Haberin öne çıkan noktaları
- Semerkant’taki çocuk refahı zirvesinde konuşan Esra Albayrak, algoritmaların çocukların dikkatini ve verilerini hedeflediğini belirterek yapay zekâ çağında çocukları korumanın dayanıklılık ve erken çocukluk eğitimine yatırım gerektirdiğini söyledi.
NUN Eğitim ve Kültür Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Esra Albayrak, Özbekistan’ın Semerkant kentinde düzenlenen “Çocukların Refahına Yatırım Yapmak: Gelecek Nesillerin Sürdürülebilir ve Adil Kalkınmasına Giden Yol Dünya Zirvesi” kapsamında konuştu. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Khalilur Rahman’ın, Lübnan Cumhurbaşkanı’nın eşi Nimet Avn’ın, Zimbabve Cumhuriyeti liderinin eşi Auxillia Mnangagwa’nın, Kırgızistan Cumhurbaşkanı’nın eşi Aygül Caparova’nın ve eski Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic’in eşi Tamara Vucic’in de katıldığı zirvede Albayrak, “Çocuklara Büyük Ölçekte Yatırım” başlıklı oturumda değerlendirmelerde bulundu.
Zirvenin dünyanın tüm çocukları için yararlı sonuçlar doğurmasını dileyen Albayrak, organizasyona katkıları dolayısıyla Özbekistan Ulusal Sosyal Koruma Ajansı Birinci Başkan Yardımcısı Shakhnoza Shavkatovna Mirziyoyeva’ya ve ekibine teşekkür etti. İstanbul’dan Hive’ye, oradan Buhara’ya ve Semerkant’a uzanan ilim koridorunun yüzyıllar boyunca medeniyetin en güçlü düşünsel damarlarından biri olduğunu ifade eden Albayrak, bu mirası saygı ve gururla anmanın yanı sıra günümüzün sorunları doğrultusunda yeniden canlandırmanın da sorumlulukları arasında bulunduğunu söyledi.
Semerkant’ın düşünce mirası
Albayrak, Semerkant’ın bilim ve düşünce birikimi içinde kendisine ilham veren isimlerden birinin Uluğ Bey’in öğrencisi Ali Kuşçu olduğunu belirtti. Kuşçu’nun yaşadığı dönemde, Aristoteles felsefesinden beslenen ve dünyanın hareketsiz olduğu kabulüne dayanan yaklaşımın bilimsel çalışmalarda tartışmasız bir görüş gibi benimsendiğini aktardı. Ancak Ali Kuşçu’nun bu kabule itiraz ettiğini kaydeden Albayrak, deney ve gözlemlerin dünyanın hareketsizliğini kanıtlamaya yetmeyeceğini, dünyanın hareket ettiğini kabul etmenin de bilim dışı sayılmak zorunda olmadığını savunduğunu anlattı. Albayrak’a göre Kuşçu, yerleşik kabulleri sorgulayarak astronomi biliminin gelişimine alan açtı.
Bir sosyal bilimci olarak bu örneğin önemine değinen Albayrak, herkesin apaçık gördüğü sonuçların, kimi zaman sorgulanması gereken varsayımlara dayanabileceğini dile getirdi. Sosyal bilimlerde de gözlenen sonuçlarla bu sonuçları ortaya çıkaran mekanizmaların birlikte ve sürekli incelenmesi gerektiğini belirtti. Aynı sınıftaki üç çocuğun içine kapanık görünebileceğini, ancak bu durumun her çocukta farklı bir nedenden kaynaklanabileceğini söyledi. Çocuklardan biri akran zorbalığına uğramış, bir diğeri kontrolsüz biçimde ekrana maruz kalmış olabilir; başka bir çocuk geçim sıkıntısı ya da şiddet deneyimi yaşıyor olabilir. Bu nedenle çocuklara yönelik politika ve çözüm yollarının, karşılaşılan farklı nedenlere göre şekillendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Semerkant’ın düşünsel mirasının bu yaklaşımı hatırlattığını belirten Albayrak, sosyal bilimcilerin hazır cevaplara yönelmeden önce isabetli sorular sorması, tek bir açıklamayla yetinmek yerine birden fazla neden üzerinde durması ve kabulleri doğrulamadan benimsememesi gerektiğini ifade etti. Günümüzde yanıt aranması gereken temel sorulardan birinin, çocukların belirsizlikler ve hızlı değişim karşısında nasıl daha dayanıklı yetiştirilebileceği olduğunu söyledi.
Çocukların iyi oluşu ve yapay zekâ
Bu soruyu hem dört çocuk annesi hem sosyal bilimci hem de eğitimci kimliğiyle yönelttiğini belirten Albayrak, farklı düşünce ekollerinin konuya farklı yanıtlar verdiğini kaydetti. Modern pedagojide uzun süre etkili olan yaklaşımlardan birinin, çocuğun zihnini boş bir levha gibi değerlendirdiğini hatırlattı. Gelişim biliminin ise bu varsayımın doğru olmadığını ortaya koyduğunu; yeni doğan bir bebeğin annesinin sesini tanıyabildiğini ve ana dilinin ritmini ayırt edebildiğini gösterdiğini söyledi. Albayrak, kendi düşünce geleneklerinde bu doğuştan gelen yapının “fıtrat” kavramıyla anlatıldığını belirterek insanın fıtrat üzere dünyaya geldiğini, yaşamın da bu özü bozmadan olgunlaştırma yolculuğu olduğunu dile getirdi.
Çocuğun iyi oluşunun yalnızca fiziksel gelişimle sınırlı kalmaması; beden, zihin, ruh ve ahlak boyutlarının tümünü kapsaması gerektiğini ifade eden Albayrak, çocuğun ailesiyle ve toplumla ilişkisinin yanı sıra, bu bağlarla birlikte ve onların ötesinde yaratılış gayesiyle barışık bir ilişki kurmasının da önemli olduğunu söyledi. Bu ilişkilerin kurulamadığı durumlarda çocukların iyi oluşunun zarar gördüğünü gözlemlediklerini aktaran Albayrak, günümüz dünyasında söz konusu bağlara meydan okuyan bir dalgayla karşı karşıya olunduğunu kaydetti.
Albayrak, çocukların iyilik halini tehdit eden algoritmaların insanın ihtiyaçlarından çok dikkatini ve verisini hedef alacak biçimde çalıştığını söyledi. Bu sistemlerin dikkati esir alırken irade gücünü de zayıflattığına işaret etti. Söz konusu değişimin ilk evresinde sosyal medyanın, gerçek ilişkileri taklit eden bir bağlılık yanılsaması yaratarak çocuklarda bağımlılığa yol açtığını ve düşünce, dil ile duygu bütünlüğünü besleyen gerçek ilişkileri zayıflattığını belirtti. Şimdi ise ikinci evrede yapay zekânın konuşulduğunu ifade eden Albayrak, bu ortamda çocukların güvenliğinin yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. Çocukları korumanın onları bütün risklerden uzak tutmak anlamına gelmediğini; bunun, çocukları dayanıklı yetiştirmekle mümkün olabileceğini söyledi.
Çocukların yaşadıkları çağda edilgen değil, etkin bireyler olmalarının istenmesi halinde erken çocukluk dönemine yatırım yapılmasının zorunlu olduğunu belirten Albayrak, sistematik düşünme eğitiminin bu yatırımın temel ayaklarından biri olduğunu dile getirdi. Düşünme kapasitesine sahip olmanın, bu kapasitenin iyi kullanılacağını tek başına garanti etmediğini kaydeden Albayrak; çocukların kavramlarla çalışma, karşılaştırma ve sınıflandırma yapma, gerekçe sunma ve doğru soruları sorma becerilerini erken yaşta edinmesi gerektiğini söyledi.
“Dünya çocukları Ali Kuşçu’nun cesaretini bekliyor”
Ali Kuşçu’nun, herkesin hareketsiz olduğuna inandığı dünyanın hareket edebileceğini düşünme cesareti gösterdiğini hatırlatan Albayrak, bugün de yapay zekâ çağında apaçık kabul edilen görüşleri sorgulamak ve insanın yararına kararlar alabilmek için benzer bir cesarete ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Yapay zekâ algoritmalarının neyi başardığının, kimin diliyle ve kimin verileriyle düşündüğünün sorgulanması gerektiğini belirtti. Burada önceliğin öğretmekten ziyade korumak olduğunu söyleyen Albayrak, kabulleri sorgulama yeteneğinin en çok çocuklarda bulunduğunu ve çocukların fıtratları gereği sürekli “Neden?” diye sorduğunu kaydetti. Bu merakın zaman içinde çoğu kez yetişkinler tarafından gölgelendiğini dile getirdi.
Albayrak, çocukların doğuştan gelen merakını korumayı ve bu soruları tüm çocukların yararına yöneltebilmeyi arzuladığını söyledi. Gazze, Lübnan ve Myanmar’daki çocukların da yetişkinlerden tam olarak bunu beklediğini belirten Albayrak, insanların birbirleriyle göz hizasında buluşmasını engelleyen ve gücün adaletsiz kullanımını meşrulaştıran kabullerin hep birlikte sorgulanması gerektiğini ifade etti. Dünya çocuklarının yetişkinlerden Ali Kuşçu’nun cesaretini beklediğini vurguladı.
BM Genel Sekreteri’nin Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Dr. Najat Maalla M’jid’in moderatörlüğünü yaptığı oturumda Albayrak’ın yanı sıra Sri Lanka Kadın ve Çocuk İşleri Bakan Yardımcısı Namal Sudarshana, Dünya Bankası Orta Asya Bölge Direktörü Najy Benhassine, Çocukluktan Sorumlu Yüksek Komiseri Sarah El Hairy, World Vision International Kamu Politikası ve Etki Kıdemli Direktörü Tamara Tutnjevic ile Pakistan’daki Oasis Otizm Vakfı Kurucusu ve İcra Kurulu Başkanı Ayesha Haroon da konuşmacı olarak yer aldı. Programda ayrıca Nijerya Kadın İşleri ve Sosyal Kalkınma Bakanı İmaan Sulaiman İbrahim’in video mesajı gösterildi.


Yorumlar 0