KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • 70 yaş üstü 52 kadınla yapılan gözlemde, yatarken seçtikleri sakin albümleri dinleyen katılımcıların uykuya dalma süresi 10 gece boyunca belirgin biçimde kısaldı. Uzmanlar müziğin destekleyici olabileceğini, haftalarca süren uykusuzlukta ise hekime danışılması gerektiğini vurguluyor.

Yataktayken uykuya dalmakta zorlanan 70 yaş üstü 52 kadınla yürütülen klinik gözlem, sakin müziğin uykuya geçiş süresini kısaltabileceğini gösterdi. Katılımcılar, 10 gece boyunca yatağa uzanıp başlarını yastığa koyduklarında kendi seçtikleri albümleri dinledi.

2004'teki araştırmada uyku kalitesi ilk geceden yükseldi

Yaşlı bireyler üzerinde 2004 yılında tamamlanan başka bir araştırmada, yatmadan önce 45 dakika müzik dinleyen katılımcıların uyku kalitesinde daha ilk geceden artış görüldü. Bu bulgu, yatma öncesi müzik dinlemenin dinlenmeyle ilişkisini inceleyen çalışmalara örnek oluşturdu.

10 gecelik gözlemde uykuya geçiş süresi kısaldı

52 kadının katıldığı gözlemde, müzik akşam rutinine eklenmeden önce uykuya dalma süreleri 27 ile 69 dakika arasında değişiyordu. Katılımcılar seçtikleri albümleri dinlemeye başladıktan sonra bu süre 6 ila 13 dakika aralığına geriledi. Gözlemde, en uzun süre olan 69 dakikanın 6 dakikaya kadar indiği kaydedildi.

Müziğin bedendeki etkisi kortizol ve dopaminle ilişkilendiriliyor

Ses dalgaları kulağa ulaştıktan sonra beyin dokusunda elektriksel sinyallere dönüşüyor; bu süreçte merkezi sinir sistemi sesleri işlerken vücutta bir dizi fiziksel tepki ortaya çıkıyor. Bu tepkilerin hem gevşemeyi kolaylaştırdığı hem de gece uyanmalarına yol açabilecek etkenleri hafifletebildiği belirtiliyor.

Müziğin yatıştırıcı etkisinin, stres hormonu olarak bilinen kortizol düzeyini belirgin biçimde düşürmesiyle bağlantılı olduğu değerlendiriliyor. Aynı sırada beyin, yemek yemek, spor yapmak veya cinsel birliktelik gibi haz veren durumlarda salgılanan dopamini devreye sokuyor. Yatma vaktinde salgılanan dopaminin duygu durumunu iyileştirebildiği ve dinlenmeyi zorlaştıran sızıları ve ağrıları yatıştırabildiği aktarılıyor.

Fiziksel ve zihinsel uyarılmanın, aniden ortaya çıkan ya da kronikleşen bedensel ağrıların hafiflemesine katkı sağlayabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle müziğin etkisi yalnızca dinlenme hissiyle sınırlı kalmayıp uykuyu bölebilecek rahatsızlıkların azaltılmasına da yardımcı olabiliyor.

Uzmanlar dakikada 60 ila 80 vuruşluk tempoya işaret ediyor

Müziğin beden üzerindeki etkisi kişisel beğenilere göre değişebildiğinden, uzmanlar geçmişte rahatlama sağlayan parçalardan kişiye özel bir dinleme listesi hazırlanmasını öneriyor. Parça seçerken dikkate alınabilecek temel ölçütlerden biri, dakikadaki vuruş sayısıyla ifade edilen müzik temposu (BPM).

Bilimsel deneylerde tercih edilen eserlerin temposu çoğunlukla dakikada 60 ila 80 vuruş arasında bulunuyor. Yetişkinlerde dinlenme halindeki kalp atış hızı dakikada 60 ila 100 arasında değiştiği için bedenin yavaş tempolu melodilere biyolojik olarak uyum sağlayabildiği belirtiliyor. Kendi listesini oluşturmak istemeyenler, dijital platformlardaki hazır uyku listelerini gün içinde deneyerek kendilerine uygun ritmi belirleyebilir.

Uyku takibi kusursuz dinlenme kaygısını artırabiliyor

Sleep Foundation verilerine göre doğru müzik seçimi, kaliteli ve kesintisiz uyku için gerekli çevresel ve davranışsal alışkanlıkları kapsayan “uyku hijyeni” standardını yükseltebiliyor. Bebeklere söylenen ninnilerden yetişkinlerin tercih ettiği enstrümantal parçalara kadar farklı müzik türleri, her yaştan insanda benzer bir biyolojik rahatlama sağlayabiliyor.

Öte yandan milyarlarca dolarlık bir sektöre dönüşen uyku takip cihazlarının, kusursuz uyuma düşüncesini besleyerek “ortosomnia” adı verilen yeni bir rahatsızlığı gündeme getirdiği belirtiliyor. Mükemmel dinlenme baskısı, paradoksal biçimde uykuyu kaçırabiliyor. Ayrıca herkes için geçerli kabul edilen sekiz saatlik uyku kalıbı her bireyin genetik yapısına uymuyor.

Uykusuzluğun hayati risk taşıyabilen niteliği nedeniyle Guinness Rekorlar Kitabı artık en uzun süre uyanık kalma rekoru başvurularını kabul etmiyor. Bilim insanları uykunun temel işlevi konusunda ise kesin bir uzlaşıya ulaşmış değil.

Değerlendirmelerde uykunun öne çıkan üç biyolojik işlevi; beyin hücrelerindeki hücresel enerji depolarını yenilemek, gün içinde vücutta biriken zararlı metabolik atıkları temizlemek ve günlük yaşantıda edinilen anılarla hafıza kayıtlarını pekiştirmek şeklinde sıralanıyor. Uzmanlar, müziğin uykuya yardımcı olabilecek bir araç olduğunu ancak uykusuzluk haftalarca sürerse mutlaka hekime başvurulması gerektiğini hatırlatıyor.