Haberin öne çıkan noktaları
- Elektromanyetik darbe saldırısı, elektronik sistemleri ve elektrik şebekelerini devre dışı bırakma ihtimali nedeniyle ABD’de uzun süredir tartışılıyor. Uzmanlar, İran’ın böyle bir saldırıyı başarıyla gerçekleştirme olasılığını son derece düşük görürken doğal güneş fırtınalarının daha gerçekçi bir risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Elektromanyetik darbe (EMP), nükleer patlamayla ortaya çıkabileceği gibi kurgu yapımlarda ve bilgisayar oyunlarında da sıkça işlenen bir felaket senaryosu. Doğrudan can kaybına ya da fiziksel yıkıma yol açmadan elektronik cihazları, iletişim ağlarını ve elektrik altyapısını devre dışı bırakabileceği düşünülen bu etki, modern yaşamın dayandığı sistemler açısından ciddi bir risk olarak değerlendiriliyor. ABD’de de olası bir saldırının günlük hayatı durdurması ve haberleşme altyapısını çökertmesi ihtimali uzun süredir gündemde.
Bu endişeler, 2019’da Donald Trump’ın EMP saldırılarına karşı önlem alınmasını öngören bir başkanlık kararnamesi imzalamasıyla federal kurumların hazırlık çalışmalarına taşındı. Kararın başlıca savunucularından bazıları bugün ABD yönetiminde üst düzey görevlerde bulunuyor. Savunma Bakanı Pete Hegseth, Başkan Yardımcısı JD Vance ve CIA Direktörü John Ratcliffe bu isimler arasında yer alıyor. Bu çevrelerden bazıları EMP riskini İran’la ilişkilendirirken, ABD’nin İran politikasında da etkili konumda. Ancak iki ülke arasındaki çatışmaların üzerinden aylar geçmesine karşın Washington’ın İran’a ilişkin resmi açıklamalarında EMP başlığına değinilmedi.
EMP tehlikesi 1962’de görünür hale geldi
EMP’nin modern dönemde dikkat çektiği olaylardan biri, Soğuk Savaş’ın sürdüğü 1962 yılında yaşandı. ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki gerilimin yüksek olduğu ve nükleer savaş kaygısının güçlü biçimde hissedildiği o dönemde ABD ordusu, Pasifik Okyanusu üzerinde gece yarısı bir hidrojen bombası denemesi yapılacağını duyurdu. Açıklama birçok kişide endişe yaratsa da Hawaii’nin başkenti Honolulu’da testi izlemek isteyenler de vardı. Kentteki oteller çatı katlarında nükleer temalı partiler düzenledi; parklar ve plajlar, patlamayı görmek isteyenlerle doldu.
Gece yarısı gerçekleşen patlama gökyüzünü gündüz gibi aydınlatırken tanıklar kırmızı, yeşil ve mavi renkler gördü. Ardından kentte beklenmedik elektrik kesintileri yaşandı: Bazı sokakların aydınlatmaları ve elektrik şebekesinin bölümleri çalışmaz hale geldi. Uzmanlar ortaya çıkan etkiyi radyo dalgalarına benzetti, ancak bunun bilinen radyo dalgalarından milyonlarca kat güçlü olduğunu belirledi.
İncelemelerde tren rayları, boru hatları, uçak gövdeleri ve elektrik telleri gibi metal yapıların anten işlevi görerek EMP enerjisini çekebildiği anlaşıldı. Bu enerji, sistemleri bozabilecek güçlü elektrik akımlarına dönüşebiliyordu. Araştırmacılar, etkilenme ihtimalinin yalnızca hassas mikro devrelerle sınırlı olmadığını, modern hayatın teknolojik altyapısının tamamını kapsayabileceğini değerlendirdi. Yeterli yükseklikte patlatılan bir nükleer silahın trenleri, uçakları ve otobüsleri çalışamaz duruma getirebileceği; bankacılık sistemini ve elektrik altyapısını da işlevsiz bırakabileceği sonucuna varıldı. Böyle bir tablonun modern toplumda büyük çaplı kaosa yol açma potansiyeli bulunuyordu.
Başlangıçta basit bir EMP silahı geliştirmenin kolay olduğu düşünülse de Los Alamos Silah Laboratuvarı’nın eski direktörlerinden fizikçi Stephen M. Younger, sıradan bir atom bombasının etkili bir saldırı için yeterli olmadığını, en az hidrojen bombası gerektiğini savundu. Kuzey Kore’nin EMP tehdidini atom bombası denemeleri sırasında değil, daha güçlü hidrojen bombasını geliştirdikten sonra dile getirmeye başlaması da Younger’ın değerlendirmesini destekleyen bir gelişme olarak görüldü.
Uzayda patlatılan nükleer silah, yerdeki patlamalarda görülen mantar bulutunu ya da şok dalgasını oluşturmak yerine gama ışınları yayıyor. Bu ışınlar atmosferle etkileşime girdiğinde, binlerce kilometre uzaktaki elektronik devrelere zarar verebilecek büyüklükte elektromanyetik dalga ortaya çıkabiliyor. Bu kapasiteye sahip olabilecek ülkelere yönelik ilginin artmasıyla küresel istihbarat kuruluşları söz konusu devletleri daha yakından izlemeye başladı.
İran endişesini bir süt ürünleri girişimcisi büyüttü
ABD’de İran kaynaklı olası bir EMP saldırısı korkusu, Tahran’ın 2008’de atom bombası üretmeye yetecek miktarda zenginleştirilmiş uranyuma sahip olduğuna ilişkin kaygıların ardından belirginleşti. Bu endişeyi büyüten kişilerden biri, New York’un kuzeyinde süt ürünleri alanında girişimci olan Henry Schwartz’tı. Sahip olduğu iş, bir hareket başlatmak için gerekli imkânları sağlarken İsrail yanlısı siyasi görüşleri de bu konuda çalışma motivasyonunu oluşturdu.
Schwartz, 2009’da EMPACT America’yı kurdu. Örgüt, halkı EMP tehlikesi konusunda bilgilendirmeyi ve hükümeti önlem almaya çağırmayı hedefliyordu. Schwartz’ın milyonlarca dolar harcadığı oluşum, tanınmış muhafazakârların konuya yönelmesinde önemli rol oynadı.
EMPact America’nın öne çıkardığı felaket tablosu iki temel iddiaya dayanıyordu. İlk iddiaya göre terör örgütlerinin ya da uluslararası kurallara uymayan bir devletin geliştirebileceği ilkel bir atom bombası bile yıkıcı bir EMP dalgası yaratabilirdi. İkinci iddia ise elektrik şebekesiyle tedarik zincirlerinin çökmesinin ülke çapında yağma, salgın hastalık, kıtlık ve çete çatışmalarına neden olacağı yönündeydi. Grubun değerlendirmesine göre ortaya çıkacak kaos, Amerikalıların büyük bölümünün yaşamını yitirmesiyle sonuçlanabilirdi.
Olası bir saldırı sonrasında ölü sayısının ABD nüfusunun yüzde 90’ına, başka bir ifadeyle 300 milyondan fazla kişiye ulaşabileceği ileri sürüldü. Bu tahmin, insanlık tarihinin en kanlı çatışması olarak anılan İkinci Dünya Savaşı’ndaki toplam can kaybının yaklaşık dört katına karşılık geliyordu. Söz konusu görüşler yıllar içinde Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen isimleri arasında daha fazla karşılık buldu ve ABD’de ulusal güvenlik açığı olarak ele alınmaya başlandı. Bu tartışmaların ardından Beyaz Saray 2019’da EMP’ye ilişkin resmi bir kararname yayımladı.
Beyaz Saray sorulara doğrudan yanıt vermedi
ABD yönetiminin İran’a yönelik olası bir askeri adım öncesinde Tahran’ın EMP saldırısı düzenleme ihtimalini değerlendirip değerlendirmediği sorulduğunda Beyaz Saray doğrudan yanıt vermekten kaçındı. Bilim insanları ve güvenlik uzmanları ise bu saldırı türünün ne ölçüde gerçekçi bir tehdit oluşturduğunu tartışmayı sürdürüyor.
EMP üzerine çalışan bilim insanları, böyle bir saldırının gerçekleştirilmesini zor buluyor. Los Alamos Üniversitesi fizikçisi Dr. Younger, İran’ın üretebileceği türden bir bombanın bütün iletişim hatlarını kesmeyeceğini ve elektrik şebekesini devre dışı bırakmayacağını söyledi. Olası bir saldırının başarıya ulaşmasının birden fazla koşula bağlı olduğunu belirten uzmanlar, nükleer silah sahibi devletler için bile başarılı bir EMP saldırısı ihtimalinin yazı tura atmaya denk bir başarı oranı taşıdığını ifade ediyor.
Saldırının etkili olabilmesi için uzay hava koşulları, Güneş rüzgârları, patlamanın gerçekleşeceği yükseklik ve Dünya’nın manyetik alan çizgileri gibi çok sayıda unsurun uygun biçimde bir araya gelmesi gerekiyor. Birçok bilim insanı, insan eliyle düzenlenecek bir saldırıdan çok şiddetli Güneş patlamalarının tetikleyebileceği doğal bir elektromanyetik fırtınanın modern altyapılar için daha somut ve büyük bir tehdit olduğu görüşünde. İran ve Kuzey Kore gibi ülkelerin anlık uzay verilerini izleme ve uyduları takip etme kapasitesi de oldukça kısıtlı.
ABD Savunma Tehdit Azaltma Ajansı’nın eski direktörü Dr. Stephen M. Younger, felaket senaryolarında öne sürülen unsurların önemli bölümünün teknik açıdan gizli bilgilere dayandığını belirtti. Younger’a göre EMP tehlikesinin abartılması, başlı başına ticari bir “korku endüstrisine” dönüşmüş durumda. Washington’da insanların korkutularak para kazanıldığını söyleyen fizikçi, mekanizmanın bu şekilde işlediğini vurguladı.
Younger, EMP saldırısının teknik olarak mümkün olduğunu ve konuya karşı dikkatli davranılması gerektiğini kabul etmekle birlikte, tehditlerin gerçekçilik bakımından sıralanmasının önemine işaret etti. İran’ın ABD’ye karşı başarılı bir EMP saldırısı düzenleme ihtimalinin Washington’ın zaman ayırmasını gerektirecek düzeyde olmadığını belirten deneyimli fizikçi, bu senaryoyu “Son derece düşük bir olasılık” diye nitelendirdi.



Yorumlar 0