Haberin öne çıkan noktaları
- Türkiye’nin merkezinde bulunduğu yoğun diplomasi trafiği, orta güçlerin farklı coğrafyalarda yeni iş birlikleri aradığını gösteriyor. Gökçe Aytulu, yakın dönemin risk ve fırsatlarının ABD, Rusya ve Çin arasındaki görüşmelerden çok bu ittifaklarda şekillenebileceğini savunuyor.
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanıyor. Bir değerlendirmeye yer verilmesi, içeriğinin onaylandığı ya da desteklendiği anlamına gelmiyor.
Dünya sancılı bir dönüşümden geçerken Türkiye’nin odağında yer aldığı yoğun diplomasi trafiği, bölgesel ve uluslararası dengelerin yeniden şekillendiğine işaret ediyor. Dünya önemli krizlerden ve büyüme riski taşıyan çatışmalardan geçerken orta güçler kendilerine bir yol ve çözüm arıyor. Bu arayış, kimi alanlarda ortaklaşan, kimi başlıklarda ise çatışan yeni ittifakları gündeme taşıyor.
İstanbul’dan savunma ve deniz yetki alanlarına uzanan temaslar
Dün bölge ülkeleri ile Avrupa’dan sekiz dışişleri bakanı İstanbul’da bir araya geldi. Bir yandan da Kanada Başbakanı tarihi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Bu temaslara ek olarak Katar, Pakistan ve Endonezya ile çok taraflı bir savunma sanayisi anlaşması imzalandı.
Diplomasi gündeminde deniz yetki alanları da yer aldı. Libya Temsilciler Meclisi, 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanı Anlaşması’nı onayladı. Aynı günlerde Yunanistan ile Mısır’ın benzer nitelikte bir anlaşma imzalaması da gündeme geldi.
Birbirini izleyen bu gelişmelerin takibi güç olsa da Gökçe Aytulu, bunların temelinde ortak bir arayış bulunduğunu belirtiyor: Dünya önemli krizlerle ve büyüyerek çatışmaya dönüşme riski taşıyan sorunlarla karşı karşıyayken orta güçler kendi seçeneklerini oluşturmaya çalışıyor. Bu süreçte ortaya çıkan ittifakların yakın gelecekte yeni risklerin ve fırsatların yönünü belirleyebileceğini ifade ediyor.
Büyük güçlerin zirvesinden beklenti sınırlı
Önümüzdeki ay yapılması planlanan ABD, Rusya ve Çin zirvesi uluslararası kamuoyunun odağında. Ancak Aytulu, dikkatlerin yalnızca bu üç ülkenin liderlerinin kuracağı masaya çevrilmemesi gerektiğini düşünüyor; ona göre gözden kaçırılmaması gereken asıl gelişme, orta güçler arasındaki ittifakların şekillenmesi.
Aytulu, ABD, Rusya ve Çin liderlerinin görüşmesinden “dünya barışı” beklemenin naiflik olacağını savunuyor. Birbirlerinin güçlü ve zayıf yönlerini yakından tanıyan bu üç devletin, büyük bir mesele üzerinde konuşarak diğer tarafı ikna etme ihtimalinin oldukça düşük olduğunu belirtiyor. En olumlu senaryoda bile tarafların ikna olmuş izlenimi vererek kendi çıkarları açısından zaman kazanmaya çalışabilecekleri değerlendirmesini yapıyor.
Gökçe Aytulu’ya göre günümüzün diplomasi satranç tahtasında temel riskler ve kazanımlar, orta güçlerin kurduğu ittifaklarda yatıyor. Bu iş birliklerinin, ABD, Rusya ve Çin arasındaki görüşmelerin ötesinde sonuçlar doğurma potansiyeli bulunuyor.



Yorumlar 0