Haberin öne çıkan noktaları
- Belediye kapısına bırakılan siyah karanfil ve komisyonda takılan siyah bantlar, muhalif seçmenin biriken hayal kırıklığını yansıttı. Tepkinin odağında, siyasi eylemlerin ülkenin içinde bulunduğu ağır koşullara karşı yetersiz ve ciddiyetsiz bulunması var.
Muhalefetin Türkiye’de karşı karşıya olduğu tablo, etkili bir mücadele yolu bulmayı zorlaştırıyor. Anayasal kuralları dikkate almayan bir iktidar gücüyle karşı karşıya olunduğu görüşündeki muhalefetin, izleyeceği yöntemi deneme yanılmayla belirlemek zorunda kaldığı savunuluyor. Bu değerlendirmeye göre muhalefetten neredeyse imkânsız bir başarı beklenirken, halk dışında güvenebileceği bir müttefiki de bulunmuyor.
Yıllar içinde büyüyen temsil beklentisi
Meclis’te siyaset yapanların niteliğine ilişkin kuşkular, bugünkü tartışmadan önce de dile getiriliyordu. Yıllar önce siyasetçi bir arkadaşıma, “Meclis’teki yüzlerce vekil içinde, siyasete benzer siyaset yapmayı isteyen ve hakikaten bir derdi tasası olan 50 kişi çıkar mı?” diye sorduğumda, “Çok iyimsersin” karşılığını almıştım. Yurttaşların umutlarını birkaç yüz milletvekiline ve onların belirleyeceği adaylara bağlamak zorunda kalması, demokrasinin yoksulluğuna işaret ediyor.
Milletvekillerini kurtarıcı gibi görmenin siyasetçilere de haksızlık olduğu düşüncesindeyim. Onlar da sihirbaz değil, etten kemikten insanlar; buna karşılık dokunulmazlıkları ve milyonlarca seçmenleri bulunuyor. Aradaki önemli farklardan biri bu. Yine de seçmen, sıradan bir yurttaşın çeşitli nedenlerle yapamayacağı şeyleri milletvekillerinden bekliyor; siyasilerin durumun ciddiyetini kavradığını ve harekete geçtiğini görmek istiyor. Bu beklenti, sembolik eylemlerin neden yeterli bulunmadığını anlamak açısından da önemli.
2017’den 2023’e uzanan siyasi zemin
Yeni rejimin temelinin olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleriyle atıldığı, harcının ise 2017’deki anayasa değişikliğiyle karıldığı değerlendirmesi yapılıyor. Sonraki hamlelerin her seferinde daha cüretkâr hale geldiği, bundan sonra yaşanabilecekleri öngörmek için kâhin olmaya gerek olmadığı ifade ediliyor.
“Cumhuriyet’in en önemli seçimi” söylemiyle anılan 2023 seçimlerinin kaybedilmesinin ardından Meclis’te çekilen rozet fotoğrafları da bu eleştirinin örnekleri arasında gösteriliyor. Milletvekillerinin turkuaz halılar üzerinde neşeyle rozet takarken fotoğraf çektirip paylaşması, siyasetin asıl görevinden uzaklaşmasının işareti olarak değerlendiriliyor. Belediye başkanlarının kolayca parti değiştirip birkaç saat içinde iktidarın en hararetli savunucularından biri haline gelebilmesi de benzer bir anlayışla açıklanıyor: Siyasetçilerin, yalnızca o makamda bulunmanın ötesinde bir siyasi tasavvura sahip olmadığı ileri sürülüyor.
Muhalefetin odağında YENİ Parti
Bugün muhalefet cephesinin farklı partilerden oluştuğu belirtilirken, YENİ Parti ana muhalefet olarak tanımlanıyor. Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) imkânlarının çok kısıtlı olduğu, buna rağmen elinden gelenin fazlasını yaptığı ifade ediliyor. DEM Parti’nin ise “iki arada” kaldığı ve bu nedenle hareketsizleştiği değerlendirmesi yapılıyor.
Sağ partiler arasında hareketlilik gösteren iki adres olarak İYİ Parti ile Saadet Partisi öne çıkarılıyor. Saadet Partisi’nin sesinin oldukça cılız kaldığı, İYİ Parti’nin ise hâlâ varlığını sürdürmesine karşın sesini özellikle “yeni süreç” gündeme geldiğinde yükselttiği savunuluyor. “Butlan CHP’si” diye nitelenen yapıyı, yeniden milletvekili olmayı uman eski siyasetçiler dışında muhalefet partisi sayanların bulunduğuna inanılmadığı da dile getiriliyor. İşbirliğini tercih edenlerin kendilerinden beklenen rolü yerine getirdiği ve getirmeyi sürdüreceği görüşü aktarılıyor. Bu tablo içinde milyonlarca muhalif seçmenin dönüp dolaşıp YENİ Parti’ye yöneldiği belirtiliyor.
Siyah karanfil ve bant eylemleri tepki çekti
Seçmenlerin siyasetçilerden beklentisi, belediye kapısına siyah karanfil bırakılması ya da bir komisyonda ağız ve gözlerin siyah bantla kapatılmasının ötesine geçiyor. Bu tür sembolik protestoların Norveç parlamentosunun üyelerine uygun düşebileceği, ancak 2026 Türkiye’sinde muhatabı güldürmekten ve muhalif seçmenin öfkesini artırmaktan başka bir sonuç doğurmadığı ileri sürülüyor. Geçmişte görmezden gelinebilecek ya da gülümsemeyle karşılanabilecek bu eylemlerin, bugün yaşananların ağırlığı nedeniyle moral bozucu hale geldiği düşünülüyor.
Bu eylemlerin ciddiyetsiz bulunmasının temelinde, ideoloji ve dava eksikliği olduğu görüşü var. Siyasetçilerin gündelik siyaseti ve iletişimi, başka bir ifadeyle siyasetin “muhabbet” tarafını iyi bildikleri; ancak dünyayla ve ülkeyle kurdukları ilişkinin çoğunlukla sınırlı kaldığı savunuluyor. İstisnalar dışında vekillerin varlıklı olmaları, para harcayabilmeleri ve gerekli ilişki ağlarına dâhil olmaları sayesinde seçildikleri öne sürülüyor. Bu nedenle Meclis’teki görevlerinin ve işlevlerinin yeterince farkında olmadıkları iddia ediliyor.
Biriken öfkenin arka planı
Siyah karanfil ve bantlara yönelen tepkinin yalnızca bu eylemlerle sınırlı olmadığı, seçmenin yıllardır yaşadığı hayal kırıklığının da dışavurumu olduğu ifade ediliyor. Benim açımdan, merkezi ve yerel yönetimlerde oy verdiğim siyasetçilerin neredeyse tamamı tutuklu. Ailemin ve yakınlarımın en çok izlediği haber kanalına kayyım atandı; her gün mutlaka okuduğum T24 kapatıldı. Son yıllarda en sevdiğim komedyen, kuyu tipi cezaevinden ancak yakın zamanda çıktı; sevdiğim ve saygı duyduğum arkadaşlarım, eşim ve dostlarım cezaevinde.
Yıllarca takip ettiğim yazar ve çizerlerin çoğu, mecra yokluğu ya da içinde bulundukları koşullar yüzünden artık yazmıyor. Kendimi bildim bileli tanık olmadığım ölçüde ağır bir pahalılıkta geçinmeye çalışanlardanım. Milyonlarca insan yoksulluğa mahkûm edilirken bazı kişilerin yağmayla aklımın almadığı servetlere kavuştuğunu görüyor, yaptıklarının yanlarına kâr kalacağını düşünüyorum. Her gün bir yurttaş olarak aşağılandığımı hissediyorum. Mesleğimin ve içinde bulunduğum camianın durumuna ise hiç girmiyorum. “Çeyrek KHK’lı” olarak işe giderken, henüz görevine iade edilmeyen meslektaşlarımı düşünüyor ve bunun ağırlığını yaşıyorum.
Bu koşullarda nefes almakta zorlanan muhalif yurttaşın siyah bant ve karanfile gösterdiği tepki, yalnızca bugüne dönük değil. Öfkenin içinde, yıllardır yaşananların ve bu vasatlığın bütün bunların temel nedenlerinden biri olduğu düşüncesi de bulunuyor. Seçmen, desteklediği siyasetçinin içinde bulunulan durumun ağırlığını fark etmesini ve kendisini anladığını göstermesini istiyor; başka bir deyişle siyasetçiyi kendi dünyasına çağırıyor.
Gençler neden bu siyasetle ilgilensin?
“Gençler siyasetle ilgilenmiyor” yakınmasının eksik bir bakış sunduğu savunuluyor. Bunun yerine, “Gençler bu tarz siyasetle neden ilgilensin?” sorusunun sorulmasının daha doğru sonuçlara götüreceği belirtiliyor. Tepkinin odağında, seçmenin tekrar tekrar hayal kırıklığına uğramaktan yorulması ve siyasetçilerin bu yorgunluğu görmesini istemesi var. Buna karşın, yerleşik kurumlar ve alışkanlıklar gibi mevcut siyaset tarzının ve siyasetçi profilinin de son dönemini yaşadığına dair umut dile getiriliyor. Eylemlere ilişkin fotoğraf künyesinde X/ekran görüntüsü ve AA ibareleri yer alıyor.



Yorumlar 0