmez hâle gelebileceği değerlendirmesini yaptı. Sezon başında yapılan hatalı teknik direktör tercihinin Fenerbahçe’yi çıkmaz sokağa sürüklediğini ifade etti.

Şoray Uzun, futbolda her sonucun mümkün olduğunu belirterek Fatih hocanın “Dokuz da kapanır, on dokuz da… Biz yeter ki kazanalım” sözünü hatırlattı. Fenerbahçe’nin öncelikle kazanma alışkanlığı edinmesi gerektiğini söyleyen Uzun, Trabzonspor ve Reis örneğinde olduğu gibi küçük ama doğru bir dokunuşun bunu sağlayabileceğini savundu. Aziz Yıldırım’ın istifa etmemesi, taahhütlerini yerine getirmesi ve bundan sonra doğru isimlerle çalışması gerektiğini belirten Uzun, uygun teknik direktörün göreve getirilip rahat bırakılmasını istedi. Mevcut durumda her şeyin kaybedilmiş olmadığını ifade eden Uzun, gidişat değişmezse sezonun da elden çıkabileceği uyarısında bulundu.