KISA KISA

Haberin öne çıkan noktaları

  • Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, ruhsal sorunların zamanında ele alınmadığında büyüyerek daha ağır tablolara dönüşebileceğini belirtti. Demirsoy, “zayıf” ya da “hasta” olarak etiketlenme kaygısının profesyonel destek almayı geciktirdiğine dikkat çekti.

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü, ruhsal iyilik halinin bireysel ve toplumsal yaşam açısından önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, ruh sağlığı sorunlarının erken fark edilmesi ve ihtiyaç duyulduğunda zaman kaybetmeden profesyonel destek alınması gerektiğini söyledi.

DSÖ’nün sağlık tanımında ruhsal iyilik de yer alıyor

Dünya Sağlık Örgütü, sağlığı yalnızca hastalık ya da fiziksel rahatsızlığın bulunmaması şeklinde değerlendirmiyor; bedensel, ruhsal ve sosyal açıdan tam bir iyilik hali olarak tanımlıyor. Ruh sağlığına ilişkin toplumsal farkındalığın son dönemde giderek yükseldiğini belirten Demirsoy, ruhsal sorunların da beden sağlığı kadar ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.

Demirsoy, Dünya Sağlık Örgütü ile The Lancet tarafından paylaşılan verilere işaret ederek dünya genelinde milyarlarca kişinin çeşitli ruh sağlığı problemleriyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Depresyon vakalarındaki ve psikiyatrik ilaç kullanımındaki istatistiksel yükselişin, toplumların psikolojik desteğe duyduğu ihtiyacın boyutunu gösterdiğini ifade etti.

Uzmanlara başvurunun amacı yalnızca sorun çözmek değil

Çiğdem Demirsoy’a göre ruh sağlığı konusunda bilinçlenme arttıkça uzmanlara başvurma nedenleri de çeşitleniyor. İnsanlar artık yalnızca belirgin ve ağır bir ruhsal sıkıntı yaşadıklarında değil, kendilerini daha yakından tanımak, farkındalıklarını geliştirmek ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla da psikologlardan destek alıyor.

Bu yaklaşımın, psikolojik desteği yalnızca hastalık dönemlerinde başvurulan bir yöntem olmaktan çıkardığını belirten Demirsoy, kişinin kendisini anlamaya yönelik arayışının da profesyonel destek kapsamında değerlendirilebileceğini kaydetti.

Kaygı ve depresyon en sık karşılaşılan sorunlar arasında

Toplumda en yaygın görülen ruhsal sorunların başında kaygı ve depresyonun geldiğini belirten Demirsoy, ilişki problemlerinin de sıkça yaşandığını söyledi. Bu güçlüklerin her zaman doğrudan bir hastalık tablosu anlamına gelmeyebileceğini ifade eden Demirsoy, yine de sorunların görmezden gelinmemesi gerektiği uyarısında bulundu.

Zamanında ele alınmayan kaygı, depresyon ve ilişki kaynaklı problemlerin giderek büyüyebileceğini belirten Demirsoy, bu süreci kartopu etkisine benzetti. Başlangıçta daha sınırlı görünen sorunların ilerleyen dönemde majör depresyon veya kaygı bozukluğu gibi daha ağır ruhsal tablolara dönüşebileceğini aktardı.

“Zayıf” ya da “hasta” görülme kaygısı desteği geciktiriyor

Demirsoy, psikolojik yardım alma konusunda toplumda hâlâ çeşitli yanlış inanışların bulunduğunu dile getirdi. Bir kişinin profesyonel destek araması için mutlaka çok büyük ya da dayanılması imkânsız bir sorun yaşamasının gerekmediğini belirten Demirsoy, gündelik hayatta “kendiliğinden geçer”, “senin elinde” ve “kafana takma” gibi ifadelerle sık karşılaşıldığını söyledi.

Psikolog ya da psikiyatriste başvurmanın bazı kişilerde etiketlenme korkusu oluşturabildiğini ifade eden Demirsoy, bu durumu şu sözlerle anlattı: “Toplumda genelde 'kendiliğinden geçer, senin elinde, kafana takma' gibi söylemlerle çok karşılaşılıyor. Bir psikologa ya da psikiyatriste başvurma bazen etiketlenme korkusu yaratabiliyor. İnsanlar zayıf kişi etiketi, hasta kişi etiketinden çekinerek yardım aramaktan kaçabiliyor.”

Kişinin kendi başa çıkma gücünü aşan bir sıkıntı yaşadığını fark etmesini önemli bir uyarı işareti olarak nitelendiren Demirsoy, böyle bir durumda zaman kaybetmeden destek alınması gerektiğini belirtti. Uzman, ortada belirgin bir ruhsal sorun bulunmasa bile kişinin kendisini daha derinlemesine tanımak ve iç dünyasını keşfetmek için psikolojik destek alabileceğini vurguladı.

Ruhsal sorunlar iş ve sosyal yaşamı da etkiliyor

Ruh sağlığındaki bozulmaların etkisinin yalnızca kişinin iç dünyasıyla sınırlı kalmadığını belirten Demirsoy, bu durumun iş hayatına, sosyal ilişkilere ve akademik başarıya da yansıyabildiğini söyledi. Zamanında fark edilmeyen ve müdahale edilmeyen sorunların hem birey hem de çevresi açısından oluşturduğu maliyetin zamanla arttığını ifade eden Demirsoy, büyüyen problemlerin daha fazla çatışmaya yol açabileceğinin altını çizdi.

Farkındalık, ruh sağlığını güçlendirmenin ilk adımı

Ruh sağlığını korumak ve iyileştirmek için önerilerde bulunan Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, sürecin kişinin kendi ihtiyaçlarını ve duygularını fark etmesiyle başladığını söyledi. Duyguları tanımlayabilmenin, kişinin kendisini anlamasına yardımcı olduğunu belirten Demirsoy, hiç kimsenin mükemmel olmadığını kabul etmenin ve kişisel gelişime açık olmanın da önemli olduğunu dile getirdi.

Demirsoy, internetin ve bilimsel temele dayanan kitapların doğru ve bilinçli kullanıldığında psikolojik dayanıklılığı destekleyebilecek araçlar olduğunu ifade etti. Bununla birlikte sosyal medyada paylaşılan her popüler testin bilimsel geçerliliğe sahip olmayabileceği uyarısında bulundu.

Sosyal medya testlerinin kesin bir tanı ya da etiket olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Demirsoy, bu içeriklerin yalnızca bir başlangıç veya düşünme noktası olarak ele alınabileceğini söyledi. Aksi halde kişilerin kendileri ya da başkaları hakkında yanlış değerlendirmelerde bulunabileceğini ve hatalı etiketlemelerin ortaya çıkabileceğini kaydetti.

Yorumlar 0

0/1000
Yorumlar yükleniyor...